Disk Fıtığı Sinir Baskısıyla Ağrı, Uyuşma ve Güçsüzlüğe Neden Olabiliyor
Disk Fıtığı Sinir Baskısıyla Ağrı, Uyuşma ve Güçsüzlüğe Neden Olabiliyor
İçeriği Görüntüle

Bilimsel bir dergide yayımlanan yeni bir sistematik derleme, ağızda yaşayan bakteri topluluklarıyla akciğer kanseri arasındaki olası bağlantıları ele aldı. Çalışmada, farklı ülkelerden araştırmacıların yürüttüğü çok sayıda bilimsel araştırma birlikte değerlendirilerek, ağız mikrobiyomunun akciğer kanserindeki rolü bütüncül biçimde incelendi.

Araştırma, uluslararası bir onkoloji dergisinde yayımlandı ve tıp ile diş hekimliği alanlarında çalışan bilim insanları tarafından hazırlandı. Çalışma türü olarak sistematik derleme ve meta-analiz yöntemi kullanıldı. Araştırmacılar, tükürük, balgam, bronşlardan alınan sıvılar ve tümör dokuları üzerinden yapılmış çalışmaları taradı.

Toplamda binlerce bilimsel yayın gözden geçirildi ve belirlenen ölçütleri karşılayan 50 çalışma analiz edildi. Bu çalışmaların büyük bölümü kesitsel, olgu-kontrol ve kohort tipinde araştırmalardan oluştu.

Elde edilen bulgulara göre, akciğer kanseri olan bireylerde özellikle tükürük ve akciğer içi sıvı örneklerinde bazı ağız bakterilerinin daha sık saptandığı görüldü. Özellikle Veillonella ve Streptococcus türlerinin bu hastalarda daha yüksek oranda bulunduğu raporlandı. Buna karşılık, diş eti hastalıklarıyla bilinen bazı bakteri türlerinin akciğer kanseriyle anlamlı bir ilişki göstermediği ifade edildi.

Bazı çalışmalarda, tümör dokusu içinde saptanan mikroorganizmaların hastalığın seyriyle ilişkili olabileceği de bildirildi. Ayrıca ağız mikrobiyomundaki değişimlerin bağışıklık sistemiyle ilişkili mekanizmaları etkileyebileceği, bu durumun özellikle immünoterapi alanında dikkat çektiği aktarıldı. Ancak bu bulguların tamamı gözlemsel verilere dayanıyor.

Uzmanlar, ağız mikrobiyomu ile akciğer kanseri arasındaki bu ilişkinin ilgi çekici ancak erken aşamada olduğunu vurguluyor. Ağız bakterilerinin sigara kullanımı, ağız-diş sağlığı, antibiyotikler, beslenme alışkanlıkları ve eşlik eden hastalıklar gibi birçok faktörden etkilendiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle, mikrobiyomun tek başına tanı veya tedavi aracı olarak kullanılmasının şu aşamada mümkün olmadığı belirtiliyor.

Sonuç olarak, bu bilimsel derleme ağız mikrobiyomu ile akciğer kanseri arasında bir ilişki olabileceğini düşündürüyor; ancak neden-sonuç bağı kurmuyor. Bulgular henüz deneysel düzeyde değerlendiriliyor ve klinik uygulamaya girmeden önce daha geniş, kontrollü ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.