SAĞLIK

Diz kireçlenmesinde yeni denge: PRP tedavisi kimlerde gerçekten işe yarıyor?

Yeni bilimsel çalışmalar, PRP tedavisinin diz kireçlenmesinde erken ve orta evrede seçilmiş hastalarda semptomları azaltabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar yöntemin henüz deneysel yönleri olduğuna dikkat çekiyor.

Diz kireçlenmesi (gonartroz), dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ve yaşam kalitesini belirgin biçimde düşüren kronik bir eklem hastalığı olarak öne çıkıyor. Son yıllarda bu alanda en çok tartışılan yeni tedavilerden biri ise trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonları oldu.

Bilimsel kanıtlar ne söylüyor?

2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan çok merkezli randomize kontrollü çalışmalar ve meta-analizler, PRP’nin diz kireçlenmesinde erken ve orta evre hastalarda ağrı ve fonksiyon skorlarında mütevazı fakat anlamlı iyileşmeler sağlayabildiğini gösterdi.

Fransa’da yürütülen ve çok merkezli, üç körlü olarak tasarlanan PIKOA çalışması, PRP enjeksiyonlarının plaseboya kıyasla bazı klinik parametrelerde daha iyi sonuçlar verdiğini ortaya koydu. Çalışma, romatoloji ve ortopedi alanında tanınmış araştırmacıların yer aldığı ekipler tarafından yürütüldü ve BMJ Open dergisinde yayımlandı (2024).

Ayrıca 2025 yılında yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analizde, PRP tedavisinin 12 aya kadar uzanan takiplerde, hyaluronik asit enjeksiyonlarına kıyasla ağrı ve fonksiyon skorlarında daha belirgin iyileşme sağlayabildiği bildirildi. Bu analizde Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis Index (WOMAC) gibi uluslararası geçerliliği olan ölçütler kullanıldı (Level II kanıt).

Kimlerde daha etkili?

Uzmanlara göre PRP:

  • Erken ve orta evre diz kireçlenmesi olan,

  • Eklem aralığı tamamen kaybolmamış,

  • Cerrahiye henüz aday olmayan,

  • Diz çevresi kas gücü ve biyomekaniği korunmuş hastalarda

daha olumlu sonuçlar verebiliyor.

İleri evre, “kemik kemiğe sürtme” düzeyindeki kireçlenmelerde ise PRP’nin etkisi sınırlı kalıyor.

Uzman görüşü

Fizik tedavi ve rehabilitasyon ile ortopedi uzmanları, PRP’nin kıkırdağı tamamen yenileyen bir tedavi olmadığını, daha çok inflamasyonu baskılayarak ağrıyı azaltmayı ve fonksiyonu iyileştirmeyi hedeflediğini vurguluyor. Tedavinin etkisi kişiden kişiye değişebiliyor ve standartlaştırılmış tek bir protokol henüz bulunmuyor.

Henüz deneysel yönleri var

PRP tedavisi klinik pratikte yaygınlaşsa da;

  • Uygulama şekli,

  • Trombosit yoğunluğu,

  • Enjeksiyon sayısı ve aralığı

konularında hâlâ bilimsel tartışmalar sürüyor. Uzun vadeli yapısal (kıkırdak koruyucu) etkiler konusunda veriler sınırlı. Bu nedenle tedavi, yakın izlem altında ve gerçekçi beklentilerle uygulanması gereken bir yöntem olarak değerlendiriliyor.

Sonuç

Mevcut bilimsel veriler, PRP’nin diz kireçlenmesinde seçilmiş hasta gruplarında semptom kontrolüne katkı sağlayabilen bir seçenek olabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, yöntemin kesin çözüm olarak sunulmaması ve her hasta için bireysel değerlendirme yapılması gerektiği konusunda uyarıyor.