BİLİM

“Kenevir Kanseri Tedavi Eder” İddialarına Bilimden Net Yanıt: Hastaların Umudu İstismar Edilmemeli

Sosyal medyada ve bazı alternatif çevrelerde sıkça dile getirilen “kenevir kanseri tedavi eder” iddiası, bilimsel verilerle desteklenmezken uzmanlar, bu tür söylemlerin özellikle kanser hastaları ve yakınları üzerinde ciddi bir duygusal ve tıbbi risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Bilim Ne Diyor? Umut mu, Yanılsama mı?

Son yıllarda kenevir ve türevleri, özellikle kanser hastalarına yönelik paylaşımlerde “doğal tedavi” ya da “kesin çözüm” gibi ifadelerle gündeme geliyor. Ancak uluslararası onkoloji kılavuzları ve bilimsel kurumların ortak görüşü net:
Kenevirin veya kenevirden elde edilen maddelerin kanseri tedavi ettiğini ya da ortadan kaldırdığını gösteren güvenilir klinik kanıt bulunmuyor.

Bilim dünyasında yapılan çalışmaların önemli bir bölümü laboratuvar ortamı ya da hayvan deneyleri düzeyinde kalıyor. İnsanlar üzerinde yürütülen, geniş katılımlı ve güvenilir klinik araştırmalar ise bu maddelerin kanserin seyrini değiştirdiğini veya hastalığı iyileştirdiğini ortaya koymuş değil.

Destekleyici Etki Ayrı, Tedavi İddiası Ayrı

Uzmanlar, burada kritik bir ayrım yapılması gerektiğini vurguluyor:
Kenevirden elde edilen bazı maddeler, kanser tedavisine bağlı bulantı, kusma, iştahsızlık ve bazı ağrı türlerinin hafifletilmesinde destekleyici olarak kullanılabiliyor. Ancak bu durum, söz konusu maddelerin kanseri tedavi ettiği anlamına gelmiyor.

Bu ayrımın özellikle hasta ve hasta yakınlarına açık ve net biçimde anlatılmaması, “yanlış umut” riskini büyütüyor.

En Büyük Tehlike: Tedaviyi Ertelemek

Onkoloji uzmanlarının üzerinde durduğu en kritik risklerden biri de şu:
“Doğal tedavi” vaadiyle sunulan iddialar, bazı hastaların bilimsel ve kanıta dayalı tedavileri geciktirmesine ya da tamamen bırakmasına yol açabiliyor. Bu durum, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabiliyor.

Uzmanlar, “kanser gibi hayati bir hastalıkta zamanın en kıymetli unsur olduğunu” ve bilimsel tedaviden uzaklaşmanın yaşam süresini doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor.

Hastaların Umudu Ticari ve İdeolojik Malzeme Yapılmamalı

Sağlık çevreleri, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan kontrolsüz içeriklere dikkat çekiyor. Bilimsel dayanağı olmayan paylaşımların;

  • hastaların çaresizliğini,

  • yakınlarının umudunu,

  • tedavi sürecindeki kırılgan psikolojiyi

istismar etme potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor.

Uzmanlara göre bu tür iddialar, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda etik bir sorun niteliği taşıyor.

Net Uyarı

Yetkililer ve uzmanlar şu çağrıyı yineliyor:

  • Kanser hastaları, tedaviyle ilgili her kararı mutlaka onkoloji hekimleriyle birlikte almalı

  • Sosyal medyada dolaşan “kesin çözüm”, “mucize”, “doktorların söylemediği gerçek” gibi ifadelerle sunulan iddialara karşı temkinli olunmalı

  • Hastaların duygularıyla oynayan, bilimsel temeli olmayan söylemlere itibar edilmemeli