Bir Tıbbi Aleti Neden 100 Yıl Gizlediler? Doğum Forsepsinin Şaşırtıcı Hikâyesi
Bir Tıbbi Aleti Neden 100 Yıl Gizlediler? Doğum Forsepsinin Şaşırtıcı Hikâyesi
İçeriği Görüntüle

Modern anestezinin tarihi anlatılırken dönüm noktası olarak çoğunlukla 16 Ekim 1846’da Boston’da gerçekleştirilen ünlü eter gösterisi hatırlanıyor.
Ancak bu olaydan 42 yıl önce, Japonya’da bir cerrah hastasını ilaçla bilinçsiz hale getirerek büyük bir ameliyat gerçekleştirmişti.
Cerrahın adı Hanaoka Seishū idi.
13 Ekim 1804’te gerçekleştirilen ameliyatta 60 yaşındaki Kan Aiya’nın meme tümörü, Hanaoka’nın yıllar boyunca geliştirdiği bitkisel bir anestezik kullanılarak çıkarıldı.
Bu girişim bugün genel anestezi altında gerçekleştirildiği güvenilir biçimde belgelenmiş en erken başarılı büyük cerrahi işlemlerden biri kabul ediliyor.
Hasta 60 Yaşındaki Kan Aiya’ydı
Hanaoka’nın hastası Kan Aiya adlı 60 yaşındaki bir kadındı.
Tarihsel tıp çalışmalarında Aiya’nın meme kanseri nedeniyle cerrahi tedaviye alındığı ve ameliyatın 13 Ekim 1804’te gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Dönemin şartları düşünüldüğünde böyle bir ameliyat son derece güçtü.
Henüz modern anestezi cihazları, antibiyotikler, güvenli kan transfüzyonu, yoğun bakım üniteleri veya günümüzde kullanılan hasta izleme sistemleri bulunmuyordu.
Cerrahinin en büyük engellerinden biri hastanın yaşayacağı şiddetli ağrıydı.
Hanaoka yıllarını bu soruna çözüm aramaya ayırdı.
Yaklaşık 20 Yıl Anestezik Karışım Üzerinde Çalıştı
Tarihsel araştırmalar, Hanaoka’nın uygun bir anestezik karışım geliştirebilmek için yaklaşık 20 yıl boyunca çalıştığını gösteriyor.
Geliştirdiği karışım günümüzde sıklıkla Tsūsensan adıyla anılsa da Hanaoka’nın kendi vaka kayıtlarında kullanılan adın Mafutsusan olduğu belirlendi.
Daha sonraki tarih çalışmalarında “Tsūsensan” adının zamanla yaygınlaştığı gösterildi.
Bu nedenle tarihsel açıdan en güvenli kullanım:
Mafutsusan, daha sonraki kaynaklarda kullanılan adıyla Tsūsensan.
Karışım Güçlü ve Toksik Bitkiler İçeriyordu
Hanaoka’nın kullandığı ilaç modern anlamda standartlaştırılmış ve güvenliği ayrıntılı biçimde belirlenmiş bir anestezik değildi.
Mafutsusan’ın altı tıbbi bitkiden oluştuğu, temel bileşenleri arasında Datura ve Aconitum türlerinin bulunduğu bildiriliyor.
Bu bitkiler, tropan alkaloidleri ve akonitin gibi güçlü farmakolojik etkileri bulunan maddeler içeriyor.
Yanlış dozlarda ciddi zehirlenme, bilinç bozukluğu, kalp ritim sorunları ve başka toksik etkiler ortaya çıkabiliyor.
Dolayısıyla Hanaoka’nın formülünü bugün:
“Doğal ve güvenli bir bitkisel anestezi”
olarak tanımlamak doğru değil.
Doz standardizasyonunun, hasta izleminin ve toksisite yönetiminin günümüz anestezisiyle karşılaştırılamayacak ölçüde sınırlı olduğu bir yöntemdi.
Anestezik Ağızdan Veriliyordu
Hanaoka’nın yöntemi daha sonra Batı’da yaygınlaşacak eter ve kloroform gibi solunum yoluyla verilen anesteziklerden farklıydı.
Mafutsusan ağızdan veriliyordu.
İlaç hastada cerrahi girişime izin verecek kadar derin bilinç kaybı oluşturuyordu.
Etkinin başlaması günümüzde kullanılan intravenöz anesteziklere kıyasla yavaştı ve etkisi uzun sürebiliyordu.
Bu özellikler yöntemin kontrolünü zorlaştırıyor ve güvenlik risklerini artırıyordu.
