Yapı, yalnızca bir eğitim mekânı olarak değil; bilimsel bilgi üretiminin, disiplinli eğitimin ve devlet eliyle yürütülen modernleşme politikasının mekâna yansımış hâli olarak değerlendirilmelidir. Bu metin, Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binasını tarihsel bağlamı, mimari özellikleri, işlevsel dönüşümleri ve güncel konumu çerçevesinde bilimsel bir perspektifle ele almaktadır.
1. Tarihsel Arka Plan: Sağlık Politikası ve Mekân İhtiyacı
-
yüzyılın ikinci yarısı, Osmanlı Devleti açısından sağlık alanında köklü bir dönüşüm dönemidir. Artan nüfus, uzun süren savaşlar, salgın hastalıklar ve askerî modernleşme ihtiyacı; hekim yetiştirme sürecinin rastlantısal ve geleneksel yöntemlerle sürdürülemeyeceğini açık biçimde ortaya koymuştur.
Galatasaray’daki eski Mekteb-i Tıbbiye binası, gelişen anatomi, patoloji ve klinik uygulamalar için mekânsal ve teknik açıdan yetersiz kalmıştır. Bu durum, dönemin siyasal iradesini daha büyük, daha donanımlı ve uzun vadeli bir yapı inşa etmeye yöneltmiştir. Seçilen Haydarpaşa bölgesi, İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı olması nedeniyle stratejik ve sembolik bir tercihtir.
2. İnşa Süreci (1895–1903): Devlet Projesi Olarak Tıp Okulu
Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binasının inşasına 11 Şubat 1895 tarihinde başlanmış, yapı 6 Kasım 1903’te resmen hizmete açılmıştır. Bu tarih, aynı zamanda Sultan II. Abdülhamid’in doğum gününe denk getirilmiş; böylece yapı, tıp eğitiminin yanı sıra siyasal meşruiyet ve modernleşme ideolojisinin de bir göstergesi hâline getirilmiştir.
Yapı, yaklaşık 80.000 m²’lik bir alan üzerine konumlandırılmış; bu ölçekte bir eğitim yapısı, dönemin Osmanlı mimarlığında istisnai bir örnek teşkil etmiştir. Planlama sürecinde yalnızca derslikler değil; yatakhaneler, laboratuvarlar, amfiler, iç avlular ve idari bölümler bir bütün olarak ele alınmıştır. Bu yönüyle bina, klasik okul anlayışının ötesine geçerek kampüs benzeri bir eğitim kompleksi olarak tasarlanmıştır.
3. Mimari Kimlik: Neo-Klasik Disiplin ve Rasyonel Planlama
Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binası, neo-klasik mimari üslubun belirgin özelliklerini taşır. Simetriye dayalı cephe düzeni, anıtsal ölçek, yüksek tavanlar ve geniş açıklıklar; yapının mimari dilinde düzen, hiyerarşi ve akıl vurgusunu öne çıkarır.
Plan şemasında merkezi bir iç avlu etrafında gelişen yapı kurgusu, hem ışık ve hava sirkülasyonunu sağlamış hem de askerî disiplinle örtüşen bir mekânsal organizasyon sunmuştur. Bu özellik, yapının ilk yıllarda askerî tıp eğitimi vermesiyle doğrudan ilişkilidir.
Kullanılan yapı malzemeleri de binanın çağdaş karakterini destekler niteliktedir:
-
Yerli ve ithal kesme taşlar,
-
Avrupa’dan temin edilen metal strüktürler,
-
Dönemi için ileri sayılabilecek yapı teknolojileri.
Bu unsurlar, binanın yalnızca estetik değil, teknolojik açıdan da çağının önünde bir yapı olduğunu göstermektedir.
4. İşlevsel Rol: Osmanlı’da Modern Tıbbın Uygulama Merkezi
Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye binası, Osmanlı tıp tarihinde bir dönüm noktasını temsil eder. Anatomi, histoloji, patoloji ve klinik bilimler; ilk kez bu ölçekte ve bu sistematikte uygulamalı eğitim anlayışıyla yürütülmüştür.
1903–1909 yılları arasında ağırlıklı olarak askerî hekim yetiştiren yapı, 1909’da askerî ve sivil tıp eğitiminin birleştirilmesiyle yeni bir kimlik kazanmıştır. Bu birleşme, tıbbın yalnızca ordunun değil, toplumun tamamının sağlığını önceleyen bir meslek olarak konumlandırılmasının somut adımıdır.
5. Cumhuriyet Dönemi ve İşlevsel Dönüşümler
Cumhuriyet’in ilanı ve özellikle 1933 Üniversite Reformu sonrasında tıp eğitimi İstanbul’un Avrupa Yakası’na taşınmış, Haydarpaşa binası ise farklı eğitim kurumlarına ev sahipliği yapmıştır. Bu süreçte yapı:
-
Ortaöğretim kurumu olarak,
-
Üniversite kampüsü olarak,
-
Sağlık ve eğitim amaçlı farklı fonksiyonlarla
kullanılmıştır.
Bu dönüşümler, binanın sabit bir işlevden ziyade kamusal eğitim ve bilim alanına hizmet eden esnek bir yapı olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
6. Günümüzde Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane
Bugün Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binası, koruma altındaki kültürel miras niteliğiyle varlığını sürdürmektedir. Yapı, günümüzde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile ilişkilendirilen akademik ve bilimsel faaliyetlerin hafıza mekânlarından biri olarak konumlanmaktadır.
Ancak yapı, yalnızca korunması gereken bir tarihî eser değil; tıp tarihi, mimarlık tarihi ve bilim sosyolojisi açısından çok katmanlı bir araştırma alanıdır. Uzmanlar, Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye binasının daha görünür kılınması, bilim tarihi müzesi veya akademik merkez gibi işlevlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Sonuç
Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binası;
-
Osmanlı’nın modern tıbbı kurumsallaştırma çabasının,
-
Bilimin devlet politikası hâline gelişinin,
-
Mimarlık ile eğitim felsefesinin bütünleştiği
nadir örneklerden biridir.
Bu yapı, geçmişin donmuş bir kalıntısı değil; doğru okunduğunda Türkiye’de tıp eğitiminin, sağlık politikalarının ve bilimsel düşüncenin sürekliliğini anlatan canlı bir belgedir. Haydarpaşa’nın taş duvarları, yalnızca geçmişi değil; bilimin bu coğrafyadaki uzun ve zorlu yürüyüşünü de sessizce kayda geçirmektedir.




