Dünya enerji trafiğinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, Trump yönetiminin elini zayıflattı. Reuters ve AP’nin aktardığına göre Trump, petrol ve doğal gaz akışının güvence altına alınması için yaklaşık yedi ülkeyi göreve çağırdı. Ancak birçok ülkenin askeri risk, bölgesel tırmanma ve siyasi sonuçlar nedeniyle açık taahhütte bulunmaktan kaçındığı belirtiliyor.
Washington cephesinde plan sadece deniz güvenliğiyle sınırlı değil. Reuters’in, Axios kaynaklı haberine göre Trump yönetimi, Hürmüz’de ticari gemilere refakat edecek bir “Hormuz Koalisyonu” ilan etmeyi değerlendirirken, İran’ın petrol ihracatında kritik öneme sahip Harg Adası üzerinde de baskı seçeneğini masada tutuyor. Bu durum, krizin artık yalnızca diplomatik değil, doğrudan ekonomik ve askeri bir bilek güreşine dönüştüğünü gösteriyor.
Ancak Trump’ın önündeki tablo sandığı kadar parlak değil. ABD Başkanı bir yandan İran’a karşı sert mesajlar verirken diğer yandan yükü müttefiklerin omzuna bırakmaya çalışıyor. Özellikle Körfez petrolüne bağımlı ülkelerin devreye girmesi gerektiğini savunan Trump, ABD’nin bölgedeki enerjiye eskisi kadar bağımlı olmadığını öne sürüyor. Ne var ki bu yaklaşım, “krizi büyüten Washington, faturayı ise başkalarına kesiyor” eleştirilerini de beraberinde getiriyor.
Sahadaki gelişmeler de Beyaz Saray’ın işini kolaylaştırmıyor. AP’ye göre çatışmalar bölgesel güvenliği sarsarken petrol fiyatları 105 doların üzerine çıktı ve Hürmüz hattındaki belirsizlik küresel piyasaları baskı altına aldı. Financial Times da savaşın ekonomik etkilerinin büyüdüğünü, petrol fiyatlarındaki sıçramanın Trump üzerindeki siyasi baskıyı artırdığını aktarıyor.
Daha da dikkat çekici olan ise Washington’un hedef konusundaki gelgitleri. Reuters’in 11 Mart tarihli haberine göre ABD istihbaratı, İran yönetiminin çökme riski taşımadığını değerlendiriyor. Bu da Trump’ın hızlı sonuç alma hesabının sahada karşılık bulmadığını ortaya koyuyor. Sert söylem yükselirken net bir çıkış planının görünmemesi, Beyaz Saray’ın stratejik açıdan sıkıştığı yorumlarını güçlendiriyor.
Özetle tablo şu: Trump, İran’a karşı baskıyı artırdı; Hürmüz’de düğüm büyüdü; petrol piyasası sarsıldı; fakat beklenen uluslararası hizalanma henüz oluşmadı. Washington şimdi hem bölgeyi kontrol etmek hem de bunun maliyetini paylaşacak ortaklar bulmak istiyor. Fakat görünen o ki Trump, kurduğu sert dış politika sahnesinde alkıştan çok tereddüt topluyor.



