D vitamini için güneşten tamamen kaçınmak yerine, kısa ve kontrollü güneş teması öneriliyor. Özellikle sabah erken veya akşamüstü saatlerinde haftada 2–3 gün, 10–15 dakikalık kısa sürelerin çoğu kişi için yeterli olabileceği belirtiliyor. Açık tenlilerde bu sürenin daha kısa, koyu tenlilerde daha uzun olabileceği ifade ediliyor. Güneş yanığının kesinlikle kabul edilemez olduğu vurgulanarak, “D vitamini uğruna cilt yanığı göze alınmamalı” deniliyor.

Güneş koruyucu kullanımı da dengenin önemli bir parçası. Uzmanlar, kısa süreli ve kontrollü temas dışında daha uzun süre dışarıda kalınacaksa mutlaka güneş koruyucu kullanılmasını öneriyor. Yüz ve boyun bölgesinin lekelenme ve cilt kanseri açısından daha riskli olduğu, bu nedenle çoğu kişide düzenli korunması gerektiği hatırlatılıyor.

Kan Tahlilinden Önce Aç Kalmak Gerçekten Şart mı?
Kan Tahlilinden Önce Aç Kalmak Gerçekten Şart mı?
İçeriği Görüntüle

D vitamininin yalnızca güneşten alınmadığına da dikkat çekiliyor. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitaminiyle zenginleştirilmiş besinler günlük alımı destekleyebiliyor. Gerektiğinde takviyeler de bir seçenek, ancak bunun mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiği vurgulanıyor. Kan düzeyi ölçülmeden yüksek doz takviye kullanımının zararlı olabileceği, böbrek taşı ve yüksek kalsiyum düzeyi gibi riskleri olanlarda daha dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.

Cilt kanseri riskinin yüksek olduğu gruplarda (açık tenli, çok sayıda beni olan, geçmişte güneş yanığı yaşayan, bağışıklığı baskılanmış kişiler) D vitamini planlaması daha fazla besin ve takviye odaklı yapılıyor. Bu kişiler için güneşten korunmanın öncelik olması gerektiği ifade ediliyor.

Uzmanların ortak görüşü şu şekilde özetleniyor: D vitamini eksikliği önemsenmeli, ancak kontrolsüz güneşlenme çözüm değil. Kısa, kontrollü güneş teması; dengeli beslenme ve gerektiğinde hekim önerisiyle takviye, hem cildi koruyan hem de D vitamini seviyelerini destekleyen en güvenli yol olarak görülüyor.