Son dönem yaşam bakımına yönelik uygulamalar kapsamında, bazı ülkelerde “Terminal Dönem Yaşam Destek Görevlisi” olarak tanımlanan yeni bir rol sağlık sistemlerinde yer bulmaya başladı. Bu görev, tıbbi tedavi sunmaksızın, terminal dönemde bulunan hastalar ve yakınlarına psikososyal, iletişimsel ve pratik alanlarda destek verilmesini amaçlıyor.

Uygulamanın kökeni, özellikle palyatif bakım ve hospis hizmetlerinin gelişmiş olduğu ülkelerde ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya ve Yeni Zelanda’da farklı modellerle hayata geçirilen bu yaklaşım, sağlık çalışanlarının yükünü azaltmayı ve hastaların son yaşam sürecinde daha düzenli bir destek mekanizması oluşturmayı hedefliyor.

Kaza bitiyor, davalar başlıyor: Araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve ikame araç talepleri yeni “sektör” oldu
Kaza bitiyor, davalar başlıyor: Araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve ikame araç talepleri yeni “sektör” oldu
İçeriği Görüntüle

Terminal Dönem Yaşam Destek Görevlileri; hastaların ve ailelerinin süreçle ilgili bilgiye erişimini kolaylaştırma, bakım planlamasında rehberlik etme ve iletişim süreçlerine katkı sağlama gibi alanlarda görev alıyor. Bu kişiler sağlık personeli yerine geçmiyor, tıbbi karar almıyor ve herhangi bir tedavi uygulamıyor. Çalışmaların, palyatif bakım ve hospis ekipleriyle koordinasyon içinde yürütülmesi esas alınıyor.

Uygulamanın savunucuları, bu modelin özellikle hastane ortamında hasta yakınlarının yaşadığı belirsizlikleri azaltabileceğini ve bakım sürecinin daha bütüncül şekilde yürütülmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak bazı uzmanlar, görev tanımının net çizilmemesi halinde etik sorunlar ve yetki karmaşası doğabileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de ise terminal dönem hasta bakımı büyük ölçüde palyatif servisler ve sağlık personeli üzerinden yürütülüyor. Bu alanda ayrı bir meslek kolunun kurulmasının, yalnızca kamu denetimi altında, net görev sınırları belirlenerek ve sağlık sistemine tamamlayıcı bir unsur olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde uygulamanın hasta–hekim ilişkisini zedeleyebileceği ve yanlış anlamalara yol açabileceği değerlendiriliyor.

Terminal Dönem Yaşam Destek Görevlisi uygulaması, dünya genelinde sağlık politikaları, etik çerçeve ve klinik uygulamalar açısından tartışılmaya devam ederken, Türkiye’de bu alanda nasıl bir yol izleneceği sağlık sistemi açısından önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.