2024 yılında 188 bin 963 olan boşanan çift sayısı, 2025’te 193 bin 793’e yükseldi. Kaba boşanma hızı ise binde 2,26 olarak gerçekleşti.
Rakamlar yalnızca artışı göstermiyor; aynı zamanda değişen boşanma dinamiklerine de işaret ediyor. Aile mahkemelerindeki dosyalar incelendiğinde, artık klasik tartışma başlıklarının yanında dijital izler de yer alıyor.
⸻
⚖️ Mahkeme Dosyalarında Dijital Deliller
Hukukçuların ve aile mahkemesi uygulamalarının aktardığına göre son yıllarda şu unsurlar boşanma davalarında sıkça delil olarak sunuluyor:
• WhatsApp mesaj kayıtları
• Instagram DM yazışmaları
• Facebook paylaşımları
• Gizli sosyal medya hesapları
• Konum paylaşım geçmişleri
Aldatma, güven sarsıcı davranış ve “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” gibi klasik hukuki gerekçeler sürüyor; ancak bu gerekçelerin ispatında artık ekran görüntüleri başrol oynuyor.
Özellikle “duygusal aldatma” ve “online flört” kavramları son 10 yılda daha görünür hale geldi. Fiziksel temas olmadan kurulan yoğun ve gizli iletişim biçimleri, eşler arasında ciddi güven krizlerine yol açabiliyor.
⸻
📱 Sosyal Medya Neyi Tetikliyor?
Sosyal medya tek başına boşanma sebebi olmayabilir. Ancak uzmanlara göre bir “katalizör” işlevi görebiliyor.
1️⃣ Sürekli Karşılaştırma Kültürü
Başkalarının hayatına ait seçilmiş ve filtrelenmiş kareler, bireylerde eksiklik hissini artırabiliyor. “Onların hayatı daha mutlu” algısı, mevcut ilişkiye yönelik memnuniyetsizliği besleyebiliyor.
2️⃣ Gizli Mesajlaşma İmkânı
Anlık ve özel yazışma kanalları, eşlerden birinin haberi olmadan sürdürülen iletişimlere zemin hazırlayabiliyor. Bu durum güven duygusunu zedeliyor.
3️⃣ Eski Partnerlerle Kolay Temas
Yıllar önce kapanmış ilişkiler, tek bir takip isteğiyle yeniden gündeme gelebiliyor. Bu da evlilik içinde kıskançlık ve şüpheyi tetikleyebiliyor.
4️⃣ “Mutluluk Vitrini” Baskısı
Çiftlerin sosyal medyada sürekli mutlu görünme çabası, gerçek sorunların konuşulmasını geciktirebiliyor. Görünür mutluluk ile yaşanan gerçeklik arasındaki fark, içsel bir kopuş yaratabiliyor.
5️⃣ Dijital Gözetleme ve Kıskançlık
“En son ne zaman çevrimiçiydi?”, “Bu gönderiyi kim beğendi?”, “Konum neden kapalı?” gibi sorular, ilişkide sürekli bir denetim kültürü oluşturabiliyor. Bu durum psikolojik yıpranmayı hızlandırabiliyor.
⸻
💔 “Dijital Kuma” Tartışması
Uzmanlar, sosyal medyanın eşler arasında görünmeyen bir üçüncü aktör haline geldiğini belirtiyor. Bazı aile terapistleri bu durumu “dijital kuma” metaforuyla açıklıyor. Yani fiziksel bir üçüncü kişi olmasa bile, ekranın arkasındaki gizli temasın evlilik içi güveni zedelediği ifade ediliyor.
Ancak hukukçuların altını çizdiği önemli bir nokta var: Sosyal medya bir araçtır. Asıl belirleyici olan, bireylerin bu aracı nasıl kullandığıdır. Güçlü iletişim ve şeffaflık olan evliliklerde dijital platformların kriz üretme ihtimali daha düşük görülüyor.
⸻
📊 Uzmanlar Ne Öneriyor?
• Eşler arasında açık dijital sınırlar belirlenmeli
• Gizlilik değil şeffaflık esas alınmalı
• Sorunlar sosyal medyada değil, yüz yüze konuşulmalı
• Dijital kıskançlık davranışları fark edildiğinde profesyonel destek alınmalı
Boşanma istatistiklerindeki artış, tek başına sosyal medya ile açıklanamayacak kadar çok boyutlu. Ekonomik koşullar, bireysel beklentiler ve toplumsal dönüşüm de sürecin önemli parçaları.
Ancak bir gerçek var: Evlilik artık yalnızca iki kişi arasında yaşanmıyor. Bildirim sesleri, beğeniler ve gizli mesaj kutuları da ilişkinin görünmeyen katmanlarını şekillendiriyor.
Soru şu: Sosyal medya masum bir araç mı, yoksa evliliklerde yeni bir sınav mı?




