Flinders University öncülüğünde yürütülen uluslararası araştırma, özellikle adenovirüs vektörlü COVID-19 aşıları sonrasında tanımlanan VITT tablosunun, bağışıklık sisteminin yaptığı çok nadir bir “yanlış hedefleme” sonucu geliştiğini gösterdi. Bulgular, tıp dünyasının en saygın yayınlarından New England Journal of Medicine’da yayımlandı.

Araştırmaya göre sorun, bağışıklık sisteminin adenovirüse ait bir proteini, kanda doğal olarak bulunan platelet factor 4 (PF4) adlı proteinle karıştırmasından kaynaklanıyor. Bu karışıklık sonrasında oluşan bazı antikorlar trombositleri aktive ediyor ve çok ender durumlarda ciddi pıhtılaşma tablosunu tetikleyebiliyor. Bilim insanları, bu sürecin temelinde “moleküler taklit” olarak bilinen mekanizmanın yer aldığını belirtiyor.

Pandeminin ilk dönemlerinde dikkat çeken bu tablo, tıp literatürüne aşıya bağlı immün trombotik trombositopeni yani VITT olarak geçmişti. İlk olarak adenovirüs tabanlı COVID-19 aşıları sonrası tanımlanan bu durumun, daha sonra bazı doğal adenovirüs enfeksiyonlarının ardından da görülebildiği bildirilmişti. Yeni çalışma, hem aşı sonrası hem de enfeksiyon sonrası gelişen bağışıklık yanıtının ortak bir moleküler zeminde buluştuğunu göstererek, uzun süredir tartışılan soruya güçlü bir açıklama getirdi.

Araştırmacılar, kritik tetikleyicinin adenovirüse ait pVII proteini olduğunu belirledi. Çalışmada ayrıca, bazı kişilerde antikor gelişimi sırasında ortaya çıkan özel bir değişimin bu yanlış tanımayı kolaylaştırabildiği saptandı. Başka bir ifadeyle, bağışıklık sistemi normalde virüse karşı savaşmak üzere oluşturduğu yanıtı, çok nadir vakalarda PF4’e yönelterek tehlikeli bir zinciri başlatabiliyor. Bu bulgu, VITT’nin neden yalnızca çok küçük bir grupta görüldüğünü anlamak açısından da önemli kabul ediliyor.

Bilim insanlarına göre bu keşfin en önemli sonucu, gelecekte daha güvenli aşı tasarımlarının önünü açması. Çünkü artık hangi adenovirüs bileşeninin sorunla ilişkili olabileceği daha net biliniyor. Araştırmacılar, özellikle pVII proteininin değiştirilmesi ya da etkisinin ortadan kaldırılmasıyla, adenovirüs temelli aşıların etkinliği korunurken bu çok nadir yan etki riskinin daha da azaltılabileceğini değerlendiriyor.

Pseudomonas aeruginosa’da Yeni Dönem: Dirençli Suşlarda Güncel Tedavi ve Umut Veren Yaklaşımlar
Pseudomonas aeruginosa’da Yeni Dönem: Dirençli Suşlarda Güncel Tedavi ve Umut Veren Yaklaşımlar
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar bir noktaya özellikle dikkat çekiyor: Bu tablo son derece nadir görülüyor. Yeni çalışma, aşıların genel yararını tartışmaya açmaktan çok, nadir ama ciddi bir yan etkinin nedenini çözerek tıbbi güvenliği daha da ileri taşıyacak bir adım olarak görülüyor. Bu nedenle çalışma, yalnızca COVID-19 aşıları açısından değil, gelecekte geliştirilecek adenovirüs tabanlı diğer aşı ve tedaviler için de kritik bir bilimsel eşik olarak değerlendiriliyor.