Cephelerde 262 Osmanlı Hekimi Şehit Oldu
Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı ordusunda görev yapan 262 doktor şehit oldu. Ancak bu kayıpların önemli bir kısmı doğrudan silahlı çatışmalardan değil, cephe koşullarının yarattığı salgın hastalıklardan kaynaklandı.
Cephe gerisinde kurulan sahra hastaneleri, çoğu zaman savaş meydanlarından daha ölümcül bir ortam haline geliyordu. Hijyen koşullarının yetersizliği, yetersiz ilaç ve aşılama imkanları nedeniyle özellikle tifüs, kolera ve dizanteri hızla yayılıyordu.
Osmanlı arşivlerine ve askeri tıp kayıtlarına göre yalnızca Kafkas Cephesi’nde görev yapan 40 doktor tifüs nedeniyle hayatını kaybetti. Hekimler, hem askerleri hem de sivilleri tedavi etmeye çalışırken aynı hastalıklara yakalanarak yaşamlarını yitiriyordu.
Salgın Hastalıklar Cepheden Daha Ölümcül Oldu
Birinci Dünya Savaşı’nda savaş kadar hastalıklar da ölüm saçtı. Cephelerde yaralanan asker sayısı kadar, hatta bazı cephelerde daha fazla asker bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.
Doktorlar ise hastalarla sürekli temas halinde oldukları için bu salgınlara karşı en savunmasız gruplardan biri haline geldi. Sahra hastanelerinde çalışan hekimler çoğu zaman koruyucu ekipman olmadan, sınırlı imkanlarla görev yapıyordu.
Bu nedenle birçok doktor, askerleri tedavi ederken aynı hastalıkların kurbanı oldu.
En Büyük Bedeli Tıbbiyeliler Ödedi
Savaşın en dramatik tablosu ise tıp öğrencileri arasında ortaya çıktı. İstanbul’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencileri, savaşın başlamasıyla birlikte gönüllü olarak cephelere gönderildi.
Kayıtlara göre savaş yıllarında okulda eğitim gören 765 tıp öğrencisinden 346’sı şehit düştü. Bu rakam, öğrencilerin neredeyse yarısının cephelerde hayatını kaybettiğini gösteriyor.
Bu durum Osmanlı tıp eğitiminin tarihindeki en ağır kayıplardan biri olarak kabul ediliyor.
1915 Sınıfı: Mezun Olamayan Kuşak
Tarihin en çarpıcı örneklerinden biri ise 1915 yılında Tıbbiye’ye kaydolan öğrenciler oldu. Bu sınıftaki öğrenciler daha eğitimlerinin ilk yılında cepheye gönderildi.
Çanakkale başta olmak üzere farklı cephelerde görev alan bu öğrencilerin tamamına yakını şehit oldu.
Bu kayıpların sonucu olarak Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane 1921 yılında mezun veremedi. Çünkü mezun olacak öğrencilerin büyük bölümü savaşta hayatını kaybetmişti.
Türk Tıbbının Sessiz Kahramanları
Birinci Dünya Savaşı yalnızca askerlerin değil, doktorların ve tıbbiyelilerin de savaşıydı. Cephede yaralı askerleri kurtarmaya çalışan genç hekimler ve öğrenciler, çoğu zaman silah yerine stetoskopla savaşın içinde yer aldı.
Bugün Türk tıp tarihine bakıldığında, o dönemin tıbbiyelileri yalnızca birer öğrenci değil, aynı zamanda vatan savunmasının sessiz kahramanları olarak anılıyor.
Bir asır önce cephelerde hayatını kaybeden bu hekimler ve tıp öğrencileri, modern Türkiye’nin sağlık sisteminin temelini atan fedakâr kuşaklardan biri olarak tarihteki yerini koruyor.




