Kırmızı et, uzun süredir kalp-damar hastalıkları ve kanser riskiyle ilişkilendirilerek tartışılıyor. Ancak güncel bilimsel değerlendirmeler, kırmızı etin tamamen dışlanması yerine ölçülü tüketim ve ürün niteliğinin belirleyici olabileceğini gösteriyor.

Çocuklarda Boy Kısalığı Nasıl Tedavi Ediliyor? En İleri Yöntemler Neler?
Çocuklarda Boy Kısalığı Nasıl Tedavi Ediliyor? En İleri Yöntemler Neler?
İçeriği Görüntüle

Bu haber; Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), World Cancer Research Fund (WCRF) ve Amerikan Kalp Derneği’nin yayımladığı kanıt özetleri ve rehberlerin birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Söz konusu belgeler, tek bir klinik deney değil; uzun yıllara yayılan gözlemsel çalışmaların ve meta-analizlerin sentezinden oluşuyor.

Bilim Ne Söylüyor?

IARC değerlendirmelerinde işlenmiş et (sucuk, salam, sosis gibi) “kanserojen” sınıfında yer alırken, kırmızı et “muhtemel kanserojen” olarak tanımlanıyor. Bu sınıflama, riskin varlığına işaret ediyor ancak her birey için aynı etkiyi garanti eden bir sonuç anlamına gelmiyor.

WCRF uzmanları, kırmızı et tüketilecekse haftada yaklaşık 3 porsiyonla sınırlanmasını ve bunun 350–500 gram pişmiş et düzeyini aşmamasını öneriyor. Aynı rehberlerde, işlenmiş etin mümkünse hiç tüketilmemesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.

Kalp-damar sağlığı açısından yapılan değerlendirmelerde ise kırmızı etin yağ oranı, pişirme yöntemi ve toplam beslenme düzeni ön plana çıkıyor. Yağsız veya az yağlı kesimlerin, yüksek sıcaklıkta yakılarak pişirilen etlere kıyasla daha düşük risk profiline sahip olabileceği belirtiliyor.

Uzman Yorumu

Beslenme epidemiyologlarına göre sorun çoğu zaman “kırmızı et” değil;
• aşırı porsiyonlar,
• sık tüketim,
• işlenmiş ürünler,
• liften fakir beslenme düzeni
ile birlikte ortaya çıkıyor.

Bir uzman değerlendirmesinde, “Kırmızı eti tek başına hedef almak yanıltıcı olabilir. Asıl belirleyici olan, etin ne kadar, ne sıklıkla ve hangi beslenme örüntüsü içinde tüketildiğidir” ifadelerine yer veriliyor.

Bilimsel Uyarı

Bu alandaki verilerin büyük bölümü gözlemsel çalışmalara dayanıyor. Bulgular ilişki gösterir, ancak tek başına kesin neden–sonuç kanıtı oluşturmaz. Kişisel risk; yaş, genetik yatkınlık, kilo, fiziksel aktivite düzeyi ve genel beslenme alışkanlıklarına göre değişkenlik gösterebilir.

Bilim, kırmızı et için ne sınırsız özgürlük ne de mutlak yasak öneriyor.
Mesaj net: Kalite, miktar ve denge.