Ceza yargılamalarında dijital delillerin elde edilme yöntemi yeniden tartışma konusu oldu. Hukukçular, kolluk kuvvetlerinin telefonuna el konulan bir kişiden şifre talep etmesinin belirli şartlara bağlı olduğunu vurguluyor.
Hukuki değerlendirmelere göre, bir kişiye telefon şifresinin sorulması, doğrudan delil elde etmeye yönelik bir işlem niteliği taşıyor. Bu nedenle şifre talebi ancak ifade veya sorgu aşamasında, usulüne uygun şekilde gerçekleştirilebiliyor. Bu aşamalara geçilmeden önce ise kişiye susma hakkının açıkça hatırlatılması gerekiyor.
Avukatlar, şifrenin verilmemesinin kişi aleyhine yorumlanamayacağını ve olumsuz bir değerlendirmeye konu edilemeyeceğini belirtiyor. Mevzuata göre, kişinin susma hakkı kapsamında şifre paylaşmaması temel bir hak olarak kabul ediliyor.
Öte yandan, kolluk görevlilerinin herhangi bir hak hatırlatması yapmadan, yalnızca delil toplama amacıyla şüpheliden telefon şifresini sorması veya bu yolla şifreyi ele geçirmesi hukuka açıkça aykırı sayılıyor. Bu aykırılığın varlığı için cebir, tehdit ya da hile kullanılması şart koşulmuyor; bu yöntemlere başvurulmasa dahi işlemin tek başına hukuka aykırı olduğu ifade ediliyor.
Hukukçulara göre, bu şekilde elde edilen dijital veriler “hukuka aykırı delil” niteliği taşıyor ve ceza yargılamasında hükme esas alınmaları mümkün olmuyor.


