Yaşlanan nüfusla birlikte sağlıkta hedef, sadece “ömrü uzatmak” değil, daha çok “sağlıklı geçirilen yılları” artırmak (health span) olarak tarif ediliyor. Asia-Pacific Journal of Ophthalmology’de 19 Ocak 2026’da çevrimiçi yayımlanan (baskı öncesi, düzeltilmiş prova) bu derleme makale, bu hedefe yaklaşmak için “göz”ün bir biyobelirteç penceresi olabileceğini ele alıyor.
Çalışma bir “derleme” niteliğinde. Yani tek bir yeni deney sonucu sunmaktan çok, farklı araştırmalardan biriken bulguları bir araya getirip tabloyu özetliyor. Yazarlar; göz görüntüleme (özellikle retina ve diğer oküler yapılar), “oculomics” (gözle ilişkili metabolomik ve proteomik veriler) ve yapay zekânın birlikte değerlendirilmesiyle biyolojik yaşın ve yaşa bağlı bazı sistemik hastalık risklerinin tahmin edilmesine yönelik yaklaşımları anlatıyor. Bu çerçevede gözün, damar sağlığı ve sinir sistemi hakkında doğrudan gözlenebilir işaretler taşıdığı; bu nedenle non-invaziv ve görece maliyet-etkin bir “erken sinyal” alanı olabileceği vurgulanıyor.
Derlemenin altını çizdiği önemli nokta şu: Kanıtlar tek tip değil. Bulguların bir kısmı temel bilim çalışmalarına ve hayvan modellerine, bir kısmı ise insan klinik araştırmalarına dayanıyor. Bu nedenle “potansiyel” güçlü görünse de, bunun rutin klinik uygulamaya dönüşmesi için farklı merkezlerde tekrarlanabilirlik, farklı cihazlarla standardizasyon, yanlış pozitif ve yanlış negatif oranları, hangi yaş ve risk gruplarında daha iyi çalıştığı gibi başlıklarda daha fazla doğrulama çalışması gerekiyor.
Uzmanların genel yaklaşımı, bu tür sistemlerin gelecekte tarama ve erken uyarı süreçlerine katkı sunabileceği, ancak klinik kararın yerini tek başına alamayacağı yönünde. Kişisel verilerin korunması, algoritmik önyargı riski, veri güvenliği ve klinikte “neyi ne zaman değiştireceği” gibi etik ve pratik soruların da yanıtlanması gerektiği belirtiliyor.
Sonuç olarak çalışma, gözden elde edilen verilerle yapay zekâ destekli risk öngörüsünün bilimsel olarak hızla gelişen bir alan olduğunu gösteriyor; ancak mevcut bulguların temkinli okunması ve klinik uygulamaya geçişte güçlü doğrulama adımlarının tamamlanması gerekiyor. Bu içerik bir derlemedir; anlatılan yöntemler ve ilişkiler umut vadetse de “henüz deneysel/ilişki gösteriyor” düzeyinde değerlendirilmelidir. Kişisel sağlık kararları için mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.




