EĞİTİM

ÜniversiteSıralamaları Mercek Altında: Küresel Sıralamalar Neyi Ölçüyor, Kimi Geri Bırakıyor?

Dünya üniversite sıralamaları çoğu zaman “prestij göstergesi” olarak kabul ediliyor. Ancak her kuruluşun prestiji tanımlama biçimi farklı. Bu durum, özellikle tematik ve uygulamalı üniversitelerin küresel prestij algısında geri planda kalmasına yol açıyor.

Küresel ölçekte üniversite prestiji denildiğinde en sık referans verilen araçlar, Academic Ranking of World Universities (ARWU), CWTS Leiden Ranking, QS World University Rankings ve Times Higher Education World University Rankings listeleri oluyor.

Ancak bu dört büyük kuruluşun yayımladığı tablolar incelendiğinde dikkat çekici bir gerçek ortaya çıkıyor: Aynı üniversite bir listede “dünya markası” olarak görülürken, başka bir sıralamada orta hatta alt gruplarda yer alabiliyor. Bu durum, prestijin nesnel mi yoksa ölçüm yöntemlerine bağlı göreli bir kavram mı olduğu sorusunu gündeme taşıyor.


Büyük Sıralama Kuruluşları Prestiji Nasıl Tanımlıyor?

ARWU (Shanghai Ranking)

ARWU, prestiji büyük ölçüde elit akademik başarı üzerinden okuyor.

  • Nobel ve Fields madalyası sahibi mezunlar ve akademisyenler

  • Nature ve Science gibi yüksek etkili dergilerde yayımlanan makaleler

  • Kişi başına düşen akademik ödül ve yayın performansı

Bu yaklaşım, temel bilimlerde güçlü, uzun akademik geçmişe sahip üniversiteleri öne çıkarırken; eğitim kalitesi, uygulamalı alanlar ve toplumsal katkıyı neredeyse tamamen dışarıda bırakıyor.


CWTS Leiden Ranking

Leiden Ranking, prestiji saf bilimsel üretim olarak ele alıyor.

  • Yayın sayısı

  • Atıf oranları

  • Uluslararası bilimsel iş birlikleri

Anket, algı veya ödül gibi unsurlar bu sistemde yer almıyor. Yayın hacmi düşük ama uygulama ve hizmet üretimi yüksek üniversiteler bu nedenle listelerde geride kalabiliyor.


QS World University Rankings

QS sıralaması, prestiji büyük ölçüde algı ve tanınırlık üzerinden tanımlıyor.

  • Akademik itibar anketleri

  • İşveren görüşleri

  • Uluslararası öğrenci ve akademisyen oranları

  • Öğrenci–öğretim üyesi oranı

Bu yapı, küresel marka değeri yüksek, İngilizce görünürlüğü güçlü üniversiteleri avantajlı kılıyor. Bölgesel ya da tematik üniversiteler ise yeterince tanınmadıkları için düşük puan alabiliyor.


Times Higher Education (THE)

THE, prestiji daha dengeli bir çerçevede ele aldığını savunsa da sistemin önemli bir kısmı yine anket ve atıf temelli.

  • Eğitim ortamı

  • Araştırma hacmi ve geliri

  • Atıf etkisi

  • Uluslararası görünürlük

Özellikle yoğun eğitim ve hizmet yükü bulunan üniversiteler için bu kriterler sürdürülebilir yüksek performans üretmeyi zorlaştırabiliyor.


Tematik Üniversiteler Prestij Ölçümlerinde Neden Zorlanıyor?

Sağlık bilimleri, mühendislik, tarım ve uygulamalı alanlara odaklanan tematik üniversiteler:

  • Klinik ve saha hizmetine büyük zaman ayırıyor

  • Yayın yerine uygulama ve hizmet üretiyor

  • Ulusal sistemler için stratejik roller üstleniyor

Ancak küresel sıralamalar, bu katkıları prestij göstergesi olarak tanımlamıyor. Akademik çevreler, bunun “prestij = yayın + algı” denkleminden kaynaklandığını belirtiyor.


Prestij Gerçekten Ne Anlama Geliyor?

Uzmanlara göre mevcut küresel sıralamalar, üniversitelerin yalnızca belirli bir akademik profilini ölçüyor. Eğitim kalitesi, mezun yeterliliği, klinik beceri, toplumsal etki ve kamu hizmeti gibi unsurlar prestij hesaplamalarının dışında kalıyor.

Bu nedenle sıralamalarda üst sıralarda yer almak, her zaman daha nitelikli eğitim ya da daha güçlü akademik katkı anlamına gelmeyebiliyor.


Yeni Bir Prestij Tartışması Kapıda

Akademik camiada giderek daha fazla dile getirilen görüşe göre, üniversite prestiji yalnızca küresel sıralama tablolarıyla tanımlanmamalı. Program niteliği, uygulama kapasitesi ve toplumsal katkıyı merkeze alan yeni değerlendirme modelleri geliştirilmediği sürece, tematik üniversiteler küresel prestij yarışında yapısal olarak geri planda kalmaya devam edecek.