Ekranlar Aynı Evde Mesafeyi Artırabiliyor
Akıllı telefonların hayatın merkezine yerleşmesi, aile içi iletişimi de görünmez biçimde etkileyebiliyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyra Topal, ebeveynlerin çocuklarının yanında bulunmasına rağmen dikkatlerini telefon ekranına yöneltmelerini ifade eden “ebeveyn sosyotelizmi” kavramına dikkat çekti.
Doç Dr. Sümeyra TOPAL
Topal’a göre modern ebeveynliğin en sık duyulan cümlelerinden biri olan “Bir bakıp çıkacağım” ifadesi çoğu zaman fark edilmeyen bir iletişim kopukluğunun başlangıcı olabiliyor. Telefon ekranına yönelen kısa süreli bakışlar bile çocuk açısından farklı bir anlam taşıyabiliyor.
“Çocuk İçin Önemli Olan Ebeveynin Gerçekten Orada Olması”
Doç. Dr. Topal, teknolojinin hayatın doğal bir parçası olduğunu ancak çocuk açısından asıl meselenin teknolojinin varlığı değil, ebeveynin dikkatinin yönü olduğunu belirtiyor.
“Sosyotelizm, yüz yüze iletişim sırasında kişinin dikkatini telefonuna vermesi olarak tanımlanır. Ebeveyn sosyotelizmi ise çocuğun yanında bulunmasına rağmen dikkatin ekrana yönelmesidir. Bu çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir; bir mesajı yanıtlamak ya da haberlere bakmak gibi kısa kontrollerle başlar. Ancak çocuk için önemli olan ebeveynin gerçekten onu dinleyip dinlemediğidir.”
Uzmanlara göre çocuklar ebeveynlerinin kendilerine ayırdığı zamanı saatle değil, dikkat ve göz temasıyla ölçüyor.
Erken Çocuklukta Etkileşim Beyin Gelişimi İçin Kritik
Araştırmalar, özellikle erken çocukluk döneminde ebeveyn-çocuk etkileşiminin beyin gelişimi açısından kritik olduğunu ortaya koyuyor. Çocuğun “Anne bak!” diyerek ebeveynine seslenmesi ve karşılığında gerçek bir ilgi görmesi, güven duygusunun oluşmasında önemli rol oynuyor.
Topal, yüz ifadesi, ses tonu ve göz teması gibi anlık etkileşimlerin çocukların sosyal ve duygusal gelişiminde belirleyici olduğunu vurguluyor.
“Ekrandan baş kaldırmadan verilen kısa tepkiler, bu etkileşimin akışını kesebilir. Bu durum çocukta dikkat çekmeye yönelik davranışların artmasına, huzursuzluğa ya da bazen içe kapanmaya yol açabilir.”
Sorun Süre Değil, Bölünen Dikkat
Uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarıyla uzun saatler geçirmek zorunda olmadığını ancak geçirilen zamanın bölünmemiş dikkat içermesi gerektiğini ifade ediyor.
Doç. Dr. Topal’a göre çocuk için belirleyici olan süre değil, temasın kalitesi.
“Telefonu bir kenara bırakıp çocuğa gerçekten odaklanılan kısa bir zaman dilimi bile güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlar. Bazen bölünmemiş 20 dakika bile çocuk için çok değerlidir.”
Günün Sonunda Küçük Bir Soru
Uzmanlar ebeveynlere gün sonunda kendilerine basit bir soru sormalarını öneriyor:
“Bugün çocuğumla gerçekten birlikte miydim, yoksa yalnızca aynı ortamda mıydık?”
Çocukların hafızasında kalan şeyin ekran ışığı değil, ebeveynin ilgisi olduğunu vurgulayan Topal, dijital çağda ebeveynlerin zaman zaman yönlerini yeniden kontrol etmelerinin önemine dikkat çekiyor.
“Teknoloji hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek. Ancak çocukların kendini görülmüş ve duyulmuş hissettiği bir aile ortamı oluşturmak hâlâ ebeveynlerin elinde.”