Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin başhekimi Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Soruşturma dosyasına yansıyan savunmada Özdemir, hem görev süreciyle ilgili dikkat çekici açıklamalar yaptı hem de hastane kayıtlarına ilişkin yetki tartışmasına yanıt verdi.
İfadesinde başhekimlik görevini kendi talebiyle üstlenmediğini belirten Özdemir, aynı dönemde iki görevi birden yürütmekte zorlandığını söyledi. Bu durumu dönemin valisi Tuncay Sonel’e defalarca ilettiğini öne süren Özdemir, buna rağmen herhangi bir görev değişikliğinin yapılmadığını anlattı.
“Kayıtlar üzerinde yetkim yoktu” savunması
Özdemir’in ifadesindeki en dikkat çekici başlıklardan biri, hastane kayıtları üzerindeki yetki meselesi oldu. Kayıtların silinmesi, düzeltilmesi ya da sisteme yeni veri eklenmesi konusunda yalnızca ilgili personel ile yazılım firmasının yetkili olduğunu savunan Özdemir, kendisinin ve diğer hastane çalışanlarının bu alanda ne yetkisi ne de teknik bilgisi bulunduğunu ileri sürdü.
Bu savunma, soruşturmanın merkezindeki dijital veri akışına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle sağlık kayıtlarının nasıl işlendiği, kimlerin müdahale edebildiği ve olası silme işlemlerinin hangi aşamada gerçekleştiği soruları dosyanın kritik başlıkları arasında yer alıyor.
POLNET detayı dikkat çekti
Özdemir, ifadesinde POLNET sistemine de değindi. POLNET’in verileri hastaneden aldığını bildiğini söyleyen Özdemir, 7 Ocak tarihinde sorgu yapılıp tutanak tutulduktan sonra kayıtlara ulaşılamıyorsa, kendi tahminine göre bu verilerin daha sonra silinmiş olabileceğini öne sürdü.
Bu değerlendirme, soruşturma açısından yeni bir tartışma başlığı doğurdu. Çünkü kayıtların hangi tarihte, kim tarafından ve hangi teknik süreçle erişilemez hale geldiği sorusu, dosyanın en hassas noktalarından biri olarak görülüyor.
“İmza yardımcılarım tarafından atılmış olabilir”
Dosyada yer alan evraklardaki imzaya ilişkin de açıklama yapan Özdemir, söz konusu imzanın kendisi görevde yokken işlerin aksamaması için başhekim yardımcıları tarafından atılmış olabileceğini ifade etti. O dönem Gülistan Doku hakkında bilgi talep edildiğini ve evrak gönderildiğini bildiğini söyleyen Özdemir, ancak gönderilen evrakın içeriği ya da eksik olduğu öne sürülen epikriz raporları konusunda bilgisinin bulunmadığını savundu.
Bu bölüm, soruşturmada yalnızca teknik kayıtların değil, resmi yazışmaların ve belge trafiğinin de ayrıntılı biçimde incelendiğini gösterdi.
“Kimseyle görüşmedim, yasa dışı talimat almadım”
Özdemir, Gülistan Doku hakkında kimseyle herhangi bir görüşme yapmadığını da ifadesinde özellikle vurguladı. Silme işlemlerinin tamamen Bilgi İşlem birimi ile yazılım şirketinin sorumluluğunda olduğunu belirten Özdemir, kendi yetkisinin normal poliklinik işleyişi ve istatistik alanıyla sınırlı olduğunu savundu.
Kayıtların kim tarafından silindiğini ya da kime sildirildiğini bilmediğini belirten Özdemir, kendisine yasa dışı hiçbir talimat gelmediğini söyledi. Savunmasının en çarpıcı cümlelerinden birinde ise karakterine ve meslek etiğine aykırı olduğu için hiçbir vaatle böyle bir yasa dışı işlemi kabul etmeyeceğini ifade etti.
Soruşturmada gözler dijital izlerde
Gülistan Doku dosyasında gelinen bu aşamada, soruşturmanın odağında yalnızca tanık beyanları değil, dijital kayıtlar, resmi evrak akışı ve sistemler arasındaki veri hareketi bulunuyor. Özdemir’in ifadesiyle birlikte soruşturmanın teknik boyutu daha da görünür hale gelirken, kayıtların akıbetine ilişkin soruların önümüzdeki süreçte daha da önem kazanması bekleniyor.





