Uzmanlar, denizanası temaslarının çoğunlukla hafif belirtilerle seyrettiğini ancak bazı türlerin ciddi cilt reaksiyonlarına ve nadir durumlarda yaşamı tehdit edebilen alerjik tablolara yol açabileceğini belirtiyor.

Türkiye Denizlerinde Hangi Türler Yaşıyor?

Türkiye’yi çevreleyen Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz’de çok sayıda denizanası türü bulunuyor.

Uzmanlara göre en sık karşılaşılan türlerden biri olan Ay Denizanası (Aurelia aurita), özellikle Marmara ve Karadeniz’de görülüyor. Bu tür çoğu zaman hafif reaksiyonlara neden oluyor veya herhangi bir belirti oluşturmuyor.

Ege ve Akdeniz kıyılarında görülen Mor Sokar (Pelagia noctiluca) ise temas halinde şiddetli yanma, ağrı ve günler sürebilen cilt reaksiyonlarına yol açabilmesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Bunun yanında Fıçı Denizanası (Rhizostoma pulmo), Pusula Denizanası (Chrysaora hysoscella) ve son yıllarda Doğu Akdeniz’de yayılım gösteren Göçmen Denizanası (Rhopilema nomadica) da Türkiye kıyılarında bildirilen türler arasında yer alıyor.

İklim Değişikliği ve Deniz Taşımacılığı Etkili Olabilir

Bilim insanları, son yıllarda bazı bölgelerde denizanası gözlemlerinin artmasının tek bir nedene bağlanamayacağını belirtiyor.

Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, deniz akıntılarındaki değişimler, aşırı avcılık, plankton miktarındaki dalgalanmalar ve kıyısal ekosistemlerdeki değişimler denizanası popülasyonlarını etkileyebiliyor.

Uzmanlar ayrıca küresel deniz taşımacılığı ve gemilerin balast sularının da deniz canlılarının farklı bölgelere taşınmasında rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye açısından önemli mekanizmalardan biri de Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen ve “Lessepsiyen göç” olarak adlandırılan biyolojik geçişler. Kızıldeniz kökenli bazı türlerin bu güzergâhı kullanarak Doğu Akdeniz’e ulaştığı değerlendiriliyor.

Denizanası Teması Sonrası Hangi Belirtiler Görülebilir?

Denizanalarının dokunaçlarında bulunan ve “knidosit” adı verilen yakıcı hücreler temas sırasında toksik maddeler salgılayabiliyor.

Bunun sonucunda:

* Ani yanma hissi,
* Ağrı,
* Kızarıklık,
* Kaşıntı,
* Çizgi şeklinde döküntüler,
* Hafif veya orta derecede şişlik

görülebiliyor.

Daha nadir durumlarda ise özellikle hassas bireylerde bulantı, kas krampları, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü ve anafilaksi gibi ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor.

İlk Yardım Nasıl Yapılmalı?

Uzmanlar, temas sonrasında paniğe kapılmadan doğru müdahale edilmesinin önem taşıdığını vurguluyor.

Önerilen ilk yardım adımları şöyle:

* Sudan güvenli şekilde çıkmak,
* Dokunaç kalıntılarını eldiven, cımbız veya uygun bir araç yardımıyla uzaklaştırmak,
* Çıplak elle temas etmemek,
* İlk aşamada bölgeyi deniz suyuyla nazikçe temizlemek,
* Bölgeyi ovuşturmamak,
* Kaşımamak,
* Gerekirse temiz bir bez aracılığıyla kısa süreli soğuk uygulama yapmak,
* Şikâyetler sürerse sağlık kuruluşuna başvurmak.

Hangi Uygulamalardan Kaçınılmalı?

Uzmanlar, halk arasında yaygın bazı yöntemlerin zarar verebileceği konusunda uyarıyor.

Özellikle:

Kanser Belirtileri Nelerdir? Vücudun Verdiği Erken Uyarılar
Kanser Belirtileri Nelerdir? Vücudun Verdiği Erken Uyarılar
İçeriği Görüntüle

* İlk aşamada tatlı su kullanılması,
* Kum sürülmesi,
* Bölgenin sert şekilde ovulması,
* Çıplak elle dokunaçların çekilmesi,
* Sirke, alkol veya bilinmeyen kimyasalların rastgele uygulanması,
* Bitkisel karışımlar sürülmesi

önerilmiyor.

Yanlış müdahalelerin henüz boşalmamış yakıcı hücreleri aktive ederek reaksiyonları artırabileceği belirtiliyor.

Ne Zaman Hastaneye Başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda acil tıbbi değerlendirme öneriliyor:

* Şiddetli ağrı,
* Yaygın döküntü,
* Nefes almada güçlük,
* Dudak veya dilde şişlik,
* Baygınlık hissi,
* Bilinç değişikliği,
* Yaygın alerjik reaksiyonlar,
* Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde gelişen temaslar.

Uzmanlardan Korunma Tavsiyeleri

Uzmanlar, denizanası yoğunluğunun bildirildiği bölgelerdeki uyarı levhalarına dikkat edilmesini ve yerel yönetimlerin açıklamalarının takip edilmesini öneriyor.

Kıyıya vurmuş veya ölü görünen denizanalarına da çıplak elle dokunulmaması gerektiği belirtiliyor. Çünkü dokunaçlarda bulunan yakıcı hücreler uzun süre etkisini koruyabiliyor.

Çocukların denizanalarıyla oynamasına izin verilmemesi ve su sporlarıyla uğraşan kişilerin uygun koruyucu ekipman kullanması da öneriler arasında yer alıyor.

Bilim insanları, denizanalarının deniz ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu ancak iklim değişikliği, küresel deniz taşımacılığı ve çevresel değişimlerin bazı türlerin dağılımını etkileyebildiğini belirtiyor. Uzmanlar, temasların büyük bölümünün ciddi sonuç doğurmadığını, doğru ilk yardım uygulanmasının ve alarm belirtileri geliştiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasının en doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor.

Kaynaklar

* World Health Organization (Deniz canlılarına bağlı yaralanmalar ve ilk yardım önerileri)
* Centers for Disease Control and Prevention
* National Oceanic and Atmospheric Administration
* Mediterranean Science Commission
* Marine Biology literatürü
* Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki denizanası dağılımına ilişkin hakemli bilimsel yayınlar
* Türkiye kıyılarında Lessepsiyen göç ve Rhopilema nomadica üzerine yayımlanan akademik çalışmalar