Özellikle rinoplasti, estetik cerrahinin en hassas alanlarından biri olarak gösteriliyor. Burun yapısının yüzün tam ortasında yer alması, milimetrik değişikliklerin bile görünümü ciddi şekilde etkilemesine yol açıyor. Ameliyat sırasında kemik ve kıkırdak yapıya müdahale edilse de, sonrasında gelişen ödem, yara iyileşmesi, skar dokusu ve yumuşak doku değişimleri nihai sonucu etkileyebiliyor. Bu nedenle rinoplastide her zaman tam öngörülebilir bir sonuç elde etmek mümkün olmuyor.
Benzer şekilde göz kapağı estetiği olarak bilinen blefaroplasti de son derece dikkat gerektiren işlemler arasında yer alıyor. Bu operasyonda çıkarılan deri miktarının fazla olması durumunda göz kapağının tam kapanmaması, buna bağlı olarak da göz kuruluğu ve kornea sorunları gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Yetersiz müdahalelerde ise estetik beklentinin karşılanmaması gündeme gelebiliyor. Uzmanlara göre bu tür işlemlerde milimetrik hesaplama büyük önem taşıyor.
Son yıllarda popülerliği artan bişektomi de tartışmalı işlemler arasında yer alıyor. Yanak içi yağ dokusunun alınmasıyla yüz hatlarının daha keskin görünmesi amaçlanıyor. Ancak yaş alma sürecinde yüz dokularında doğal hacim kaybı yaşandığı için, erken yaşta yapılan bu tür hacim azaltıcı işlemlerin ilerleyen yıllarda daha çökük bir yüz görünümüne yol açabileceği belirtiliyor. Bu nedenle bişektominin, her hasta için uygun bir işlem olmadığı vurgulanıyor.
Bir diğer dikkat çeken başlık ise “kök hücre” adı altında sunulan estetik uygulamalar. Uzmanlar, bazı merkezlerde bu işlemlerin bilimsel içerikten çok pazarlama diliyle öne çıkarıldığına işaret ediyor. Özellikle yağ dokusundan elde edilen hücresel ürünlerin gerçekten standartlara uygun biçimde hazırlanıp hazırlanmadığı, hangi hücrelerin uygulandığı ve bunların nasıl doğrulandığı konularının her merkezde aynı şeffaflıkta ortaya konulmadığı ifade ediliyor. Bu durum da hastaların, yüksek beklentiyle yöneldiği işlemlerde belirsizlik yaşamasına neden olabiliyor.
Tıp çevrelerinde ortak görüş ise net: Estetik işlemler tamamen risksiz değildir ve insan biyolojisi her zaman matematik gibi işlemez. Aynı operasyon, farklı kişilerde farklı iyileşme süreçleri doğurabilir. Bu nedenle hastaların işlem öncesinde yalnızca “öncesi-sonrası” görsellerine değil, olası risklere, komplikasyonlara ve uzun dönem sonuçlara ilişkin ayrıntılı bilgilendirilmesine ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, estetik müdahale düşünen kişilerin karar verirken acele etmemesi, işlemin kısa vadeli görüntü etkisinin yanı sıra uzun vadeli sonuçlarını da sorgulaması gerektiğini belirtiyor. Özellikle kalıcı doku çıkarılan veya yapısal değişiklik yapılan işlemlerde, beklenti kadar geri dönüşsüzlük ihtimalinin de hesaba katılması isteniyor.





