Resmi açıklamalar ve uluslararası veriler, bu değişimin arkasında okuma becerileri, dikkat ve temel öğrenme süreçlerine ilişkin kaygıların bulunduğunu gösteriyor.
Sosyal medyada dolaşan “İsveç tamamen dijital eğitimi bırakıyor” iddiası ise tam olarak gerçeği yansıtmıyor. İsveç hükümetinin yaklaşımı, teknolojiyi bütünüyle okul dışına itmekten çok, dijital araçların hangi yaşta ve hangi ölçüde kullanılacağına yeniden sınır çizmek üzerine kurulu. Hükümet, dijital öğrenme araçlarının ancak öğrencinin öğrenmesini desteklediği yaş ve düzeylerde kullanılmasını savunuyor.
Hedef: daha fazla okuma, daha az ekran
İsveç hükümeti 2024’te yayımladığı resmi politika metninde, öğrencilerin her ders ve her öğrenci için ders kitabına erişimini güçlendirmeyi hedeflediğini duyurdu. Bu kapsamda ders kitapları ve öğretmen kılavuzları için 2023, 2024, 2025 ve sonraki yıllara yayılan kamu desteği ayrıldı. 1 Temmuz 2024’te yürürlüğe giren düzenlemelerle öğrencilerin ders kitabı ve diğer öğretim materyallerine erişiminin güçlendirilmesi de yasal zemine taşındı.
Hükümetin eğitim politikası sayfasında da temel vurgu açık: İsveç, okulun ilk yıllarında okuma, yazma ve aritmetik gibi temel becerilere yeniden ağırlık vermek istiyor. Aynı metinde, dijital yardımcıların öğrenmeyi kolaylaştırdığı yaşlarda kullanılmasının doğru olduğu, aksi durumda ise sınıf içi öğrenmeyi zayıflatabileceği belirtiliyor.
Okuma becerilerindeki dalgalanma kararın zeminini hazırladı
Bu dönüşümün en önemli gerekçelerinden biri, öğrenci başarısına ilişkin uluslararası ölçümlerde görülen baskı. OECD’nin PISA 2022 ülke notuna göre İsveç’in ortalama sonuçları 2018’e kıyasla matematik ve okumada geriledi. Aynı şekilde PIRLS 2021 sonuçlarında da İsveçli dördüncü sınıf öğrencileri arasında düşük performans gösterenlerin oranında artış dikkat çekti.
Bu tablo, ülkede “ekranın sınıftaki yeri” tartışmasını daha da büyüttü. Hükümetin “daha çok okuma süresi, daha az ekran süresi” yaklaşımı da tam bu zeminde öne çıktı. Resmi kaynaklarda fiziksel kitapların öğrencinin öğrenmesi ve öğretmenin sınıf içi çalışması açısından önemli olduğu özellikle vurgulanıyor.
Okul öncesinde dijital zorunluluk gevşetildi
Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri, okul öncesi dönemde dijital araçların konumu oldu. Son dönemde yayımlanan haberlerde, okul öncesi kurumlarda dijital araç kullanımına ilişkin zorunlu yaklaşımın gevşetildiği ve küçük yaş gruplarında ekran maruziyetinin azaltılmasının hedeflendiği aktarılıyor. Bu çerçevede, sınıfta ekran yerine basılı materyal ve yüz yüze etkileşimi önceleyen model öne çıkıyor.
Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şu: İsveç’in attığı adım, “teknolojiyi tamamen yasaklamak” değil, erken yaş eğitiminde ekran merkezli anlayışı geri çekmek. Özellikle okul öncesi ve ilk yıllarda dikkat, odaklanma ve okuma-yazma becerilerinin daha geleneksel araçlarla güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Cep telefonlarına da daha sıkı kurallar geliyor
İsveç hükümeti yalnızca tablet ve bilgisayar kullanımını tartışmıyor. Resmi açıklamalara göre zorunlu eğitim kapsamındaki okullarda öğrencilerin cep telefonlarının tüm okul günü boyunca toplanmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeler planlanıyor. Hükümet, bunun öğrenme ortamını ve öğrencilerin güven duygusunu güçlendireceğini savunuyor. Yeni kuralların 2026 sonbahar döneminden önce yürürlüğe girmesi hedefleniyor.
Uzman tartışması sürüyor
İsveç’teki yeni yönelim herkes tarafından aynı şekilde karşılanmıyor. Bir yanda ekranların dikkat dağınıklığını artırdığı ve öğrencilerin derin okuma becerisini zayıflattığı görüşü öne çıkarken, diğer yanda dijital yeterliliğin çağdaş eğitim için vazgeçilmez olduğu savunuluyor. Bu nedenle ülkede tartışma, “dijital mi analog mu?” sorusundan çok, “hangi yaşta, hangi araç, ne kadar?” sorusu etrafında dönüyor.
Sonuç: İddia abartılı, yön değişimi gerçek
Özetle sosyal medyada paylaşılan “İsveç sınıflarda fiziksel kitap, kağıt ve kaleme geri dönüyor” bilgisi ana hatlarıyla doğru. İsveç gerçekten de özellikle erken yaş eğitiminde ekran kullanımını azaltan, ders kitaplarını ve kağıt-kalem temelli öğrenmeyi güçlendiren bir politika izliyor. Ancak bu adım, dijital araçların eğitimden tamamen çıkarıldığı anlamına gelmiyor. Ülke, dijital eğitimi tümüyle terk etmekten çok, ekranın sınıftaki ağırlığını yeniden ayarlayan bir modele geçiyor.


