Diyarbakır’da görülen bir malpraktis davasında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında tartışma yaratan bir karar verildi. Gebelik sürecinde ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı beyanla reddeden aile, doğumdan sonra down sendromlu bebek dünyaya gelmesi üzerine doktora dava açtı.
Dava dosyasında yer alan belgelere göre, aile gebeliğin seyri sırasında kendilerine önerilen tarama testlerini imza karşılığı reddetti. Süreçte alınan bilirkişi raporlarında, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği ve “kusurunun bulunmadığı” yönünde görüş bildirildi.
Ancak mahkeme, bilirkişi raporuna rağmen aile lehine karar vererek doğum uzmanı hekimin 77 milyon TL’yi aşan tazminat ödemesine hükmetti. Karar, özellikle “kusur yok” tespitine rağmen bu denli yüksek tazminata gidilmesi nedeniyle sağlık ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
Kararın ardından icra sürecinin başlamaması için hekimin milyonlarca liralık teminat yatırması gerektiği ifade edildi. Hekim haklarını savunan meslek örgütleri, bu tür kararların özellikle kadın doğum gibi riskli branşlarda genç hekimleri uzmanlık tercihinden vazgeçirdiğini ve “defansif tıp”ı artırdığını dile getiriyor.
Hasta hakları savunucuları ise engelli çocuk sahibi ailelerin ekonomik ve psikolojik yüklerinin görmezden gelinemeyeceğini, ancak çözümün tek bir hekimi ekonomik olarak çökertmek değil, sosyal devlet destek mekanizmalarını güçlendirmek olduğunu savunuyor.
Uzmanlara göre bu karar, Türkiye’de sağlık alanında şu kritik soruları gündeme taşıdı:
• Bilirkişi raporları ile mahkeme kararları arasındaki bağ yeterince güçlü mü?
• Tarama testlerini yazılı reddeden bir aile lehine, hekime bu ölçüde tazminat yüklenmesi hukuki öngörülebilirliği zedeliyor mu?
• Riskli branşlarda hekim bulmak, bu iklimde sürdürülebilir mi?
⸻
Çözüm önerileri
1. Engelli çocuklar için ulusal bakım ve destek fonu
Down sendromu ve diğer doğumsal anomalilerde:
• Ailenin maddi yükü, hekim üzerinden değil kamu destekli bir fon üzerinden karşılanmalı
• Uzun vadeli bakım, eğitim ve rehabilitasyon desteği sosyal devlet politikası olarak ele alınmalı
2. Standart, bağlayıcı “onam ve ret” sistemi
• İkili, üçlü tarama testleri ve diğer riskli işlemler için ülke çapında standart bilgilendirme formları
• Yazılı ret beyanının, sesli/elektronik kayıtla desteklenmesi
• Böylece “bilgilendirme yapıldı mı?” tartışması en aza indirilmeli
3. Bilirkişi kurullarının güçlendirilmesi
• Aynı branştan, deneyimli akademisyen ve uzmanlardan oluşan bağımsız bilirkişi kurulları
• Rehber ve kılavuzlara dayalı, ayrıntılı gerekçeli rapor zorunluluğu
• Mahkeme kararlarının, bilirkişi raporundan tamamen sapması halinde ekstra gerekçelendirme yükümlülüğü
4. Tıp hukuku odaklı zorunlu arabuluculuk
• Dava öncesi sağlık alanında zorunlu arabuluculuk
• Daha hızlı, daha az yıpratıcı ve daha öngörülebilir süreç
• Hem aile hem hekim için psikolojik yükün azalması
5. Genetik danışmanlık ve psikososyal destek
• Riskli gebeliklerde ücretsiz genetik danışmanlık
• Ailelerin karar süreçlerinde psikolog ve sosyal hizmet uzmanı desteği
• Karar ne olursa olsun, doğum sonrası aileye sistematik destek programı
6. Hekimlere hukuk ve iletişim eğitimi
• Tıp fakültelerinde ve uzmanlık eğitiminde malpraktis hukuku dersi
• Riskli gebeliklerde iletişim, kötü haber verme ve kayıt tutma eğitimi
• Bu sayede hem hasta hakları hem hekim hakları aynı zeminde korunabilir




