Çalışma, bu ilişkinin kesin neden-sonuç anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak bulgular, “duyguları bastırmak sağlığı nasıl etkiler?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Günlük hayatta öfke, üzüntü, kırgınlık ya da kaygıyı belli etmemek kimi zaman “güçlü durmak” olarak görülür. Ancak duyguları sürekli bastırmak, bedenin stres sistemi üzerinde uzun süreli bir baskı oluşturabilir.
Journal of Psychosomatic Research dergisinde yayımlanan çalışma, duygu bastırma ile ölüm riski arasındaki ilişkiyi 12 yıllık takip verileriyle inceledi. Araştırma, ABD’de ulusal temsiliyeti bulunan General Social Survey-National Death Index verilerine dayanıyor.
Araştırmada Ne Bulundu?
Araştırmada 1996 yılında duygu bastırma ölçeği uygulanan 729 kişi takip edildi. Katılımcıların 1996-2008 yılları arasındaki ölüm kayıtları incelendi.
12 yıllık takipte 111 ölüm tespit edildi. Bunların 37’si kardiyovasküler hastalık, 34’ü ise kanser nedeniyle gerçekleşti.
Duygu bastırma puanı en yüksek grupta yer alan kişilerde, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha yüksek olduğu bildirildi. Araştırmada ayrıca kanser kaynaklı ölümlerle de ilişki saptandı. Kardiyovasküler ölüm için ise artış görülse de sonuç istatistiksel olarak daha sınırlı değerlendirildi.
Bu Sonuç Neden Önemli?
Çalışma, duyguları ifade etme biçiminin yalnızca ruh sağlığıyla değil, genel sağlık sonuçlarıyla da ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
Bu bulgu, “duyguları içine atmak zararlı mı?”, “stres ve ölüm riski arasında ilişki var mı?” gibi sorulara doğrudan kesin yanıt vermiyor. Ancak uzun süreli psikososyal yükün beden üzerindeki etkilerini anlamak için önemli bir veri sunuyor.
Bulgular Günlük Hayatı Nasıl Etkileyebilir?
Araştırma, herkesin her duygusunu anında dışa vurması gerektiği anlamına gelmiyor. Burada dikkat çekilen nokta, duyguların sürekli bastırılması ve kişinin yaşadığı içsel gerilimi sağlıklı biçimde işleyememesi.
Duyguları konuşmak, destek almak, stresle baş etme yolları geliştirmek ve gerektiğinde uzman değerlendirmesine başvurmak ruh sağlığı açısından önem taşıyabilir.
Uzmanlar Hangi Noktaya Dikkat Çekiyor?
Araştırmacılar, duygu bastırma ile erken ölüm arasındaki ilişkinin biyopsikososyal mekanizmalarının daha iyi anlaşılması gerektiğini belirtiyor.
Yani mesele yalnızca “duygularını saklayan kişi hasta olur” gibi basit bir sonuçla açıklanamaz. Stres hormonları, davranış alışkanlıkları, sosyal destek eksikliği, kronik hastalıklar ve yaşam koşulları bu ilişkide birlikte rol oynayabilir.
Çalışmanın Sınırları Neler?
Bu çalışma gözlemsel bir araştırmadır. Bu nedenle duygu bastırmanın doğrudan ölüme neden olduğunu kanıtlamaz.
Katılımcı sayısı sınırlıdır ve duygu bastırma tek bir dönemde ölçülmüştür. Ayrıca kişinin yaşam tarzı, sağlık geçmişi ve sosyal çevresi gibi birçok etken sonuçları etkileyebilir.
Sonuç Ne Anlama Geliyor?
Araştırma, duyguları sürekli bastırmanın uzun vadeli sağlık sonuçlarıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ancak bu bulgu, tek başına tanı, tedavi ya da kesin risk hesabı anlamına gelmez.
En doğru yaklaşım, ruhsal yüklerin küçümsenmemesi ve uzun süren stres, kaygı, öfke ya da içe kapanma durumlarında profesyonel destek alınmasıdır.
Kaynak
Çalışmanın adı: Emotion suppression and mortality risk over a 12-year follow-up
Yayınlandığı dergi / kurum: Journal of Psychosomatic Research
Yayın tarihi: 2013
Araştırmacılar / kurumlar: Benjamin P. Chapman, Kevin Fiscella, Ichiro Kawachi, Paul Duberstein, Peter Muennig; University of Rochester Medical Center, Harvard School of Public Health, Columbia University