Orta ve şiddetli atopik dermatitin tedavisinde kullanılan JAK1 inhibitörü abrositinibin, hastalığın belirtilerini azaltmanın yanı sıra deride yaşayan mikroorganizmaların dengesini de değiştirebileceğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya çıktı.
Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi ve Pfizer araştırmacılarının yer aldığı çalışma, daha önce gerçekleştirilen randomize ve plasebo kontrollü Faz 2a JADE MOA araştırmasının verileri üzerinden yapıldı. Analizde orta ve şiddetli atopik dermatiti bulunan 45 yetişkinden alınan toplam 312 deri sürüntüsü incelendi.
Bulgular, özellikle günde 200 mg abrositinib alan hastalarda 12 haftanın sonunda derideki mikrobiyal çeşitliliğin arttığını gösterdi. Egzamalı deri bölgelerinde Staphylococcus aureus adı verilen bakterinin miktarında da anlamlı azalma saptandı.
Egzamada deri bakterileri neden önemli?
Atopik dermatit yalnızca ciltte kızarıklık, kuruluk ve yoğun kaşıntıyla seyreden bir hastalık değil. Hastaların derisinde yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu doğal denge de bozulabiliyor.
Özellikle Staphylococcus aureus bakterisinin egzamalı bölgelerde artması, daha şiddetli hastalık ve alevlenmelerle ilişkilendiriliyor. Bu bakteri, deri bariyerinin daha fazla bozulmasına ve iltihabi süreçlerin güçlenmesine katkıda bulunabiliyor.
Bu nedenle araştırmacılar, tedavinin yalnızca gözle görülen deri lezyonlarını ve kaşıntıyı değil, derinin mikrobiyal yapısını değiştirip değiştirmediğini de araştırdı.
45 hastadan 312 deri örneği incelendi
Analize alınan hastaların 14’ü günde 200 mg, 16’sı günde 100 mg abrositinib kullanırken 15 hastaya plasebo verildi.
Tedavi 12 hafta sürdü.
Egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerden başlangıçta ve tedavinin 2, 4 ve 12. haftalarında örnekler alındı. Lezyon bulunmayan deriden ise başlangıçta, 4. haftada ve 12. haftada örnek toplandı.
Araştırmacılar bakterileri, mikroorganizmaların genetik izlerini belirlemeye yarayan 16S ribozomal RNA gen dizileme yöntemiyle analiz etti.
Derideki mikrobiyal çeşitlilik arttı
En dikkat çekici sonuçlardan biri, 200 mg abrositinib kullanan grupta ortaya çıktı.
On ikinci haftada hem egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerde hem de görünürde sağlam deride mikrobiyal çeşitlilikte istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı.
Bu bulgu önemli görülüyor. Çünkü atopik dermatitte deri mikrobiyomunun çeşitliliğinin azalması ve belirli bakterilerin baskın hale gelmesi, hastalığın bilinen özellikleri arasında yer alıyor.
Araştırmada tedavi gruplarının deri mikrobiyomu yapılarında zaman içinde birbirinden ayrışan değişiklikler de belirlendi.
Staphylococcus aureus miktarı azaldı
Araştırmanın bir diğer önemli sonucu egzamalı deri bölgelerindeki Staphylococcus aureus miktarında görüldü.
Günde 200 mg abrositinib kullanan hastalarda 12. haftada hem genel Staphylococcus bakterilerinin hem de özellikle S. aureus miktarının başlangıca ve plaseboya kıyasla anlamlı biçimde azaldığı belirlendi.
Daha da önemlisi, bazı mikrobiyom değişiklikleri hastalığın klinik olarak düzelmesiyle ilişkili bulundu.
Örneğin 200 mg grubunda egzamalı deride S. aureus miktarındaki değişiklikler; egzamanın yaygınlığı ve şiddetini değerlendiren ölçümlerdeki iyileşmeyle bağlantılıydı.
Abrositinib kullanan hastalarda deri belirtileri ve kaşıntıdaki iyileşmenin ikinci haftadan itibaren görüldüğü ve 12. haftaya kadar sürdüğü bildirildi. Klinik yanıtın doza bağlı olarak daha belirgin hale geldiği de gözlendi.
İlaç bakterileri doğrudan mı öldürüyor?
Araştırma bu soruya doğrudan yanıt vermiyor.
Abrositinib bir antibiyotik değil. JAK1 adı verilen hücresel sinyal yolunu baskılayarak atopik dermatitte rol oynayan iltihabi süreçleri azaltan ağızdan kullanılan bir ilaç.
Bu nedenle ortaya çıkan mikrobiyom değişikliğinin, ilacın bakterileri doğrudan ortadan kaldırmasından ziyade deri iltihabının azalması ve deri bariyerinin düzelmesiyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
Ancak mevcut çalışma bu mekanizmayı kesin olarak kanıtlamıyor.
Abrositinib zaten onaylı bir tedavi
Araştırmadaki bulguların yeni bir ilaç onayı anlamına gelmediğinin altı çizilmeli.
Abrositinib, orta ve şiddetli atopik dermatitin sistemik tedavisinde halihazırda kullanılan reçeteli bir JAK1 inhibitörü. Avrupa İlaç Ajansı tarafından yetişkinler ve 12 yaşından büyük ergenlerde belirli koşullarda kullanım için ruhsatlandırılmış durumda. ABD’de de atopik dermatit için onaylı bir tedavi olarak kullanılıyor.
Yeni analiz, ilacın bilinen klinik etkisinin arkasında deri mikrobiyomundaki değişikliklerin de bulunabileceğine ilişkin mekanistik bir ipucu sunuyor.
Çalışmanın önemli sınırlılıkları var
Sonuçların temkinli değerlendirilmesi gerekiyor.
Mikrobiyom analizi yalnızca 45 hastayı kapsadı. Araştırmacılar da örneklem büyüklüğünün küçük olması nedeniyle grupların başlangıç özelliklerinin tamamen dengeli olmadığını belirtti.
Ayrıca mikrobiyom ile hastalığın düzelmesi arasında bulunan ilişkiler, mikrobiyom değişikliğinin klinik iyileşmenin doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor.
Bazı korelasyon analizlerinde çoklu karşılaştırmalar için istatistiksel düzeltme yapılmamış olması da bulgular yorumlanırken dikkate alınması gereken bir başka nokta.
Bu nedenle daha büyük ve bağımsız çalışmalar, abrositinib tedavisi sırasında deri mikrobiyomunda meydana gelen değişikliklerin hastalığın iyileşmesinde doğrudan rol oynayıp oynamadığını ortaya koymak açısından önem taşıyor.
Buna karşın mevcut sonuçlar, atopik dermatit tedavisinin yalnızca bağışıklık sistemindeki iltihabi sinyalleri değil, hastalık sırasında bozulan deri mikroçevresini de etkileyebileceğini düşündürüyor.
KAYNAKLAR
- Icahn School of Medicine at Mount Sinai
- European Academy of Dermatology and Venereology (EADV)
- JADE MOA Faz 2a Klinik Araştırması
- Allergy
- European Medicines Agency (EMA)
- U.S. Food and Drug Administration (FDA)
- Medscape Medical News





