SAĞLIK

Şizofrenide sıra dışı bulgu: Doğuştan körlerde neden görülmüyor?

Doğuştan körlük ile şizofreni arasında yıllardır dikkat çeken sıra dışı bir ilişki tartışılıyor. Araştırmalarda, özellikle çok erken dönemde gelişen kortikal körlüğü olan kişilerde şizofreni vakasına rastlanmaması, bilim insanlarını beynin gerçekliği nasıl kurduğu sorusuna yeniden götürdü.

Zihinsel hastalıklar alanında zaman zaman bir veri, bütün bildiklerimizi yerinden oynatır. Doğuştan körlük ve şizofreni arasındaki ilişki de tam olarak böyle bir başlık. Çünkü onlarca yıldır araştırmacıları şaşırtan ortak bir gözlem var: Çok erken yaşta, özellikle beynin görme merkezleriyle ilişkili kortikal körlük yaşayan kişilerde şizofreni neredeyse hiç görülmüyor.

Bu dikkat çekici tabloyu en güçlü biçimde gündeme taşıyan çalışmalardan biri 2018’de yayımlandı. Batı Avustralya’da yüz binlerce çocuğun verisinin incelendiği araştırmada, 6 yaş öncesi kortikal körlüğü olan 66 kişide şizofreni ya da başka bir psikotik bozukluk saptanmadı. Aynı araştırma, periferik nedenlere bağlı görme kaybında ise aynı net koruyucu tablonun görülmediğini ortaya koydu.

Bilim insanlarının ilgisini çeken asıl nokta burada başlıyor. Şizofreni yalnızca “görülen” ya da “duyulan” şeylerle ilgili bir hastalık değil. Aynı zamanda beynin dış dünyayı nasıl yorumladığı, eksik bilgiyi nasıl tamamladığı ve gerçekliği nasıl inşa ettiğiyle de ilgili. Bazı araştırmacılar, erken dönemde görsel sistemin farklı gelişmesinin, beynin gerçeklik kurma biçimini de değiştirebileceğini düşünüyor. Bu nedenle doğuştan körlüğün bazı durumlarda şizofreniye karşı koruyucu bir etki oluşturabileceği tartışılıyor.

Yine de bu başlık sosyal medyada paylaşıldığı kadar kesin değil. Uzmanlar, “doğuştan kör olmak şizofreni riskini tamamen ortadan kaldırır” cümlesinin mevcut verilerin ötesine geçtiğini söylüyor. Çünkü eldeki bulgular dikkat çekici olsa da örneklem sayısı hâlâ sınırlı ve bugüne kadar vaka görülmemiş olması, bunun biyolojik olarak imkânsız olduğu anlamına gelmiyor. 2020’de yayımlanan değerlendirme yazıları da bu nedenle daha temkinli bir dil öneriyor.

Bir başka kritik ayrıntı da körlüğün türü. Araştırmalarda “kortikal körlük” ile göz, retina ya da optik sinir kaynaklı “periferik körlük” aynı şey olarak ele alınmıyor. Şu ana kadarki veriler, olası koruyucu etkinin özellikle erken kortikal körlükte öne çıktığını gösteriyor. Yani konu, yalnızca görmeme hali değil; beynin görsel bilgiyi hiç almadan nasıl geliştiğiyle ilgili olabilir.

Bu yüzden mesele yalnızca psikiyatriyi değil, nörobilimi de ilgilendiriyor. Eğer beynin erken gelişim dönemindeki bu farklı yapılanma gerçekten koruyucu bir etki yaratıyorsa, bu durum şizofreninin nasıl ortaya çıktığına dair güçlü ipuçları verebilir. Başka bir ifadeyle, bilim insanları burada yalnızca sıra dışı bir istisnayı değil, zihnin karanlıkta nasıl yol bulduğunu anlamaya çalışıyor.

Bugün için söylenebilecek en doğru cümle şu: Doğuştan ya da çok erken dönemde gelişen bazı körlük türleri, özellikle de kortikal körlük, şizofreniye karşı güçlü bir koruyucu etkiyle ilişkili olabilir. Ama bunun “kesin kalkan” olduğu henüz kanıtlanmış değil. Bilim bazen büyük cevapları sessiz istisnaların içinde saklar. Bu başlık da tam olarak öyle görünüyor.