BELMİMDER, çalışma barışının sağlanması ve yetki ile statü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla teknik personelin 657 sayılı Kanun’un 4/A kapsamındaki kadrolara geçirilmesini istiyor.

Belediyelerin Teknik Yükünü Taşıyorlar, Kadro Bekliyorlar

Belediyelerde imardan altyapıya, su ve kanalizasyon hizmetlerinden çevre korumaya kadar birçok hayati alanda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancıları, yıllardır çözülemeyen statü sorunlarının giderilmesini bekliyor.

Trabzon Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. İsmet Durmuş Hedeflerini Açıkladı
Trabzon Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. İsmet Durmuş Hedeflerini Açıkladı
İçeriği Görüntüle

Belediye Mimarları ve Mühendisleri Derneği tarafından hazırlanan brifing dosyasında, belediye ve il özel idaresi şirketlerinde çalışan teknik personelin önemli bölümünün 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi şirket işçisi statüsünde bulunduğu belirtildi.

Dernek, bu çalışanların uygulamada kadrolu mühendis ve mimarlarla aynı projelerde görev aldığını, teknik inceleme ve denetim yaptığını, bazı kurumlarda ise icracı ve imzacı sorumluluklar üstlendiğini ifade etti. Buna karşılık ücret, iş güvencesi, görevde yükselme, tayin, izin ve diğer özlük hakları bakımından farklı koşullara tabi oldukları kaydedildi.

696 Sayılı KHK Statü Sorununu Tam Olarak Çözemedi

Kamudaki taşeron istihdamına ilişkin önemli bir adım olan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, daha önce taşeron firmalarda çalışan birçok personel belediye şirketlerine geçirildi.

Ancak bu geçiş, belediye şirketlerinde görev yapan teknik personel bakımından doğrudan devlet memurluğu kadrosu anlamına gelmedi. Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları, sermayesi kamuya ait şirketlerde çalışmayı sürdürürken özel hukuk hükümlerine bağlı işçi statüsünde kaldı.

BELMİMDER’e göre sorun tam da bu noktada ortaya çıkıyor: Kamu adına asli ve sürekli nitelikte hizmet yürüttüğünü belirten teknik personel, görev ve sorumluluk bakımından memur meslektaşlarıyla yan yana çalışırken sosyal ve mali haklar bakımından farklı bir statüye tabi tutuluyor.

Aynı Oda, Aynı Proje, Farklı Ücret ve Haklar

Brifing dosyasında, aynı belediyenin aynı biriminde çalışan iki mühendisin benzer görev ve sorumluluklar üstlenmesine karşın statülerinden kaynaklanan ciddi gelir ve özlük hakkı farklılıkları yaşayabildiği anlatılıyor.

Dernek, bu tablonun yalnızca ücret eşitsizliği oluşturmadığını; kurum içindeki aidiyet duygusunu, mesleki motivasyonu ve çalışma barışını da olumsuz etkilediğini savunuyor.

Dosyada yer alan maaş örnekleri belirli bir dönemin ücretlerini yansıttığından güncel maaş karşılaştırması olarak değerlendirilmemeli. Bununla birlikte işçi ve memur statüsündeki teknik personel arasındaki ücret, sosyal yardım ve iş güvencesi farklarının devam ettiği yönündeki temel itiraz güncelliğini koruyor.

İmza Yetkisi ve Hukuki Sorumluluk Tartışması

Teknik personelin en önemli itirazlarından biri de yetki, statü ve sorumluluk arasındaki uyumsuzluk.

Mühendis ve mimarlar; projelerin hazırlanması, saha kontrollerinin yapılması, teknik raporların düzenlenmesi ve kamu kaynaklarının kullanılmasını etkileyen işlemlerde sorumluluk üstlenebiliyor. Buna karşın şirket işçisi statüsündeki personelin hangi idari işlemlerde imza ve paraf yetkisi kullanabileceği, hukuki sorumluluğunun sınırları ve kamu görevlisi güvencelerinden yararlanıp yararlanamayacağı tartışma konusu olabiliyor.

Bu belirsizlik yalnız çalışanları değil, belediyeleri ve hizmet alan vatandaşları da ilgilendiriyor. Yetkiyle sorumluluğun açık biçimde tanımlanmaması, idari işlemlerin hukuki güvenliği açısından risk oluşturabiliyor.

BELMİMDER: Yaklaşık 9 Bin Teknik Personel Çözüm Bekliyor

BELMİMDER’in brifing dosyasındaki tahminine göre belediye ve il özel idaresi şirketlerinde bu statüde çalışan mühendis ve mimarların sayısı yaklaşık 9 bin düzeyinde bulunuyor. Bu sayı resmî ve güncel bir personel envanteriyle ayrıca doğrulanmaya ihtiyaç duyuyor.

