Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Bekirli Mahallesi sınırlarında, Karadeniz kıyı hattını takip eden eski muhacir güzergâhı üzerinde yer alan “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”, bugün büyük ölçüde sessizliğe terk edilmiş durumda. İlçe merkezine yakın konumuna rağmen ne güçlü bir yönlendirme sistemi ne de kapsamlı bir koruma çalışması bulunuyor.

İlk bakışta sıradan bir köy mezarlığı izlenimi veren bu alan, düzensiz taş dizilimleri ve isimsiz mezar yapısıyla dikkat çekiyor. Ancak bu görüntünün ardında, 1916 yılında Trabzon’dan yola çıkıp göç yollarında hayatını kaybeden yüzlerce, belki de binlerce insanın hikâyesi yatıyor.

Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı-1

TARİHSEL ARKA PLAN: Bir göç değil, bir kırılma

1916 yılında Rus işgaliyle birlikte Trabzon ve çevresinde yaşayan siviller, batıya doğru göçe zorlandı. Bu hareket, planlı bir tahliye değil; panik ve belirsizlik içinde gelişen kitlesel bir kaçıştı.

Göç edenlerin büyük kısmı:
• kadınlar
• çocuklar
• yaşlılar

oldu. Erkek nüfusun önemli bölümü cephedeydi. Bu nedenle göç kervanları savunmasız ve kırılgandı.

Açlık, susuzluk, barınma eksikliği ve salgın hastalıklar, bu göçü kısa sürede bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürdü. Yollarda hayatını kaybedenler çoğu zaman kimliksiz şekilde toprağa verildi.

SAHA GERÇEĞİ: Bekirli’de son bulan hayatlar

Bekirli Mahallesi, bu göç güzergâhında kritik bir eşik haline geldi. Ancak birçok muhacir için bu nokta, yolun sonu oldu.

Hayatını kaybedenler:
• aceleyle defnedildi
• kimlikleri kayıt altına alınamadı
• mezar taşları isim yerine yalnızca bir işaret olarak bırakıldı

Bugün mezarlıkta görülen düzensiz taşlar, bu zorunlulukların izini taşıyor. Bazı mezarların toplu gömü olabileceği değerlendiriliyor.

Bu yönüyle alan, klasik bir mezarlıktan çok afet ve kitlesel ölüm sahası niteliği gösteriyor.

Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı-2

BİLİMSEL DEĞER: Sessiz ama güçlü bir veri alanı

Bu mezarlık, çok disiplinli bilimsel inceleme açısından dikkat çekici bir potansiyel barındırıyor.

Tarih açısından

Yazılı kaynakların ötesine geçerek, muhacirlik sürecindeki sivil kayıpların sahadaki karşılığını ortaya koyuyor.

Tıp tarihi ve epidemiyoloji

Dönemin koşulları göz önüne alındığında ölümlerin önemli bir bölümünün:
• tifüs
• dizanteri
• sıtma
• ağır beslenme yetersizliği

ile ilişkili olduğu değerlendiriliyor.

Bu durum, mezarlığı göç ve salgın hastalık ilişkisini incelemek için önemli bir saha haline getiriyor.

Antropoloji

Düzensiz ve muhtemel toplu gömüler:
• çocuk ve yaşlı ölümlerinin yoğunluğunu
• aile yapısının parçalandığını
• sosyal kırılmayı

gösteren güçlü veriler sunuyor.

1915’te Bir Sınıfın Tamamı Şehit Düştü: 346 Tıp Öğrencisi ve 262 Hekimin Acı Hikâyesi
1915’te Bir Sınıfın Tamamı Şehit Düştü: 346 Tıp Öğrencisi ve 262 Hekimin Acı Hikâyesi
İçeriği Görüntüle

SAYILARIN BELİRSİZLİĞİ

Mezarlıkla ilgili kesin veriler bulunmuyor.
• Yüzeyde görülebilen mezar sayısı birkaç yüzle sınırlı
• Ancak tarihsel tahminler binlerce kişiyi işaret ediyor

Bu fark, kayıt altına alınamayan ölümlerin büyüklüğünü ortaya koyuyor.

AKADEMİK BOŞLUK: Büyük bir eksiklik

Bu kadar önemli bir alan olmasına rağmen:
• kapsamlı arkeolojik kazı yapılmamış
• sistematik antropolojik analiz gerçekleştirilmemiş
• uluslararası akademik literatürde yeterince yer bulamamış

Mevcut bilgiler büyük ölçüde yerel anlatılar ve saha gözlemlerine dayanıyor.

TRABZON’A SİTEM: Bu hafıza kime ait?

Burada yatanların büyük kısmı Trabzonlu.

Ancak mezarlık Ordu’da ve büyük ölçüde sahipsiz.

Trabzon’daki ilgili kurumların:
• bu alana yönelik kapsamlı bir bilimsel proje geliştirmemesi
• kurumsal sahiplenme ortaya koymaması
• kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturmaması

ciddi bir eksiklik olarak öne çıkıyor.

Bu mezarlık, yalnızca Ordu’nun değil, Trabzon’un tarihidir.

Ve bu tarih, bugün sessizliğe terk edilmiş durumda.

SONUÇ: Sessizlik bir tercih mi?

Ordu’nun Perşembe ilçesindeki Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; aynı zamanda bugünün sorumluluğu.

Bu alan:
• bilimsel olarak incelenmeyi bekleyen bir saha
• korunması gereken bir kültürel miras
• ve hatırlanması gereken bir insanlık dramı

olarak duruyor.

Burada yatanlar kimsesiz değildi.

Ama bugün, sahipsiz bırakılmış gibiler.

Trabzon’un bu mezarlığa dönüp bakması artık bir tercih değil; bir vicdan meselesi.

Ahmet Balcı

Sağlık Bilimleri Üniversitesi