Pandemi döneminde yapılan çalışmalar ruhsal belirtilerin arttığını gösteriyor

Pandeminin beraberinde getirdiği ruhsal tepkimeler ve gelecek kaygısını Sağlık Bilimleri Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım anlattı.

ÖZEL HABER 27.04.2021, 13:35 27.04.2021, 13:29 Admin
Pandemi döneminde yapılan çalışmalar ruhsal belirtilerin arttığını gösteriyor

Koronavirüsle mücadele sürecinin uzaması kimi psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Hastalığa yakalanma korkusunun yarattığı stres kişilerde kaygı, korku ve yalnızlığa sebep olabiliyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, pandeminin ruh sağlığına etkilerini anlattı.

PANDEMİ, GELECEK KAYGISINI BERABERİNDE GETİRDİ

Salgının ilk döneminde sadece kaygı ile karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, artık gelecek kaygısının da eklendiğini söyledi. Yıldırım şunları kaydetti:

“İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde kurulan Koronavirüs Online Ruhsal Destek Programı’na (KORDEP) hastalığın bulaşmasından korkma gibi kaygı temelli başvurular daha fazla yapıldı. Pandemi gibi büyük sağlık krizlerinde insanlar ne olacağını bilmediklerinden dolayı yoğun korku yaşıyorlar. Ardından buna başka bir kaygı eklendi. Yaşam bundan sonra nasıl olacak? Çünkü kısıtlama kararları gelmişti. Bu belirsizlik ne kadar sürecek? Belirsizlik de kaygıya neden oluyor.”

ALIŞKIN OLMADIĞIMIZ BİR SÜRECE GİRDİK

Salgının ilk 6 aylık döneminde alışkın olmadığımız bir yaşam biçimi ile karşılaştık diyen Prof. Dr. Yıldırım, “Sosyal temasların son derece sınırlı olduğu bir sürece girdik. Ev, yaşamın önemli bir kısmının geçirildiği alan haline geldi. Sosyal izolasyona bağlı olarak çeşitli ek ruhsal tepkiler bu duruma eklendi. İnsanlar yalnızlık, yalnız kalınacağını düşünerek alışkın olduğu sosyal alanlardan uzak kaldı. Çözüm bulmada kendini yetersiz hissetmeye başladı. Bu da ilerleyen dönemlerde klinik başvurularda depresif belirtilerin biraz daha artmasına neden oldu” dedi.

RUHSAL TEPKİLERİN ÖNEMLİ BİR KISMI NORMAL

Olağanüstü dönemlerde insanların gösterdiği ruhsal tepkilerin önemli bir kısmının aslında normal olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yıldırım, “Bu olağanüstü dönemde stresle veya istenmeyen durumlarla ruhsal açıdan baş edemeyebilirler. Eğer stres uzun süre devam ederse -yani insanlar oyun becerilerini, baş etme becerilerini ve kısmen kontrol edebildikleri stresi- kontrol edememeye başlayabiliyor. Pandeminin tahminimizin ötesinde uzaması doğal olarak bu belirtilerin yoğun yaşanmasına neden oldu. Bir grup insan ise bu duruma uyum becerisi gösterdi. İnsan uyum becerisi yüksek olan bir canlı” diye belirtti.

KAYBEDİLEN İNSANLARA CENAZE TÖRENİ BİLE YAPILAMADI

Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, “Ciddi sayıda kaybettiğimiz insanımız var. Bu insanların yakınları cenaze törenlerini ve alışkın oldukları ritüelleri yapamadı. Her şeyin ötesinde hastanede yatarken yakınlarının yanında olamadılar” diyerek pandeminin öteki boyutuna işaret etti.

Yıldırım, şöyle devam etti: “Önemli sayıda insanımız hastanede yattı. İyileştiler ama o dönemlerinde yakınlarının o alışkın olduğumuz hastane ziyaretlerini göremediler. Onlar da kendilerini yalnız hissettiler. Fabrikalardan tutun kuryelere kadar toplumun ihtiyacını gideren insanlar maskelerin ardında az temas kurarak, az teşekkür alarak çalıştı. Alışkın olduğumuz sosyal temasları göremediler. Tabii bununla birlikte sosyal kayıplar da yaşandı.”

YAPILAN ÇALIŞMALAR RUHSAL BELİRTİLERİN ARTTIĞINI GÖSTERİYOR

Yıldırım, “Pandeminin çocuklar üzerinde de birtakım etkileri oldu. Kurallara uyum ve kendilerini disipline etme açısından kritik bir yaşta, bir anda dış uyaranlardan uzak hale düştüler. Kadınlar açısından da sıkıntıları oldu. Çünkü aile içi şiddetin arttığına ilişkin ciddi veriler var. Bu süreçte kliniklere başvuru arttığını söyleyemeyiz. Çünkü zaten kliniklere COVID-19 sebebiyle zorunlu olmadıkça gelmek istemiyorlar. Telefonla veya internet üzerinden toplum tarama çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmalar ruhsal belirtilerin ciddi oranda arttığını gösteriyor” dedi.

SALGINLA YAŞAMAYI ÖĞRENDİK

Yıldırım, “Şu anda ruhsal durumumuz kaygı anlamında bir yıl öncesine göre daha iyi. Bir yıl önce ne yapacağımız konusunda hiçbir fikrimiz yokken bugün salgınla yaşamayı öğrendik. Önemli olan süreci yönetebilmek. Biz bunu öğrendik” diyerek son olarak şunları ekledi:

“Neler olacağını hayal etmek yerine, şu an yapabileceklerimizi düşünmek önemli. İnsanların yaratıcı bir tarafı vardır. Hele ki bizim insanımız zorluklar karşısında daha yaratıcıdır. Bu dönemde yakınlarımızı arayalım, görüntülü görüşmeyi artıralım. Onlara minik hediyeler gönderelim. Evin biraz daha bizim açımızdan keyifli hale gelmesi için minik rötuşlar, dokunuşlar yapabiliriz. En önemlisi salgın kurallarına uymak konusunda çevremize yapacağımız her türlü olumlu konuşma bizleri daha güçlü kılacaktır.”

Yorumlar (0)