Pandemi sonrası iş gücü piyasasında sıkça tartışılan SGK işten çıkış kodlarıyla ilgili kritik bir karar verildi. Danıştay, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde yer alan ve işverenin tek taraflı beyanına dayanan “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” işten çıkış kodunun hukuka aykırı olduğuna karar verdi.
Karara konu davada, bir çalışanın işten çıkarılma gerekçesi olarak bu kodun SGK sistemine işlendiği, kaydın başka işverenler tarafından da görülebildiği ve bu durumun kişinin yeni bir iş bulmasını neredeyse imkânsız hale getirdiği belirtildi. Davacı, fesih gerekçesinin henüz İş Mahkemesi’nde kesinleşmediğini, buna rağmen ağır bir ithamın resmî kayda dönüştürüldüğünü vurguladı.
Danıştay incelemesinde, işten ayrılış nedeninin kimliği belirli bir kişiye doğrudan ilişkin olması nedeniyle kişisel veri niteliği taşıdığı tespit edildi. Ayrıca, işverenin “ahlak ve iyi niyet” iddiasının hangi somut fiillere ve hangi delillere dayandığının açıkça ortaya konulmadığı, buna rağmen bu ifadenin SGK kayıtlarına işlenmesinin ölçüsüz ve orantısız olduğu ifade edildi.
Yüksek Mahkeme, henüz yargı denetiminden geçmemiş bir iddianın, geniş ve ayrıştırılmamış bir kod altında resmî kayda alınmasının; masumiyet karinesi, özel hayata saygı, çalışma ve sözleşme özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması ilkeleriyle bağdaşmadığını değerlendirdi.
Davaya konu düzenlemenin, Anayasa’da güvence altına alınan çalışma hakkını ve kişisel verilerin korunmasını, açık bir kanuni dayanak olmaksızın sınırladığı da kararda özellikle vurgulandı. Bu gerekçelerle, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin Ek-5 bölümünde yer alan “29 – işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeniyle fesih” ifadesinin iptaline, temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
Karar, yalnızca davacı açısından değil, SGK kayıtları nedeniyle iş hayatında damgalandığını düşünen binlerce çalışan için de emsal niteliği taşıyor.