Dernek, söz konusu çalışanların belediyelerin asli hizmetlerinde aktif görev aldığını belirterek şu temel talebi dile getiriyor:

Belediye ve il özel idaresi şirketlerinde asli ve sürekli kamu hizmetlerinde görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancıları, objektif kriterlerle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/A kapsamındaki uygun teknik kadrolara geçirilmelidir.

Anayasal İlkeler Hatırlatıldı

Brifing dosyasında Anayasa’nın çalışma hakkını düzenleyen 49’uncu, ücrette adaleti ele alan 55’inci ve asli ve sürekli kamu hizmetlerinin kimler eliyle yürütüleceğine ilişkin 128’inci maddelerine dikkat çekildi.

Dernek, talebini “eşit işe eşit ücret ve eşit statü” ile “yetki ve sorumlulukta paralellik” ilkelerine dayandırıyor. Ancak her çalışanın görevi, yetkisi ve hukuki durumu aynı olmadığından yapılacak düzenlemenin kapsamının ayrıntılı bir görev analiziyle belirlenmesi gerekiyor.

Benzer Statü Geçişleri Emsal Gösterildi

BELMİMDER, geçmiş yıllarda çıkarılan düzenlemelerle bazı kamu çalışanlarının sözleşmeli personel veya memur statüsüne geçirildiğini hatırlatıyor.

2007 yılında yürürlüğe giren 5620 sayılı Kanun, belirli şartları taşıyan bazı belediye çalışanları için sözleşmeli statüye geçiş imkânı getirmişti. 2023 yılında kabul edilen 7433 sayılı Kanun ile de belirli sözleşmeli personelin memur kadrolarına geçişinin önü açılmıştı.

Dernek, bu örneklerin belediye şirketlerindeki teknik personel için de objektif şartlara dayanan özel bir geçiş düzenlemesinin hukuken ve idari olarak değerlendirilebileceğini gösterdiğini savunuyor.

Çözüm İçin Beş Somut Adım

Sorunun yalnızca toplu bir kadro tartışmasına indirgenmeden, kamu hizmetinin niteliğini ve çalışanların kazanılmış haklarını koruyan kapsamlı bir düzenlemeyle ele alınması gerekiyor:

  1. Güncel personel envanteri çıkarılmalı: Belediye şirketlerinde çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının sayıları, görevleri, kıdemleri ve fiilen yürüttükleri işler belirlenmeli.
  2. Asli görev analizi yapılmalı: Memur eliyle yürütülmesi gereken görevler ile işçi statüsünde yürütülebilecek hizmetler açık biçimde ayrılmalı.
  3. Objektif geçiş modeli hazırlanmalı: Eğitim, mesleki yeterlilik, kıdem, fiilî görev ve güvenlik şartlarını karşılayan personele uygun teknik kadrolara geçiş hakkı tanınmalı.
  4. Geçiş sürecinde ücret adaleti sağlanmalı: Kadro düzenlemesi tamamlanıncaya kadar aynı veya eşdeğer işi yapan çalışanlar arasındaki ölçüsüz ücret ve sosyal hak farklılıkları azaltılmalı.
  5. İmza ve sorumluluk sınırları netleştirilmeli: Teknik personelin hangi işlemlerde yetkili olduğu ve hukuki sorumluluğunun kapsamı mevzuatta açıkça düzenlenmeli.

Mesele Yalnız Maaş Değil, Kamu Hizmetinin Güvenliği

Belediye şirketlerinde çalışan teknik personelin talebi yalnız daha yüksek ücret olarak görülmemeli. Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetleri; yapı güvenliğinden afetlere hazırlığa, altyapı yatırımlarından çevre sağlığına kadar doğrudan toplumun yaşamını etkiliyor.

Bu nedenle teknik sorumluluk üstlenen personelin yetkisinin, statüsünün, ücretinin ve hukuki güvencesinin açık olması kamu yönetiminin de yararına.

Yaklaşık sekiz yıldır devam eden statü tartışmasının merkezi yönetim, yerel yönetimler, çalışan temsilcileri ve meslek kuruluşlarının katılımıyla ele alınması; hem çalışma barışını güçlendirebilir hem de kamu hizmetlerinde hukuki güvenliği artırabilir.

Belediyelerin projelerine imza atan, sahada sorumluluk alan ve şehirlerin geleceğini şekillendiren mühendis, mimar ve şehir plancıları, yaptıkları işle uyumlu bir statü ve adil özlük hakları bekliyor.