Rapora göre bu risklerle bağlantılı sağlık sorunları nedeniyle dünyada her yıl 840 binden fazla kişi hayatını kaybediyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma hayatının çoğu zaman görünmeyen ancak ağır sonuçlar doğuran bir boyutuna dikkat çekti. ILO’nun 2026 Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında yayımladığı yeni değerlendirmeye göre, iş yerindeki psikososyal riskler dünya genelinde yılda 840 binden fazla ölümle ilişkilendiriliyor.
Raporda özellikle uzun çalışma saatleri, iş güvencesizliği, aşırı iş yükü, mobbing, taciz, düşük kontrol hissi ve iş-yaşam dengesinin bozulması gibi faktörlerin çalışan sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğu vurgulandı. ILO, bu risklerin yalnızca tükenmişlik ve kaygı gibi ruhsal sorunlarla sınırlı kalmadığını, kalp hastalıkları ve inme gibi ölümcül tablolarla da bağlantılı olduğunu belirtiyor.
İş stresi artık sadece “yorgunluk” meselesi değil
Çalışma hayatında stres çoğu zaman kişisel dayanıklılık meselesi gibi görülüyor. Ancak ILO’nun raporu, bu tablonun bireysel değil, kurumsal ve toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu gösteriyor.
Uzun mesailer, sürekli erişilebilir olma baskısı, performans kaygısı, işini kaybetme korkusu ve iş yerindeki psikolojik baskı, zaman içinde bedende kalıcı bir yük oluşturabiliyor. Bu yük; uyku bozukluğu, tansiyon yüksekliği, kaygı, depresyon, bağışıklık sistemi zayıflığı ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabiliyor.
Haftada 55 saat ve üzeri çalışma alarm veriyor
Dünya Sağlık Örgütü ve ILO’nun daha önce yayımladığı ortak analizde, haftada en az 55 saat çalışmanın inme ve iskemik kalp hastalığına bağlı ölüm riskini artırdığı bildirilmişti. Bu analize göre uzun çalışma saatleri 2016 yılında 745 bin ölümle ilişkilendirildi; bunların 398 bini inme, 347 bini ise kalp hastalığı kaynaklıydı.
Araştırmada uzun çalışma saatlerinin özellikle orta yaş ve üzeri çalışan erkeklerde daha ağır sonuçlar doğurduğu, 55 saat ve üzeri çalışma düzeninin standart çalışma sürelerine kıyasla kalp ve damar hastalıkları açısından daha yüksek risk oluşturduğu ifade edildi.
Psikososyal risk nedir?
Psikososyal risk, çalışanın ruhsal, sosyal ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyebilen iş yeri koşullarını ifade eder. Bu riskler çoğu zaman gözle görülmez; makineler, kimyasallar veya iş kazaları kadar somut değildir. Fakat etkileri yıllar içinde birikir.
Başlıca psikososyal riskler şöyle sıralanabilir:
- Aşırı iş yükü ve uzun mesai
- İş güvencesizliği
- Mobbing, taciz ve ayrımcılık
- Sürekli performans baskısı
- Çalışanın karar süreçlerinde söz sahibi olmaması
- Düşük sosyal destek
- İş ve özel hayat sınırlarının kaybolması
- Gece vardiyası ve düzensiz çalışma
İş yerinde sağlık politikası değişmeli
ILO’ya göre çözüm yalnızca çalışanlara “stresle başa çıkma” eğitimi vermekle sınırlı olmamalı. İşin tasarımı, çalışma saatleri, yöneticilik kültürü, iş yükü dağılımı ve kurum içi iletişim yeniden ele alınmalı.
Uzmanlara göre sağlıklı çalışma ortamı için işverenlerin psikososyal risk değerlendirmesi yapması, aşırı mesaiyi sınırlaması, mobbing ve taciz mekanizmalarına karşı etkili bildirim kanalları kurması, çalışanlara gerçek dinlenme hakkı tanıması ve iş-yaşam dengesini koruyan politikalar geliştirmesi gerekiyor.
Sessiz salgın: Tükenmişlik, kaygı ve kalp hastalıkları aynı zincirde
İş yerindeki psikososyal riskler çoğu zaman önce yorgunluk, isteksizlik ve uykusuzlukla başlıyor. Ardından tükenmişlik, kaygı, depresyon, tansiyon yüksekliği ve kalp-damar sorunları tabloya eklenebiliyor.
Bu nedenle iş stresi artık yalnızca “yoğun dönem” bahanesiyle geçiştirilecek bir konu değil. ILO’nun yeni raporu, çalışma hayatındaki psikolojik baskının küresel ölçekte ölümcül sonuçlara dönüşebildiğini gösteriyor.
İş yerindeki stres ne zaman ciddiye alınmalı?
Uzmanlara göre çalışanlarda uzun süren uykusuzluk, çarpıntı, göğüs ağrısı, sürekli kaygı hali, öfke patlamaları, işe gitme isteksizliği, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı, mide-bağırsak şikâyetleri ve sosyal geri çekilme gibi belirtiler varsa profesyonel destek alınmalı.
Özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani güçsüzlük, konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya kol-bacakta uyuşma gibi belirtiler kalp krizi ya da inme açısından acil değerlendirme gerektirir.





