Aynı ajans, mart ayı sonunda yayımladığı başka bir görselde de bir B-52’nin Operation Epic Fury kapsamında görev destek uçuşu sırasında havada yakıt ikmali yaptığını aktardı. Bu iki gelişme, üs çevresindeki askeri trafiğin sıradan bir konuşlanmanın ötesine geçtiği yorumlarını güçlendirdi.

Trump’tan Türkiye ve Erdoğan’a Övgü: “Harika Bir Lider”
Trump’tan Türkiye ve Erdoğan’a Övgü: “Harika Bir Lider”
İçeriği Görüntüle

Son günlerde sosyal medyada ve bazı savunma yayınlarında dolaşıma giren paylaşımlarda, Fairford’dan kalkan B-52H ve B-1B tipi bombardıman uçaklarının İran’a yönelik operasyonlarda aktif rol aldığı öne sürüldü. Özellikle açık kaynak görüntülerinde bazı B-52’lerin JASSM tipi seyir füzeleriyle görüntülendiği iddia edilirken, bu uçuşların “Operation Epic Fury” çerçevesinde yürütüldüğü savunuldu. Ancak bu ayrıntıların tamamı bağımsız ve resmi kaynaklarla bütünüyle doğrulanmış değil; şu ana kadar kamuya açık en net doğrulama, Reuters’ın Fairford’dan mühimmat yüklü B-52 kalkışını görüntülemiş olması oldu.

İngiltere’de ise asıl tartışma, ABD’nin İngiliz üslerini hangi kapsamda kullandığı sorusu etrafında dönüyor. İngiliz hükümetine yakın açıklamalara göre Londra, ABD’nin İngiltere’deki üsleri yalnızca “savunma amaçlı” görevler için kullanmasına izin verdiğini savunuyor. Guardian’ın aktardığına göre Başbakanlık cephesi, bu iznin bölgedeki müttefikleri tehdit eden füze kapasitesine karşı sınırlı bir çerçevede verildiğini vurguluyor. Ancak mühimmat yüklü stratejik bombardıman uçaklarının Fairford’dan art arda kalkması, “savunma” ile “taarruz” arasındaki çizginin pratikte ne kadar net kaldığı sorusunu yeniden büyüttü.

Öte yandan RAF Fairford’un son dönemde sadece bir lojistik durak değil, daha geniş bir harekât zincirinin önemli halkalarından biri haline geldiği görülüyor. ABD bombardıman uçaklarının burada konuşlanması, hem Avrupa’dan Orta Doğu’ya uzanan hava koridorlarının hem de uzun menzilli taarruz kapasitesinin dikkatle izlendiğini gösteriyor. Özellikle Reuters’ın yayımladığı son kareler, Fairford’daki hareketliliğin artık sadece askeri çevrelerin değil, kamuoyunun da yakından takip ettiği bir başlığa dönüştüğünü ortaya koydu.