Bir an durun ve elinizdeki kaleme bakın. Ucundaki siyah iz, sıradan bir yazı aracı gibi görünüyor olabilir. Oysa o iz, sizinle aynı maddeden yapılmış olabilir.

Bilimsel hesaplamalara göre ortalama bir insan vücudu, yaklaşık 12–13 kilogram karbon içeriyor. Bu miktar, saf grafitten üretilmiş yaklaşık 900 kurşun kaleme eşdeğer. Evet, yanlış duymadınız: Bir insan, yazı yazabilecek kadar karbonla dolu.

Ama asıl heyecan verici olan sayı değil, anlamı.

Karbon; yalnızca kalemlerin değil, hayatın temel yapı taşı. DNA’nın omurgasında, hücrelerin zarında, kas liflerinde, hormonlarda ve düşüncelerimizi mümkün kılan sinir ağlarında hep aynı element var. Vücudumuzdaki her hücre, milyarlarca karbon atomunun kusursuz bir düzenle dans etmesiyle ayakta duruyor.

Bilim insanları bu durumu şöyle özetliyor:

“Karbon, evrende karmaşık yapı kurabilen nadir elementlerden biri. Hayat, bu yüzden karbon üzerine yazılmış bir senaryo.”

Zayıflama İğnelerinde Oyun Değişiyor: Vücut Kendi “Ozempic”ini Üretebilir
Zayıflama İğnelerinde Oyun Değişiyor: Vücut Kendi “Ozempic”ini Üretebilir
İçeriği Görüntüle

Bu tabloya bilim kurgu penceresinden bakıldığında ise manzara daha da çarpıcı. Yıldızların içinde doğan karbon atomları, milyarlarca yıl sonra bir araya geliyor, insan bilincini oluşturuyor. Sonra o bilinç, yine karbonla yapılmış bir kalemi alıp evreni, kendisini ve geleceği yazıyor.

Yani mesele sadece “900 kalem” değil.
Mesele şu: İnsan, evrenin kendisi hakkında not alabilen bir karbon düzeni.

Bir dahaki sefere yazı yazarken ya da bir fikir üretirken bunu hatırlayın.
Siz sadece kalem tutmuyorsunuz.
Aynı maddeden yapılmış iki varlık, biri diğerini şekillendiriyor