Kardiyoloji uzmanları ve bilimsel araştırmalar, bu tablonun tek bir nedene bağlanamayacağını ortaya koyuyor. Obezite, diyabet, sigara kullanımı, stres, hareketsiz yaşam, genetik yatkınlık ve COVID-19 sonrası ortaya çıkan bazı kalp-damar etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Kalp krizleri artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil
Uzun yıllar boyunca kalp krizi daha çok ileri yaş grubuyla ilişkilendirildi. Ancak son dönemde genç erişkinlerde görülen vakalar sağlık otoritelerinin dikkatini çekiyor.
Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri yaşam tarzındaki değişim. Hareketsizlik, uzun süre ekran başında kalma, düzensiz beslenme ve artan obezite oranları kalp-damar hastalıklarının daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Özellikle yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların artık daha genç yaşlarda görülmesi riskleri artırıyor.
Obezite ve diyabet sessiz tehlike oluşturuyor
Kalp krizine yol açan risk faktörlerinin büyük bölümü yıllarca belirti vermeden ilerleyebiliyor.
Fazla kilo, karın çevresinde yağlanma, insülin direnci ve diyabet damar duvarlarında hasara yol açarak kalp krizine zemin hazırlıyor. Birçok genç birey yüksek tansiyon veya kolesterol yüksekliği bulunduğunu ancak hastaneye başvurduğunda öğreniyor.
Kardiyologlar, erken yaşta görülen kalp krizlerinin önemli bir bölümünde önceden fark edilmemiş risk faktörlerinin bulunduğunu belirtiyor.
Sigara ve elektronik sigara riski artırıyor
Uzmanların dikkat çektiği başlıklardan biri de tütün ürünleri kullanımı.
Sigara, damar sertliğini hızlandırırken pıhtılaşma eğilimini artırabiliyor. Son yıllarda yaygınlaşan elektronik sigaralar da kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor.
Araştırmalar, nikotinin kalp hızını ve tansiyonu yükseltebildiğini, damar fonksiyonlarını bozabildiğini gösteriyor.
Stres ve uyku bozukluğu kalbi etkiliyor
Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo da kalp sağlığı üzerinde önemli bir yük oluşturuyor.
Uzun çalışma saatleri, kronik stres, düzensiz uyku, gece vardiyaları ve fiziksel aktivite eksikliği kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturabiliyor.
Uzmanlar özellikle genç çalışan nüfusta görülen yoğun stresin tansiyon ve kalp ritmi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.
COVID-19 kalp ve damar sisteminde iz bırakabiliyor
Pandemi sonrasında kalp sağlığıyla ilgili tartışmaların merkezinde COVID-19 yer alıyor.
Bilimsel çalışmalar, COVID-19 enfeksiyonunun yalnızca akciğerleri değil, kalp ve damar sistemini de etkileyebildiğini ortaya koydu. Virüsün damar iç yüzeyinde hasar oluşturabildiği, iltihabi yanıtı artırabildiği ve pıhtılaşma mekanizmalarını etkileyebildiği bildiriliyor.
Araştırmalarda COVID geçiren kişilerde enfeksiyondan sonraki dönemde ritim bozukluğu, kalp kası iltihabı, kalp yetmezliği ve kalp krizi riskinde artış görülebildiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre özellikle ağır enfeksiyon geçiren kişilerde bu etkiler daha belirgin olsa da bazı çalışmalarda hastaneye yatmayan bireylerde de kardiyovasküler risk artışı bildirilmiş durumda.
Aşıların etkisi tartışılıyor, veriler ne söylüyor?
COVID-19 aşılarıyla ilgili en çok tartışılan konuların başında miyokardit ve perikardit olarak adlandırılan kalp kası ve kalp zarı iltihapları geliyor.
Uluslararası sağlık otoriteleri, bazı COVID-19 aşılarından sonra özellikle genç erkeklerde nadir miyokardit vakalarının görülebildiğini kabul ediyor. Ancak vakaların büyük çoğunluğunun hafif seyirli olduğu ve tedaviyle düzeldiği bildiriliyor.
Öte yandan bilimsel araştırmalar, COVID-19 enfeksiyonunun kalp kası iltihabı oluşturma riskinin aşılara göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar mevcut verilerin gençlerdeki kalp krizleri veya ani ölümlerde genel bir artışı doğrudan aşılarla açıklamadığını vurguluyor.
Her kalp krizi aynı nedenle gelişmiyor
Genç yaşta görülen tüm kalp krizleri damar tıkanıklığından kaynaklanmıyor.
Bazı vakalarda kalıtsal ritim bozuklukları, damar spazmları, pıhtılaşma bozuklukları, kalp kası hastalıkları veya doğumsal kalp problemleri de etkili olabiliyor.
Bu nedenle uzmanlar ani gelişen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bayılma ve efor sırasında ortaya çıkan şikâyetlerin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlardan erken tarama çağrısı
Kardiyoloji uzmanlarına göre genç yaşta kalp krizlerini azaltmanın en etkili yolu erken risk taraması yapmak.
Tansiyon ölçümü, kolesterol kontrolü, kan şekeri takibi, sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku kalp sağlığını korumada büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerin ise belirtileri beklemeden kardiyoloji değerlendirmesinden geçmesini öneriyor.
Genç yaşta kalp krizlerindeki artışın tek bir nedene bağlanamayacağına dikkat çeken uzmanlar, yaşam tarzı değişiklikleri, kronik hastalıklar, genetik faktörler ve COVID sonrası ortaya çıkan etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.




