Ancak uzmanların dikkat çektiği nokta net: Bu sonuç, her hasta için cihaz tedavisinin gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.

Kalp damar hastalığı ile uyku apnesi arasındaki ilişki uzun süredir hekimlerin yakın takibinde. Çünkü gece boyunca tekrarlayan nefes durmaları, yalnızca uyku kalitesini değil, kalp ve damar sistemini de etkileyebiliyor. Şimdi yayımlanan yeni bir araştırma ise bu tabloya dikkat çekici bir ayrıntı ekledi: Bazı hastalarda obstrüktif uyku apnesi zaman içinde kendiliğinden hafifleyebiliyor.

Çalışma, RICCADSA kohortundan koroner arter hastalığı bulunan ve orta ile ağır düzeyde obstrüktif uyku apnesi saptanan 119 hastayı inceledi. Araştırmada tüm katılımcıların apne-hipopne indeksi saatte 15 ve üzerindeydi. Hastalar, CPAP tedavisi almayan ya da cihazı kullanmayan gruplar üzerinden takip edildi. Ayrıca başlangıçta uyku apnesi olmayan 85 kişilik bir kontrol grubu da değerlendirildi. Evde uyku apnesi testleri başlangıçta ve bir yıl sonra tekrarlandı.

Dirençli Hipertansiyona Yeni Umut: Baxdrostat Faz III’te Güçlü Sonuç Verdi
Dirençli Hipertansiyona Yeni Umut: Baxdrostat Faz III’te Güçlü Sonuç Verdi
İçeriği Görüntüle

Sonuçlar dikkat çekiciydi. Bir yılın sonunda hastaların önemli bir bölümünde uyku apnesinin şiddeti azaldı. Araştırmaya göre medyan apne-hipopne indeksi 24,5’ten 15,1’e geriledi. Hastaların yüzde 61,3’ünde uyku apnesinde iyileşme görülürken, yüzde 38,7’sinde tablo kalıcı seyretti.

Araştırmanın en kritik mesajı ise yalnızca uyku verileriyle sınırlı değil. Uyku apnesi düzelmeyen grupta, majör kalp ve beyin damar olayları açısından daha yüksek risk işareti görüldü. Bu bulgu, özellikle koroner arter hastalarında uyku apnesinin sadece “horlama sorunu” gibi görülmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Bununla birlikte çalışma, “Uyku apnesi olan herkes tedavisiz bırakılabilir” şeklinde yorumlanmamalı. RICCADSA çalışmasının daha önce yayımlanan uzun dönem sonuçlarında, koroner arter hastalığı olan ve belirgin gündüz uykululuğu bulunmayan hastalarda CPAP’ın rutin reçete edilmesi, tüm grupta uzun dönem olumsuz kardiyovasküler sonuçları anlamlı biçimde azaltmamıştı. Ancak sonraki analizler, bazı alt gruplarda ve düzenli cihaz kullanımında CPAP tedavisinin yarar sağlayabileceğine işaret etti.

Uzmanlar açısından asıl önem taşıyan nokta şu: Koroner arter hastalarında obstrüktif uyku apnesi tek tip ilerleyen bir hastalık değil. Bazı kişilerde zaman içinde hafifleyebilirken, bazı hastalarda dirençli biçimde devam edebiliyor. Bu nedenle her hastanın klinik tablosu, kalp riski, uyku testi bulguları ve tedaviye uyumu birlikte değerlendirilmek zorunda.

Yeni çalışma, kalp hastalarında uyku apnesinin seyrine dair ezber bozan bir pencere açsa da, kapıyı tamamen kapatmıyor. Mesaj açık: Uyku apnesi bazen hafifleyebilir, ama kalıcı kalan hastalarda risk daha ciddi olabilir. Bu yüzden tanı kadar düzenli takip de hayati önem taşıyor.