Gece yatağa uzandığınızda en ufak bir titreşimde irkilip kalbiniz hızla çarpıyorsa yalnız değilsiniz.
Son dönemde özellikle büyük şehirlerde deprem korkusu yaşayan kişi sayısında ciddi bir artış var. Uzmanlara göre bu durum artık basit bir endişe değil, psikolojik destek gerektiren bir sağlık sorunu haline gelebiliyor.
Art arda yaşanan sarsıntılar, sosyal medyada yayılan görüntüler ve uzman tartışmaları birçok kişide kalıcı bir deprem korkusu oluşturdu. Psikiyatristler, “sürekli tetikte olma hali”nin ruh sağlığını derinden etkilediğini belirtiyor.
Bu hastalık nedir?
Deprem korkusu, kişinin deprem olasılığına karşı yoğun ve kontrol edilemeyen bir kaygı yaşaması durumudur. Tıbbi olarak bu tablo, özgül fobi veya travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) çerçevesinde değerlendirilebilir.
Uzmanlara göre deprem korkusu şu özelliklerle öne çıkar:
-
Gerçekçi riskin ötesinde sürekli felaket senaryosu kurma
-
Evde, işte veya açık alanda sürekli kaçış planı yapma
-
En küçük titreşimi deprem sanma
-
Günlük yaşam kalitesinde belirgin düşüş
Deprem korkusu, özellikle deprem yaşamış kişilerde daha ağır seyredebilir. Ancak sadece görüntü izlemek veya haber akışına maruz kalmak bile bu korkuyu tetikleyebilir.
En sinsi belirtiler
Deprem korkusu çoğu zaman “tedbirli olmak” ile karıştırılır. Oysa belirtiler daha derindir.
En sık görülen deprem korkusu belirtileri şunlardır:
-
Sürekli tetikte olma hali
-
Kalp çarpıntısı, terleme, nefes darlığı
-
Uykuya dalamama veya sık uyanma
-
Depremle ilgili takıntılı düşünceler
-
Sosyal medyada sürekli deprem haberi arama
-
Evden çıkmaktan kaçınma
Bazı kişilerde deprem korkusu panik atak krizlerine dönüşebilir. Kişi deprem olmamasına rağmen “oluyor” hissi yaşayabilir. Bu tablo uzun sürdüğünde mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir.
Kimler risk altında?
Her yaştan insan deprem korkusu yaşayabilir. Ancak bazı gruplar daha yüksek risk taşır:
-
Depremi bizzat yaşamış kişiler
-
Yakınını kaybetmiş bireyler
-
Çocuklar ve ergenler
-
Kaygı bozukluğu geçmişi olanlar
-
Sürekli deprem içeriklerine maruz kalanlar
Uzmanlar özellikle çocuklarda deprem korkusu belirtilerinin farklı seyredebileceğini vurguluyor. Alt ıslatma, kabus görme, anne babadan ayrılmak istememe gibi davranışlar görülebilir.
Neden artıyor?
Son yıllarda deprem korkusu artışının birkaç nedeni var.
Birincisi, sık yaşanan depremler ve artçı sarsıntılar.
İkincisi, sosyal medyada yayılan kontrolsüz içerikler. Uzmanlara göre sürekli “büyük deprem geliyor” başlıklı paylaşımlar, kaygıyı besliyor.
Üçüncüsü ise belirsizlik. İnsan beyni kontrol edemediği risklere karşı daha yüksek kaygı üretir. Deprem korkusu da tam olarak bu belirsizlikten beslenir.
Psikiyatri uzmanları, “Hazırlıklı olmak sağlıklıdır, ancak sürekli felaket düşünmek ruh sağlığını bozar” uyarısında bulunuyor.
Ne zaman doktora gidilmeli?
Deprem korkusu şu durumlarda mutlaka profesyonel destek gerektirir:
-
Günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyorsa
-
İşe gitmeyi, okula devam etmeyi engelliyorsa
-
Sürekli panik atak yaşanıyorsa
-
Uyku düzeni tamamen bozulmuşsa
-
Aile ilişkileri zarar görüyorsa
Tedavi seçenekleri arasında bilişsel davranışçı terapi, travma odaklı psikoterapi ve gerekirse ilaç tedavisi bulunur. Uzmanlar erken müdahalenin çok önemli olduğunu belirtiyor.
Nasıl korunulur?
Deprem korkusu ile başa çıkmak mümkündür. İşte uzman önerileri:
-
Güvenli bir deprem planı oluşturun
-
Evde sabitlenmesi gereken eşyaları sabitleyin
-
Deprem çantası hazırlayın
-
Sosyal medyada bilgi tüketimini sınırlayın
-
Nefes egzersizleri uygulayın
-
Gerektiğinde psikolojik destek alın
Hazırlıklı olmak kaygıyı azaltır. Kontrol alanı oluşturmak, deprem korkusu üzerinde olumlu etki sağlar.
Uzmanlara göre önemli olan “inkar etmek” değil, “sağlıklı baş etmek”tir. Deprem korkusu toplumda yaygınlaşıyor ancak doğru destekle kontrol altına alınabiliyor.





