Tıp literatüründe “otitis eksterna”, halk arasında ise “yüzücü kulağı” olarak bilinen dış kulak yolu enfeksiyonunun özellikle kulağa kaçan suyun uzun süre kulak kanalında kalmasıyla ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Gerek, bu tablonun şiddetli kulak ağrısı, kaşıntı, dolgunluk hissi, akıntı ve işitme azalmasıyla kendini gösterebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Gerek, kulak kanalını kaplayan deri tabakası ve kulak kirinin mikroorganizmalara karşı doğal bir koruma sağladığını belirterek, “Kulakta uzun süre kalan nem bu koruyucu bariyeri zayıflatabilir. Özellikle pamuklu çubuklarla kulağı temizlemeye çalışmak ya da kulağa yabancı cisim sokmak dış kulak yolunda küçük tahrişlere yol açarak enfeksiyon riskini artırır” değerlendirmesinde bulundu.
Deniz ya da havuza giren herkesin risk altında olabileceğini belirten Gerek, çocuklar, ergenler, sık yüzenler, dalgıçlar, su sporlarıyla ilgilenenler, egzama veya sedef hastalığı bulunanlar, diyabet hastaları ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Özellikle diyabetli ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde nadir de olsa enfeksiyonun çevre dokulara yayılabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Gerek, bu nedenle şiddetli ağrı, kötü kokulu akıntı, ateş, kulak çevresinde şişlik, kızarıklık veya işitme kaybı gelişmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti.
Yüzme sonrasında kulak sağlığını korumak için basit önlemlerin büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Gerek, şu önerilerde bulundu:
“Deniz veya havuzdan çıktıktan sonra başınızı yana eğerek kulaktaki suyun dışarı akmasını sağlayın. Kulak kepçesini hafifçe hareket ettirmek drenaja yardımcı olabilir. Kulağın dış kısmı temiz bir havluyla nazikçe kurulanmalı, kulak kanalına pamuklu çubuk, peçete, saç tokası veya benzeri cisimler sokulmamalıdır. Gerekirse saç kurutma makinesi düşük ısı ve düşük hız ayarında, kulaktan en az 30 santimetre uzakta tutularak dikkatli şekilde kullanılabilir.”
Kulak zarında delik, kulak tüpü veya geçirilmiş kulak ameliyatı öyküsü bulunan kişilerin hekim önerisi olmadan kulak damlası kullanmaması gerektiğini belirten Gerek, bilinçsiz antibiyotik ve damla kullanımının sakıncalı olabileceğini ifade etti.
Dış kulak yolu enfeksiyonunun tanısının kulak burun boğaz muayenesiyle konulduğunu belirten Prof. Dr. Gerek, hafif ve orta şiddetteki olgularda çoğunlukla hekim tarafından reçete edilen kulak damlalarının yeterli olduğunu, daha ağır vakalarda ise kulak kanalının temizlenmesi, sistemik tedavi veya yakın takip gerekebileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Mustafa Gerek, yaz aylarında kulak ağrısının “kaçan su nasılsa geçer” düşüncesiyle ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Erken tanı ve uygun tedaviyle dış kulak yolu enfeksiyonlarının büyük bölümü kalıcı sorun gelişmeden tamamen iyileşebilir. Yazın keyfi kulak ağrısıyla bölünmesin” ifadelerini kullandı.