Werner Forssmann ve Tıbbın Cesaretle Yazılan Dönüm Noktası

Tıp tarihinde bazı keşifler yıllar süren laboratuvar çalışmalarının sonucunda ortaya çıkar. Bazıları ise tek bir insanın, bütün dünyaya karşı çıkacak kadar inandığı bir fikrin peşinden gitmesiyle doğar.

Bu hikâye, genç bir doktorun kendi kalbine uzanan yolculuğunun hikâyesidir.

1929 yılı...

Almanya'nın Eberswalde kentindeki küçük bir hastanede henüz 25 yaşında genç bir cerrahi asistanı görev yapıyordu.

Adı Werner Forssmann idi.

O yıllarda kalp, tıbbın adeta "dokunulmaz organı" olarak kabul ediliyordu. Hekimler, kalbin içine herhangi bir alet sokmanın ani ölüme yol açacağına inanıyorlardı. Ders kitapları bunu söylüyor, profesörler bunu öğretiyor ve neredeyse hiç kimse aksini düşünmeye cesaret edemiyordu.

Fakat Forssmann'ın zihnini meşgul eden farklı bir soru vardı.

Kalbe doğrudan ulaşabilseydik, hayat kurtaran ilaçları çok daha hızlı verebilir, kalbin içini doğrudan inceleyebilir ve ölümcül hastalıkları daha doğru teşhis edemez miydik?

Bu düşünce, dönemin tıp anlayışına göre neredeyse çılgınlıktı.

Meslektaşları bunun imkânsız olduğunu söylüyor, üstleri ise böyle bir deney yapılmasına kesinlikle izin vermiyordu.

Fakat genç doktor vazgeçmedi.

Bir gün hastanenin ameliyathanesinde, kimsenin onaylamadığı bir karar verdi.

Eğer bunu başka bir hastaya yapması yasaktıysa...

İlk hasta kendisi olacaktı.

O dönemde idrar yollarında kullanılmak üzere üretilmiş ince ve steril bir üreter kateterini, sağ kolundaki antekübital toplardamara yerleştirdi. Büyük bir dikkatle kateteri dirseğini, omzunu ve büyük toplardamarları geçerek kalbine doğru ilerletmeye başladı.

Her santimetrede, ölümcül olduğuna inanılan bir sınırı aşıyordu.

Kateter yaklaşık 65 santimetre ilerlediğinde ucunun kalbin sağ kulakçığına ulaştığını düşündü.

Ancak bunu kanıtlaması gerekiyordu.

Kolundan dışarı sarkan kateterle hastanenin koridorlarında yürüyerek röntgen bölümüne gitti.

Çekilen görüntü, tıp tarihinin en unutulmaz belgelerinden biri olacaktı.

Andreas Vesalius: Modern Anatomiyi Değiştiren Rönesans Hekimi
Andreas Vesalius: Modern Anatomiyi Değiştiren Rönesans Hekimi
İçeriği Görüntüle

İnsanlık tarihinde ilk kez yaşayan bir insanın kalbine damar yoluyla başarılı biçimde ulaşıldığı radyolojik olarak gösterilmişti.

Forssmann'ın deneyi başarılıydı.

Fakat beklediği tebrikler gelmedi.

Hastane yönetimi büyük tepki gösterdi. Emirleri çiğnediği gerekçesiyle azarlandı, meslektaşlarının alay konusu oldu ve cerrahi kariyeri ciddi şekilde zarar gördü. Birçok kişi onu sorumsuzlukla suçladı.

Bilim uğruna aldığı risk, ona beklediği takdiri değil; yalnızlığı ve dışlanmayı getirmişti.

Bugün "devrim" dediğimiz keşif, o günlerde meslek hayatını bitirecek kadar büyük bir hata olarak görülüyordu.

Yaşadığı hayal kırıklığının ardından Forssmann cerrahiden uzaklaştı ve üroloji alanında çalışmaya başladı. Ardından II. Dünya Savaşı sırasında askerî hekim olarak görev yaptı. Yıllar boyunca yaptığı keşfin unutulduğunu düşündü. Oysa dünyanın farklı ülkelerinde bilim insanları, onun açtığı yolu takip ederek kalp kateterizasyonunu geliştirmeye devam ediyordu.

1940'lı ve 1950'li yıllarda Amerikalı hekimler André Frédéric Cournand ve Dickinson W. Richards, Forssmann'ın cesur girişimini sistematik bilimsel çalışmalarla geliştirdi. Sağ kalp kateterizasyonunu güvenilir bir tanı yöntemine dönüştürdüler. Kalp boşluklarındaki basınçların ölçülmesi, doğumsal kalp hastalıklarının değerlendirilmesi ve dolaşım fizyolojisinin anlaşılması artık mümkün hâle gelmişti.

Modern kardiyoloji yeni bir çağa girmişti.

Bugün koroner anjiyografi, perkütan koroner girişimler (stent uygulamaları), kalp kapak girişimleri, elektrofizyolojik işlemler, sağ kalp kateterizasyonu, yoğun bakım uygulamaları ve girişimsel kardiyolojinin sayısız yöntemi, Forssmann'ın açtığı yolun üzerine inşa edilmiştir.

Onun kendi kolundan başlattığı yolculuk, milyonlarca insanın hayatını kurtaran tekniklerin temelini oluşturdu.

1956 yılında Werner Forssmann'ın, yıllar önce büyük tepkiyle karşılanan cesur deneyi sonunda hak ettiği değeri gördü. Nobel Komitesi, André Frédéric Cournand ve Dickinson W. Richards ile birlikte onu, kalp kateterizasyonu ve dolaşım sistemindeki patolojik değişiklikler üzerine yaptıkları keşifler nedeniyle Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'ne layık gördü.

Yirmi yedi yıl önce alay edilen genç doktor, artık tıp biliminin en saygın ödülünü taşıyordu.

Bu ödül yalnızca üç bilim insanına değil; cesaretin, bilimsel merakın ve önyargılara rağmen gerçeğin peşinden gitmenin de ödülüydü.

Bu hikâye bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.

Bilim, bazen yalnızca bilgi değil; büyük bir cesaret de ister. Yeni fikirler çoğu zaman önce reddedilir, alaya alınır ve hatta engellenir. Fakat sağlam bilimsel düşünce, zamanın sınavından geçtiğinde en güçlü önyargıları bile yıkabilir.

Werner Forssmann yalnızca kendi kalbine bir kateter yerleştirmedi.

O, modern kardiyolojinin kapısını araladı.

Ve bazen insanlık tarihini değiştiren en büyük keşifler, bir doktorun korkularına değil; inandığı fikre güvenmesiyle başlar.