Tarihi Ameliyat 13 Ekim 1804’te Yapıldı
Yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından Hanaoka, 13 Ekim 1804’te Kan Aiya üzerinde geliştirdiği yöntemi kullandı.
Mafutsusan verildikten sonra hasta genel anestezi durumuna getirildi ve meme tümörü cerrahi olarak çıkarıldı.
Hanaoka üzerine yayımlanan tarihsel araştırmalar bu girişimi genel anestezi altında gerçekleştirilmiş ilk başarılı meme kanseri ameliyatı olarak tanımlıyor.
Hanaoka’nın başarısının önemi yalnızca ameliyatın yapılmasında değildi.
Hasta, büyük bir cerrahi girişim sırasında farmakolojik yöntemle bilinçsiz hale getirilmişti.
“Dünyanın İlk Genel Anestezisi” Demek Neden Tartışmalı?
Hanaoka’dan çok daha önce anestezi benzeri uygulamalara ilişkin tarihsel anlatılar bulunuyor.
Çinli hekim Hua Tuo’nun, MS 2. veya 3. yüzyılda “Mafeisan” adı verilen bir karışım kullanarak cerrahi girişimler gerçekleştirdiği aktarılıyor.
Ancak bu yöntemin formülü günümüze ulaşmadı.
Orijinal klinik kayıtların bulunmaması ve anlatıların daha sonraki metinlere dayanması nedeniyle Hua Tuo’nun uygulamalarını modern tarihçilik ölçütleriyle doğrulamak zor.
Hanaoka’nın 1804 ameliyatı ise vaka kayıtları ve tarihsel belgeler sayesinde çok daha açık biçimde izlenebiliyor.
Bu nedenle en güvenli tanımlama:
Genel anestezi altında gerçekleştirildiği güvenilir biçimde belgelenmiş en erken başarılı büyük cerrahi girişimlerden biri.
Boston’daki Eter Gösterisinden 42 Yıl Önceydi
Tarihleri yan yana koymak Hanaoka’nın başarısının zamanını daha iyi gösteriyor.
Hanaoka Seishū’nun ameliyatı 1804’te gerçekleştirildi.
Amerikalı hekim Crawford Williamson Long, eteri cerrahi anestezide 1842’de kullandı.
William T. G. Morton ise Boston’daki ünlü halka açık eter gösterisini 1846’da yaptı.
Buna göre Hanaoka’nın ameliyatı:
Long’un eter kullanımından 38 yıl, Morton’un Boston’daki gösterisinden 42 yıl önceydi.
Bu nedenle “eterden 42 yıl önce” ifadesi teknik olarak doğru değil.
Daha doğru tanım:
“Boston’daki ünlü eter gösterisinden 42 yıl önce.”
Hanaoka’nın Yöntemi Japonya İçinde Yayıldı
Hanaoka’nın çalışmasının tamamen gizli kaldığını düşünmek de doğru değil.
Cerrah, Japonya’nın farklı bölgelerinden gelen çok sayıda öğrenci yetiştirdi.
Öğrencileri aracılığıyla anestezi ve cerrahi teknikleri Japonya içinde yayıldı.
Hanaoka’nın yönteminin uluslararası tıp tarihindeki görünürlüğünün daha sınırlı kalmasında ise dönemin koşulları etkiliydi.
Edo dönemi Japonya’sında dış dünya ile bilimsel iletişim oldukça sınırlıydı. Hanaoka’nın çalışmaları Avrupa ve Amerika’daki büyük tıp yayınlarında yer almadı.
Bu nedenle 1804’teki başarısı Batı’daki hekimlere Morton’un 1846 gösterisi kadar hızlı ulaşmadı.
Eter anestezisinin Batı’da kısa sürede yaygınlaşması, modern anestezi tarihinin anlatısında Boston’daki gösterinin çok daha görünür hale gelmesini sağladı.
Anesteziyi Geliştirirken Ailesi de Deneylere Katıldı
Hanaoka’nın yaşamının en sıra dışı bölümlerinden biri, anestezik formülü geliştirirken insan üzerinde deneyler yapması.
Japon anestezi tarihine ilişkin kaynaklarda annesi ve eşinin de bu deneylere katıldığı aktarılıyor.
Daha sonraki tarihsel anlatılarda eşi Kae’nin, deneylerin ardından görme kaybı yaşadığı belirtiliyor.
Ancak Hanaoka’nın yaşam öyküsüne ilişkin bazı ayrıntıların sonraki biyografiler ve edebî eserlerle iç içe geçtiği biliniyor.
