Bir zamanlar yalnızca eğlence amacıyla kullanılan bu uygulamalar, bugün birçok çocuk için rahatlama, sosyalleşme ve hatta düşünme biçimini şekillendiren temel araçlara dönüşmüş durumda.
Sonsuz Kaydırma, Sürekli Uyarım
TikTok, Instagram Reels, YouTube Shorts ve Çin merkezli Douyin gibi platformlar; beynin yeniliğe ve ödüle olan doğal ilgisini hedefleyen, yüksek tempolu ve kişiselleştirilmiş videoların hiç bitmeyen bir akışını sunacak şekilde tasarlanıyor. Bu yapı, özellikle gelişim çağındaki beyinler için güçlü bir çekim alanı oluşturuyor.
Dikkat, Uyku ve Kaygı Üzerine Etkiler
Araştırmalar, kısa video içeriklerinin yoğun ve kontrolsüz kullanımının bazı çocuk ve gençlerde şu sorunlarla ilişkili olduğunu gösteriyor:
• Dikkat süresinde kısalma ve engelleyici kontrolün zayıflaması
• Uyku düzeninin bozulması
• Sosyal kaygı düzeylerinde artış
• Ruh hali dalgalanmaları ve akademik performansta düşüş
Özellikle gece saatlerinde parlak ekranlara maruz kalmak ve hızla değişen duygusal içerikler, çocukların odaklanma ve bilgiyi kalıcı şekilde işleme becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.
Küçük Çocuklar Daha Savunmasız
Uzmanlar, öz düzenleme ve kimlik gelişimi henüz tamamlanmamış küçük çocukların daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çekiyor. Kompulsif kaydırma alışkanlığı, sosyal karşılaştırma baskısı ve aniden karşılarına çıkabilen yaşa uygun olmayan içerikler, bu yaş grubunda duygusal yükü artırabiliyor.
DEHB ve Kaygı Sorunları Olan Çocuklar İçin Risk Döngüsü
Araştırmada dikkat çekilen bir diğer nokta ise, DEHB, kaygı bozukluğu veya duygusal düzenleme sorunları yaşayan çocuklar. Bu çocukların hızlı ve yoğun uyarım sunan içeriklere daha fazla yöneldiği, ancak uzun vadede bu kullanımın belirtileri daha da şiddetlendirebildiği belirtiliyor. Böylece çıkılması zor bir dijital kısır döngü oluşabiliyor.
Ekran Zamanı Hayal Gücünü de Siliyor
Sürekli ekran kullanımı; hayal kurma, serbest oyun, aile içi sohbet ve can sıkıntısıyla baş etmeyi öğrenme gibi gelişim için kritik olan yapılandırılmamış zamanları da ortadan kaldırabiliyor. Oysa uzmanlara göre bu anlar, çocuğun duygularını yönetmesi ve içsel odaklanma becerisi geliştirmesi için hayati önemde.
Okullar ve Hükümetler Harekete Geçiyor
Bu bulguların ardından birçok ülkede:
• Okul saatlerinde akıllı telefon kullanımının kısıtlanması
• Dijital refah rehberlerinin uygulanması
• Daha güçlü yaş doğrulama sistemleri
• Çocuklar için daha koruyucu varsayılan platform ayarları
gibi önlemler gündeme gelmiş durumda.
Uzmanlardan Net Mesaj
Bilim insanları, kısa videoların tamamen yasaklanmasından ziyade süre, içerik ve yaşa uygunluk konusunda net sınırlar çizilmesi gerektiğini vurguluyor. Ailelerin ve eğitimcilerin, çocukların dijital dünyadaki alışkanlıklarını yakından izlemesi ve alternatif gerçek yaşam deneyimlerini teşvik etmesi öneriliyor.
📌 Kaynak:
Easton, K. (2025, 14 Aralık). Kısa videolar çocukların beyinleri üzerinde sinsi bir etkiye sahip olabilir. ScienceAlert, The Conversation’dan yeniden yayımlandı.




