Çalışma, kannabinoidlerin bazı alanlarda sınırlı fayda işareti verdiğini ancak genel tabloya bakıldığında rutin kullanım için güçlü bir kanıt zemini oluşmadığını ortaya koydu.

Araştırmada, 1980 ile 13 Mayıs 2025 arasında yayımlanan randomize kontrollü çalışmalar incelendi. İnceleme kapsamında 54 çalışma ve toplam 2 bin 477 katılımcının verileri değerlendirildi. Araştırmacılar, kannabinoidlerin ruhsal hastalıklar ile madde kullanım bozukluklarında belirtileri azaltma, iyileşme sağlama ve güvenlilik profili açısından etkilerini karşılaştırdı.

Bazı başlıklarda olumlu sinyaller görüldü

Meta-analize göre, cannabidiol ve delta-9-tetrahidrokannabinol kombinasyonu, esrar kullanım bozukluğu olan kişilerde yoksunluk belirtilerini azaltmada belirli ölçüde etkili bulundu. Yine bazı veriler, kannabis kullanım bozukluğu olanlarda haftalık kullanım miktarında azalma olabileceğine işaret etti.

Lancet’te Çarpıcı Bulgular: Psikiyatri Yatağı Azaldıkça Ölüm Artıyor
Lancet’te Çarpıcı Bulgular: Psikiyatri Yatağı Azaldıkça Ölüm Artıyor
İçeriği Görüntüle

Araştırmada ayrıca, tik bozukluğu ya da Tourette sendromu bulunan kişilerde tik şiddetinde düşüş, insomnia yaşayanlarda ise uyku süresinde artış görüldüğü belirtildi. Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde bazı otistik özelliklerde azalma yönünde de sınırlı bulgular elde edildi.

Birçok ruhsal bozuklukta anlamlı etki saptanmadı

Buna karşılık, anksiyete, anoreksiya nervoza, psikotik bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu ve opioid kullanım bozukluğu gibi alanlarda anlamlı bir yarar gösterilemedi. Araştırmacılar, depresyon tedavisine ilişkin randomize kontrollü çalışma kanıtının ise bulunmadığını bildirdi.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bipolar bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk ve tütün kullanım bozukluğu gibi başlıklarda da meta-analiz yapmaya yetecek düzeyde veri olmadığı vurgulandı. Bu tablo, kannabinoidlerin ruh sağlığı alanında yaygın ve standart bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi için henüz erken olduğunu gösterdi.

Yan etki uyarısı öne çıktı

Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de güvenlilik başlığında ortaya çıktı. Araştırmaya göre, kannabis kullanan gruplarda “herhangi bir yan etki” görülme olasılığı kontrol grubuna kıyasla daha yüksek bulundu. Buna rağmen ciddi yan etkiler ya da çalışmadan çekilme oranlarında belirgin bir artış saptanmadı.

Araştırmacılar bu noktada önemli bir ayrım yapıyor: Herhangi bir olumsuz etki ile ciddi advers olay aynı şey değil. Yani kannabinoidler bazı hastalarda daha fazla yan etkiye yol açabiliyor, ancak bu yan etkiler her zaman ağır ya da hayatı tehdit eden düzeyde olmayabiliyor.

Kanıt kalitesi düşük bulundu

İncelemede yer alan 54 çalışmanın 24’ünün yüksek yanlılık riski taşıdığı bildirildi. Araştırmacılar, çoğu sonuca ilişkin kanıt kalitesinin düşük olduğunu belirterek mevcut verilerin temkinli yorumlanması gerektiğini kaydetti.

Bu nedenle çalışmanın genel değerlendirmesi net oldu: Kannabinoidler bazı belirli alanlarda semptom azaltıcı etki gösterebilir, ancak eldeki kanıtlar düşük kalite taşıyor ve yaygın klinik kullanım için yeterince güçlü görünmüyor.

Uzmanlara göre daha güçlü araştırmalara ihtiyaç var

Makalenin yorum bölümünde, kannabinoidlerin özellikle kannabis kullanım bozukluğu, insomnia, tik bozuklukları ve otizm spektrum bozukluğunda bazı fayda sinyalleri verdiği, ancak bu sonuçların henüz sağlam bir tedavi rehberi oluşturacak düzeyde olmadığı vurgulandı. Araştırmacılar, daha büyük örneklemli, daha iyi tasarlanmış ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, kamuoyunda zaman zaman “doğal çözüm” ya da “alternatif tedavi” başlığıyla öne çıkan kannabinoidlerin, ruhsal hastalıklar ve bağımlılık tedavisinde sihirli anahtar olmadığı bir kez daha ortaya kondu. Bilimsel tablo, umut kırıntıları kadar belirsizlikleri de barındırıyor. Bu nedenle uzman denetimi dışında, genelleştirilmiş kullanım önerileri için henüz erken görünüyor.