Bu nedenle:
“Hanaoka’nın eşi anestezi deneyi nedeniyle kesin olarak kör oldu.”
demek tarihsel açıdan gereğinden fazla kesin.
Daha güvenli ifade, Kae’nin görme kaybının sonraki tarihsel anlatılarda deneylerle ilişkilendirildiğini belirtmek.
Bu dramatik hikâye daha sonra Japon yazar Sawako Ariyoshi’nin eserine ve sinema uyarlamasına da konu oldu.
Hanaoka Tek Bir Ameliyatla Kalmadı
1804’teki girişim Hanaoka’nın son büyük cerrahi uygulaması değildi.
2004 yılında yayımlanan tarihsel incelemeye göre Hanaoka yaşamı boyunca 156 meme kanseri vakasını ameliyat etti.
Anesteziyi başka cerrahi girişimlerde de kullandı.
Cerrahi araçlar geliştirdi, mevcut aletleri değiştirdi ve öğrenciler yetiştirdi.
Böylece Hanaoka’nın etkisi tek bir tarihî ameliyatın çok ötesine geçti.
Modern Genel Anesteziyle Aynı Değildi
Hanaoka’nın yöntemi tarihsel açıdan genel anestezi niteliği taşısa da günümüzdeki genel anestezi uygulamalarıyla birebir aynı değildi.
Bugün ameliyat sırasında hastanın:
oksijen düzeyi,
kalp ritmi,
kan basıncı,
solunumu,
karbondioksit düzeyi
sürekli takip ediliyor.
Gerekirse solunum cihazlarla destekleniyor ve anestezik ilaçların dozları hassas biçimde ayarlanabiliyor.
Hanaoka’nın döneminde bunların hiçbiri bulunmuyordu.
Bu nedenle Mafutsusan ile oluşturulan anesteziyi modern anestezinin birebir karşılığı değil, tarihsel öncüllerinden biri olarak değerlendirmek daha doğru.
Anestezi Cerrahiyi Nasıl Değiştirdi?
Anesteziden önce cerrahi müdahalelerde hız önemliydi.
Hasta bilinçli olabiliyor ve çok şiddetli ağrı yaşayabiliyordu.
Bu durum uzun ve karmaşık ameliyatların yapılmasını büyük ölçüde sınırlandırıyordu.
Anestezi yalnızca ağrının kontrol edilmesini sağlamadı.
Cerraha daha fazla zaman kazandırdı ve daha karmaşık işlemlerin kontrollü biçimde yapılabilmesinin önünü açtı.
Hanaoka’nın 1804’te gerçekleştirdiği ameliyatın tarihsel değeri de burada ortaya çıkıyor.
Cerrahi ağrının farmakolojik olarak ortadan kaldırılabileceğini gösteren erken ve güçlü örneklerden birini oluşturdu.
Anestezinin Tarihi Tek Bir Ülkeyle Başlamadı
Cerrahi ağrıyı ortadan kaldırma arayışı farklı kültürlerde ve farklı dönemlerde görüldü.
Antik Çin’deki anlatılardan Japonya’daki Hanaoka’ya, 19. yüzyıl Amerika’sındaki eter deneylerinden Avrupa’da anestezinin hızla yaygınlaşmasına kadar süreç birçok farklı katkıyla şekillendi.
Hanaoka Seishū ise bu tarihin en dikkat çekici isimlerinden biri olarak kaldı.
Modern monitörlerin, solunum cihazlarının ve güvenliği standardize edilmiş anesteziklerin bulunmadığı 1804 yılında, yıllarca geliştirdiği farmakolojik yöntemle büyük bir cerrahi girişim gerçekleştirdi.
Bunu da Boston’daki modern anestezi tarihinin simgesi haline gelen eter gösterisinden 42 yıl önce yaptı.
KAYNAKLAR
Japanese Society of Anesthesiologists — Hanaoka Seishū ve Japonya’da anestezi tarihi
Breast Cancer — Seishu Hanaoka and his success in breast cancer surgery under general anesthesia two hundred years ago. 2004. DOI: 10.1007/BF02968037
Journal of Japan Society for Clinical Anesthesia — The Mysterious Life of Seishu Hanaoka: In Commemoration of the 200th Anniversary of the First General Anesthesia by Mafutsu-san. 2005. DOI: 10.2199/jjsca.25.427
Masui — Seishu Hanaoka Did Not Describe His Anesthetic as Tsusensan: A Misunderstanding of the Terms Mafutsusan and Tsusensan. 2015
Massachusetts General Hospital — Ether Day tarihsel kayıtları
Crawford W. Long Museum — Crawford Williamson Long ve 1842 eter anestezisi tarihsel kayıtları