Sağlık otoriteleri, kızamığın yıllar önce “kontrol altına alınmış” kabul edildiği bir ülkede bu ölçekte geri dönmesini bağışıklık sistemindeki kırılmanın açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor.
Kızamık, havada asılı kalan damlacıklarla çok kolay bulaşabilen ve özellikle aşısız bireylerde hızla yayılan bir enfeksiyon. Vakaların büyük bölümünün aşısız ya da eksik aşılı kişilerde görülmesi, salgının temel nedenini net biçimde ortaya koyuyor: aşılama oranlarındaki düşüş.
Salgın Neden Büyüyor?
Uzmanlara göre son yıllarda artan aşı tereddüdü, yanlış bilgi ve “bana bir şey olmaz” algısı, toplum bağışıklığını zayıflattı. Kızamık gibi yüksek bulaşıcılığa sahip hastalıklarda bağışıklık oranının yüzde 95’in altına düşmesi, tek bir vakanın bile zincirleme yayılıma dönüşmesine neden olabiliyor. ABD’de yaşanan tablo, bunun en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu Haber Türkiye’yi Neden İlgilendiriyor?
Bu gelişmeler yalnızca bir dış haber başlığı değil. Türkiye’de uzun yıllardır güçlü bir çocukluk çağı aşı programı yürütülüyor olsa da, küresel seyahatlerin artması, göç hareketleri ve aşı tereddüdünün toplumda daha görünür hâle gelmesi benzer riskleri gündeme taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, kızamık vakalarındaki küresel artışın temel nedenlerinden birinin aşılanma oranlarındaki düşüş olduğuna dikkat çekiyor. Aynı şekilde CDC verileri de vakaların çok büyük bölümünün aşısız bireylerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Türkiye açısından bu tablo, “bizde olmaz” rahatlığının tehlikeli olabileceğini gösteriyor. Kızamık, sınır tanımayan bir hastalık ve tek bir zincirin kopması, yıllar içinde inşa edilen bağışıklık duvarını zayıflatabiliyor.
Uzmanların Ortak Uyarısı
• Kızamık basit bir çocuk hastalığı değildir; zatürre, beyin iltihabı ve kalıcı hasarlara yol açabilir.
• Aşılanmamış bireyler, sadece kendileri için değil, toplumun tamamı için risk oluşturur.
• Toplum bağışıklığının korunması, bireysel tercihten çok kamusal bir sağlık sorumluluğudur.
ABD’de yaşanan bu salgın, Türkiye için erken bir uyarı niteliği taşıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, aşı karşıtı söylemlerle bilimsel zeminde mücadele edilmesi ve özellikle çocukluk çağı aşılamalarının eksiksiz sürdürülmesi, olası risklerin önüne geçmenin en etkili yolu olarak görülüyor.
Özetle: Kızamık geri döndü ve bu dönüş, sadece Amerika’nın değil, küresel ölçekte herkesin meselesi. Türkiye’nin bu tabloyu uzaktan izlemek yerine, kendi bağışıklık kalkanını daha da sağlamlaştırması gerekiyor.





