Norveç’te University of Oslo araştırmacıları tarafından yürütülen geniş ölçekli bir çalışma, yaşlanma sürecinde beyin hacmindeki değişimlerin cinsiyete göre farklılaştığını ortaya koydu.

Araştırmada, 17 ile 95 yaş arasındaki yaklaşık 4 bin 700 sağlıklı bireye ait 12 bin 600’den fazla manyetik rezonans görüntüleme (MRI) verisi analiz edildi. Çalışma, yaşam boyu beyin hacminde yavaş bir azalma olduğunu, ancak bu sürecin özellikle 60 yaş sonrasında hızlandığını gösterdi.

Analizlere göre erkeklerde beyin hacmi kaybı kadınlara kıyasla daha hızlı gerçekleşti ve daha fazla beyin bölgesini etkiledi. Dokunma, görme ve hafıza ile ilişkili bazı alanlarda erkeklerde yıllık küçülme oranının yaklaşık %0,2 civarında olduğu, kadınlarda ise bu oranın yaklaşık %0,12 seviyesinde seyrettiği bildirildi.

Araştırmacılar, kafa büyüklüğü, eğitim düzeyi ve ortalama yaşam süresi gibi değişkenler hesaba katıldıktan sonra da sonuçların değişmediğini belirtti. Bu durum, erkek beyninde yaşlanmaya bağlı yapısal değişimlerin daha hızlı ilerleyebileceğine işaret ediyor.

Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, Alzheimer hastalığının kadınlarda daha sık görülmesine rağmen, beyin yaşlanma hızının kadınlarda daha yüksek olmaması oldu. Bulgular, Alzheimer riskinin yalnızca beyin hacmi kaybı ile açıklanamayacağını düşündürüyor. Araştırmacılar, menopoz sonrası hormonal değişimler, genetik yatkınlıklar ve özellikle APOE ε4 geninin kadınlarda farklı etkiler gösterebilmesinin olası faktörler arasında yer aldığını ifade ediyor.

Araştırmada ayrıca APOE ε4 geninin, kadınlarda tau proteinlerinin zararlı birikimine karşı daha yüksek duyarlılıkla ilişkili olabileceği değerlendirildi. Normalde hücre işlevleri için gerekli olan tau proteinlerinin, Alzheimer hastalığında düğümlenerek nöronlar arası iletişimi bozduğu ve hücre kaybına yol açtığı biliniyor.

Günde 2 kivi Sindirim Konforunu Artırıyor
Günde 2 kivi Sindirim Konforunu Artırıyor
İçeriği Görüntüle

Çalışma, hakemli bilimsel dergiler arasında en yüksek atıf alan yayınlardan biri olan Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yayımlandı. Araştırmanın türü gözlemsel ve görüntüleme temelli olup, nedensellik ilişkisi kurmuyor.

Uzmanlar, bu bulguların beyin yaşlanmasını anlamada önemli ipuçları sunduğunu ancak henüz klinik uygulamalara doğrudan yön verecek nitelikte olmadığını vurguluyor. Sonuçların, deneysel ve ilişki gösterici nitelikte olduğu; bireysel hastalık riskini tek başına belirlemediği özellikle belirtiliyor.