Ailesel adenomatöz polipozis, kısa adıyla FAP, kalın bağırsakta yüzlerce polibin oluşmasına yol açan ve kanser riskini ciddi biçimde artıran kalıtsal bir hastalık olarak biliniyor. Bu hastalıkta tanı alan kişiler genellikle sık kontrollerden geçiyor, bazı durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme geliyor.

Epilepsi Tedavisinde Yeni Dönem: En Güncel Yaklaşımlar Bilimsel Çalışmalarla Şekilleniyor
Epilepsi Tedavisinde Yeni Dönem: En Güncel Yaklaşımlar Bilimsel Çalışmalarla Şekilleniyor
İçeriği Görüntüle

Bu alanda dikkat çeken sınırlı çalışmalardan biri, ABD’de Johns Hopkins University bünyesinde görev yapan hekimler tarafından yürütüldü. Küçük sayıda hasta ile yapılan deneysel nitelikteki bu çalışmada, FAP tanısı olan bireyler izleme alındı.

Çalışma kapsamında hastalara günde üç kez olmak üzere zerdeçaldan elde edilen curcumin ile bitkilerde doğal olarak bulunan quercetin birlikte verildi. İzlem süresinin sonunda bazı hastalarda bağırsaktaki polip sayısının azaldığı, poliplerin bir bölümünün ise küçüldüğü görüldü. Araştırma sonuçları, bu iki maddenin birlikte kullanımının polip yükünde azalma ile ilişki gösterebileceğine işaret etti.

Araştırmacılar, günde üç kez alınan kurkumin (480 mg) ve kuersetin (20 mg) kombinasyonunun, ailesel adenomatöz polipozis (FAP) hastalarında kolorektal polip sayısını ve boyutlarını önemli ölçüde azalttığını bildiriyor.

Ortalama olarak, hastaların polip sayısında %60,4, polip boyutunda ise %50,9 oranında azalma görüldü.

Curcumin ve quercetin uzun süredir “antioksidan” ve “iltihap azaltıcı” özellikleriyle bilinen maddeler. Ancak uzmanlar, bu özelliklerin ciddi ve kalıtsal bir hastalık olan FAP’ta ne ölçüde etkili olduğunun henüz netleşmediğini vurguluyor. Elde edilen veriler, bu yaklaşımın kesin bir tedavi sunduğunu göstermiyor.

Uzmanlara göre FAP hastalarında temel yaklaşım hâlen düzenli kolonoskopi, yakın tıbbi takip ve gerekli durumlarda cerrahi müdahale. Bitkisel ürünler ya da gıda takviyeleri, bazı hastalarda destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilebilir; ancak bunun mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekiyor.

Bu nedenle, söz konusu bulgular umut verici görünse de, geniş hasta gruplarında ve uzun süreli çalışmalarla doğrulanmadan günlük tedavi uygulamalarını değiştirecek düzeyde kabul edilmiyor.

Bu bulgular henüz deneysel niteliktedir / ilişki göstermektedir; kesin neden–sonuç ilişkisi kurulamaz.