MIT öncülüğünde yayımlanan yeni araştırma, Montreal Protokolü kapsamında “hammadde” olarak kullanılmasına izin verilen bazı ozon inceltici kimyasalların atmosfere tahmin edilenden çok daha fazla karıştığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre bu tablo, müdahale edilmezse ozon tabakasının iyileşmesini yıllarca geciktirebilir.

1987’de imzalanan Montreal Protokolü, ozon tabakasına zarar veren birçok kimyasalın küresel ölçekte sınırlandırılmasını sağlamış ve çevre tarihinin en başarılı uluslararası anlaşmalarından biri olarak görülmüştü. Ancak anlaşmada önemli bir istisna bırakılmıştı. Bazı maddelerin, başka ürünlerin üretiminde “feedstock” yani endüstriyel hammadde olarak kullanılmasına izin verilmişti. Uzun yıllar boyunca bu kullanımın atmosfere çok düşük düzeyde sızıntı yaptığı varsayıldı.

Yeni çalışmada ise bu varsayımın gerçeği tam yansıtmadığı görüldü. Araştırmacılar, söz konusu kimyasallar için daha önce yaklaşık yüzde 0,5 kabul edilen sızıntı oranının gerçekte ortalama yüzde 3,6 seviyesinde olabileceğini hesapladı. Bazı kimyasallarda ise bu oranın daha da yüksek olabileceği belirtildi. Bu da, yasaklı ya da sıkı denetim altındaki ozon inceltici maddelerin sanayi kaynaklı kaçak emisyonlarla hâlâ atmosfere ulaşmayı sürdürdüğü anlamına geliyor.

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bu sızıntıların ozon tabakasının toparlanma takvimini doğrudan etkilemesi oldu. Çalışmaya göre sızıntıların tamamen önlenmesi halinde orta enlemlerde ozon tabakasının toparlanması yaklaşık 2065 civarında gerçekleşebilirken, düşük sızıntı senaryosunda bu tarih 2066’ya kayıyor. Mevcut emisyon düzeylerinin sürmesi halinde ise iyileşmenin 2073’e sarkabileceği hesaplandı. Yani görünüşte küçük olan endüstriyel kaçaklar, küresel ölçekte yaklaşık 7 yıllık bir gecikme yaratabilir.

Bu gecikme yalnızca atmosfer kimyası açısından teknik bir mesele değil. Ozon tabakası, Güneş’ten gelen zararlı UV ışınlarını filtreleyerek insan sağlığını koruyor. Bu doğal kalkanın zayıflaması ya da geç toparlanması, cilt kanseri, katarakt ve ekosistem üzerindeki baskının daha uzun süre devam etmesi anlamına geliyor. Bilim insanları bu nedenle birkaç yıllık sapmanın bile halk sağlığı açısından küçümsenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Araştırmacılar çözümün ulaşılamaz olmadığını vurguluyor. Endüstriyel süreçlerdeki sızıntıların daha sıkı izlenmesi, alternatif kimyasallara geçişin hızlandırılması ve mevcut düzenlemelerdeki boşlukların kapatılması halinde bu gecikmenin azaltılabileceği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle, ozon tabakasının iyileşme hikâyesi henüz başarısızlığa dönüşmüş değil; fakat başarıyı tamamlamak için şimdi daha dikkatli bir denetim gerekiyor.

Gut tedavisinde yeni umut: Kalp krizi ve inme riski düşebilir
Gut tedavisinde yeni umut: Kalp krizi ve inme riski düşebilir
İçeriği Görüntüle

Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, insanlığın çevre alanındaki en büyük kazanımlarından birinin hâlâ korunması gerektiğini yeniden hatırlatıyor. Çünkü bazen küresel bir sorunu büyüten şey dev bir felaket değil, yıllarca fark edilmeyen küçük bir endüstriyel açık olabiliyor.