Geliştirilen yüzey, gözle görülmeyecek kadar küçük “nanopillar” adı verilen sütuncuklarla kaplandı. Araştırmacılara göre bu yapı, virüsü kimyasal olarak zehirlemek yerine yüzeye temas ettiği anda zarını gererek bozuyor. Böylece virüs, hücreyi enfekte etme ve çoğalma kapasitesini kaybediyor. Bu yönüyle teknoloji, klasik dezenfektan mantığından ayrılarak “mekanik inaktivasyon” yaklaşımına dayanıyor.

Çalışmada kullanılan model virüs, bronşiolit ve pnömoniyle ilişkilendirilebilen insan parainfluenza virüs tip 3 oldu. Araştırma ekibi, yoğun nanopillar dizilimine sahip yüzeylerin bu virüsün enfektivitesini 1 saat içinde yaklaşık yüzde 94 oranında azalttığını bildirdi. Bulgular, özellikle yaklaşık 60 nanometrelik sütun aralığının antiviral etki açısından daha güçlü sonuç verdiğini gösterdi.

Cannabis gerçekten anti-inflamatuvar mı? Yeni araştırma ezberi bozdu
Cannabis gerçekten anti-inflamatuvar mı? Yeni araştırma ezberi bozdu
İçeriği Görüntüle

Araştırmacılar, yüzeydeki nanopillar yüksekliğinden çok sütunlar arasındaki mesafenin belirleyici olduğunu vurguluyor. Aralık büyüdükçe antiviral etkinin düştüğü, 200 nanometre civarında ise etkinin belirgin biçimde zayıfladığı aktarıldı. Bu da etkinliğin, virüs üzerinde aynı anda birden fazla temas noktasında oluşan mekanik gerilmeye bağlı olabileceğini düşündürüyor.

Çalışmanın dikkat çeken yanlarından biri de malzemenin akrilik tabanlı ve esnek yapıda olması. Araştırma ekibi, daha önce incelenen metal ve silikon temelli antiviral yüzeylere göre bu yaklaşımın daha pratik ve ölçeklenebilir olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle teknoloji; telefon ekranları, hastane ekipmanları, dokunmatik paneller ve sık temas edilen kamusal yüzeyler için potansiyel bir aday olarak görülüyor.

Bununla birlikte sonuçlar şimdilik laboratuvar verileriyle sınırlı. Çalışma tek bir virüs modeli üzerinde yapıldı ve gerçek yaşam koşullarında, özellikle kirli yüzeyler, biyofilm tabakaları veya organik kalıntılar varlığında aynı etkinliğin sürüp sürmeyeceği henüz bilinmiyor. Ayrıca zarf taşımayan, yani daha dayanıklı kapsid yapısına sahip virüslerde benzer başarının elde edilip edilemeyeceği de netleşmiş değil.

Araştırmacılar bundan sonraki aşamada farklı virüs tiplerini test etmeyi, üretim sürecini endüstriyel ölçekte uygulanabilir hale getirmeyi ve yüzey dayanıklılığını uzun vadede değerlendirmeyi hedefliyor. Eğer bu aşamalar da başarıyla geçilirse, enfeksiyon kontrolünde “sil, bekle, tekrar kirlen” döngüsünün yerine, yüzeye temas anında pasif koruma sağlayan yeni bir dönem başlayabilir.