Bulgular, yeterli D vitamini düzeylerinin kalp krizi riskini artıran birçok biyolojik mekanizma üzerinde olumlu rol oynadığını ortaya koyuyor.
Araştırmalara göre D vitamini, vücutta iltihaplanmayı azaltıcı etki gösteriyor. Kronik inflamasyonun, damar sertliği ve kalp hastalıklarının temel tetikleyicilerinden biri olduğu biliniyor. D vitamini yeterliliği, bu sessiz risk faktörünü baskılayarak damar sağlığını destekliyor.
Bununla birlikte D vitamininin, damar iç yüzeyinin (endotel) daha sağlıklı çalışmasına katkı sunduğu belirtiliyor. Bu durum, damarların esnekliğini korumasına ve kan akışının daha dengeli olmasına yardımcı oluyor. Araştırmalar, aynı zamanda D vitamininin kan basıncının düzenlenmesinde rol oynadığını ve hipertansiyon riskini azaltıcı etkiler gösterebildiğini vurguluyor.
AHA kaynaklı değerlendirmelerde, D vitamininin kolesterol dengesi ve insülin duyarlılığı üzerinde de olumlu etkilerinin altı çiziliyor. Sağlıklı kolesterol profili ve insülin direncinin azalması, kalp-damar hastalıkları açısından kritik iki koruyucu faktör olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, bu etkilerin özellikle D vitamini eksikliği bulunan bireylerde daha belirgin olduğunu ifade ediyor. Düşük D vitamini düzeylerinin; kalp krizi, damar hastalıkları ve metabolik bozukluklarla daha sık ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Sonuç olarak, araştırmalar D vitamininin tek başına bir tedavi değil; ancak yeterli düzeylerde olmasının kalp sağlığını destekleyen önemli bir koruyucu unsur olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bireylerin D vitamini düzeylerini kontrol ettirmesini ve takviye gereksiniminin mutlaka hekim değerlendirmesiyle belirlenmesini öneriyor.





