BİLİM

Rahimde Sessiz Bir Dinleyici Var: Bebek, Annenin Dünyasını Hissederek Büyüyor

Anne karnı, sanıldığı gibi dış dünyadan tamamen kopuk bir alan değil.

Daha çok yarı saydam bir fanus…

Sesler süzülür, ritimler yankılanır, duygular kimyaya dönüşerek içeri sızar.

Anne her nefes aldığında, içeride gelişmekte olan beyin bu değişimleri kaydeder. Bilimsel araştırmalar, bebeğin hamilelik sürecinde kelimeleri değil; bedenin verdiği sinyalleri algıladığını ortaya koyuyor.

Son yıllarda yapılan çok sayıda çalışma, anne adayının stres düzeyi ile bebeğin nörogelişimi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösteriyor. Özellikle uzun süreli stres durumlarında artan kortizol gibi stres hormonlarının plasenta yoluyla fetüse geçebildiği biliniyor. Bu durumun, bebeğin ileriki yaşamında stres tepkileri, dikkat süreçleri ve duygusal düzenleme mekanizmalarıyla ilişkili olabileceği bildiriliyor.

Araştırmalar, rahim içinin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda nörokimyasal bir çevre olduğunu ortaya koyuyor. Annenin ruh hâli değiştikçe bu çevrenin dengesi de değişiyor. Bebek, annenin kaygısını “bilmez”; ama kaygının bedende yarattığı hormonal dalgaların içinde gelişir. Başka bir ifadeyle, anne karnındaki bebek dış dünyayı görmez ama o dünyanın iklimini yaşar.

Hamileliğin özellikle son trimesterinde yapılan çalışmalar, bebeğin annenin sesini ayırt edebildiğini gösteriyor. Burada algılanan şey sözcüklerin anlamı değil; sesin ritmi, melodisi ve tonudur. Yumuşak, sakin bir sesin rahim içinde düzenleyici bir etki yarattığı; sert ve gergin tonların ise bebeğin kalp atım hızında değişikliklere yol açabildiği bildiriliyor.

Uzmanlar bu noktada önemli bir uyarı yapıyor:

Bu bilgiler, annelere “sürekli sakin olma” baskısı yüklemek için değil; psikososyal destek mekanizmalarının önemini hatırlatmak için paylaşılıyor. Ara sıra yaşanan stresin gebelikte kaçınılmaz olduğu, asıl riskin uzun süreli ve kontrolsüz stres olduğu vurgulanıyor.

Bilimsel verilerin işaret ettiği tablo net:

Bebeğin gelişimi yalnızca genetik bir yazılım değil; aynı zamanda içinde büyüdüğü ortamın bir yansıması.

Bu nedenle annenin ruhsal iyilik hâli, bireysel bir mesele değil; kamusal bir sağlık konusu olarak ele alınıyor. Desteklenen, yalnız bırakılmayan, yükü paylaşılan anne; yalnızca kendisi için değil, büyümekte olan bir yaşam için de koruyucu bir alan oluşturuyor.

Çünkü rahimde bir bebekten fazlası büyür.

Bir sinir sistemi, bir stres eşiği, bir duygusal zemin…

Ve bazen bir çocuğun dünyaya daha güçlü başlaması için gereken şey,

kusursuz bir anne değil;

huzurun mümkün olduğu bir çevredir.