Prof. Dr. Celal Şengör, gazeteci Fatih Altaylı’nın programında yaptığı açıklamayla kilo verme sürecinin detaylarını ilk kez bu kadar açık anlattı. Şengör’ün sözleri, yalnızca kullanılan tedaviyi değil, sürecin arkasındaki iradeyi de ortaya koydu.
“Önce iğne oldum. İştahım kesildi. Ben de dikkat etmeye başladım. Yemiyorum, kendime söz verdim.”
Bu kısa ama çarpıcı ifade, aslında modern obezite tedavisinin iki temel ayağını net biçimde özetliyor: biyolojik destek ve davranış değişikliği.
⸻
İştahı kesen mekanizma: GLP-1 etkisi
Şengör’ün bahsettiği “iğne”, GLP-1 reseptör agonisti olarak bilinen ilaç grubuna ait. Bu tedaviler vücutta doğal olarak bulunan tokluk hormonunu taklit ederek çalışıyor.
• Açlık hissini bastırıyor
• Daha az yemekle doyma sağlıyor
• Beyinde iştah merkezini baskılıyor
Bu nedenle kişi, klasik diyetlerde yaşanan “sürekli açlık hissi” ile mücadele etmek zorunda kalmıyor.
⸻
Asıl farkı yaratan: Karar ve disiplin
Ancak Şengör’ün cümlesinde en kritik vurgu, tıbbi tedaviden çok şu noktada düğümleniyor:
“Yemiyorum, kendime söz verdim.”
Uzmanlara göre GLP-1 ilaçları iştahı azaltarak bir kapı açıyor, ancak o kapıdan geçmek tamamen kişinin iradesine bağlı. Yani:
• İlaç iştahı azaltır
• Ama kilo kaybını sürdüren şey davranış değişikliğidir
Bu nedenle tedavi sürecinde kalıcı başarı, beslenme alışkanlıklarının yeniden şekillenmesiyle mümkün oluyor.
⸻
Hızlı kilo kaybı neden dikkat çekiyor?
Şengör’ün yaklaşık 20 kilo verdiğini açıklaması, bu ilaçların etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Son yıllarda özellikle:
• Diyetle zor kilo veren bireylerde
• Obezite ve diyabet hastalarında
GLP-1 tedavileri önemli sonuçlar ortaya koyuyor.
Ancak uzmanlar, kontrolsüz kullanımın ciddi riskler doğurabileceği konusunda uyarıyor.
⸻
Son söz: İğne değil, karar belirleyici
Celal Şengör’ün ifadeleri, aslında bu sürecin en yalın özetini sunuyor:
Bir iğne iştahı kesebilir, ama tabağı kaldıran şey iradedir.
Modern tıp araçları yolu açıyor; yürüyen ise insanın kendisi oluyor.





