RUH SAĞLIĞI

Çocuklar neden suça ve şiddete yöneliyor? Uzmanlar uyarıyor

Çocukların suça ve şiddete yönelmesi, son yıllarda ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun en fazla kaygı duyduğu başlıklardan biri haline geldi. Uzmanlara göre bu tablo, tek bir sebeple açıklanamayacak kadar karmaşık. Aile içi ilişkilerden sosyal çevreye, okul deneyiminden dijital içeriklere kadar birçok etken, çocukların davranış gelişiminde belirleyici rol oynuyor.

AGEM Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Kurucusu Nöropsikolog Merve Tuğçe Ertaş, çocuklarda saldırganlık ve suça eğilimli davranışların çoğu zaman ani bir kırılmanın değil, uzun süredir biriken risklerin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Ertaş’a göre meseleyi yalnızca disiplin sorunu gibi görmek, asıl nedenleri gözden kaçırmaya yol açıyor.

Çocuklar şiddeti çoğu zaman çevresinden öğreniyor

Uzmanlara göre çocukların davranış dünyası, içinde büyüdükleri ortamdan bağımsız düşünülemiyor. Ev içinde sürekli öfkeye, aşağılamaya, bağırışa ya da şiddete maruz kalan çocuklar, zamanla bu dili sıradan görebiliyor. Benzer şekilde ihmal edilen, duygusal desteği zayıf olan veya tutarsız tutumlarla büyüyen çocuklarda da davranış sorunları daha görünür hale gelebiliyor.

Merve Tuğçe Ertaş, çocuğun yalnızca yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarını nasıl anlamlandırdığıyla da şekillendiğini vurguluyor. Güvende hissetmeyen, anlaşılmadığını düşünen ve duygularını sağlıklı biçimde ifade etmeyi öğrenemeyen çocukların öfkelerini farklı biçimlerde dışa vurabildiğine dikkat çekiliyor.

Aile ortamı en güçlü koruyucu alanlardan biri

Uzmanlar, güvenli bağlanmanın kurulduğu, iletişimin açık olduğu ve sınırların net biçimde belirlendiği aile ortamlarının çocuk için güçlü bir koruyucu zemin oluşturduğunu ifade ediyor. Çocuğa hem sevgi hem sınır sunabilen aile yapılarında, saldırganlık ve suça yönelme riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor.

Buna karşılık aşırı baskıcı, ilgisiz ya da tutarsız ebeveynlik biçimlerinin, çocuğun iç denetim becerilerini zayıflatabildiği kaydediliyor. Ertaş’a göre burada önemli olan yalnızca çocuğu kontrol etmek değil; onunla bağ kurmak, duygusunu anlamak ve davranışına sağlıklı sınırlar çizebilmek.

Ergenlik dönemi riskleri daha görünür kılıyor

Çocukluktan ergenliğe geçiş süreci, duygusal ve davranışsal açıdan en hassas dönemlerden biri olarak görülüyor. Dürtü kontrol mekanizmalarının henüz tam olgunlaşmaması, risk alma eğiliminin artması ve kimlik arayışının yoğunlaşması, bu dönemde çocukları daha kırılgan hale getirebiliyor.

Uzmanlar, her öfke belirtisinin doğrudan suç davranışına işaret etmediğini, ancak bazı uyarı işaretlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ani içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, kurallara aşırı direnç, empati kaybı, arkadaş çevresinde belirgin değişim ve şiddet içeriklerine aşırı ilgi, dikkat edilmesi gereken başlıklar arasında gösteriliyor.

Dijital dünya da çocukların davranışlarını etkiliyor

Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel çevresi değil, dijital çevresi de davranış gelişiminde önemli rol oynuyor. Şiddetin yoğun biçimde yer aldığı oyunlar, videolar, kapalı çevrim içi gruplar ve saldırganlığı sıradanlaştıran içeriklerin bazı çocuklarda duyarsızlaşmaya yol açabildiği belirtiliyor.

Ertaş, ailelerin yalnızca ekran süresine değil, çocuğun hangi içeriklere maruz kaldığına da dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Hangi oyunların oynandığı, kimlerle iletişim kurulduğu ve çocuğun izlediği içerikleri nasıl yorumladığı, riskleri anlamada belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.

Sorun büyümeden fark edilmesi gerekiyor

Uzmanlara göre çocukların suça yönelmesini önlemede en etkili yol, erken farkındalık ve zamanında müdahale. Sorun ortaya çıktıktan sonra yalnızca cezaya odaklanan yaklaşımların çoğu zaman yetersiz kaldığı, önleyici ve destekleyici yöntemlerin ise daha kalıcı sonuçlar verdiği ifade ediliyor.

Bu kapsamda ailelerin çocuklarıyla düzenli iletişim kurması, öğretmenlerin davranış değişikliklerini erken fark etmesi ve gerektiğinde psikolojik destek süreçlerinin gecikmeden devreye alınması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çocuğun yalnızca davranışına değil, o davranışın arkasındaki duygusal ihtiyaca da bakılması gerektiğini vurguluyor.

Çözüm sadece ailede değil, okulda ve toplumda da başlıyor

Uzmanlar, çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemenin yalnızca anne babaların sorumluluğuna bırakılamayacağını belirtiyor. Okul iklimi, akran ilişkileri, mahalle yapısı, medya dili ve sosyal destek mekanizmaları da bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Merve Tuğçe Ertaş, çocukların çoğu zaman bir anda değişmediğini, aksine uzun süre görülmeyen veya ciddiye alınmayan sinyaller verdiğini ifade ediyor. Bu nedenle çocukları yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmek yerine, onları bu noktaya getiren şartları konuşmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğu vurgulanıyor.

Uzmanlardan ailelere çağrı

Uzmanlar, ailelerin çocuklarının yalnızca okul başarısına ya da dışarıdaki davranışına odaklanmaması gerektiğini belirtiyor. Çocuğun duygusal durumu, arkadaş ilişkileri, öfke ile baş etme biçimi ve dijital dünyadaki varlığı da en az bunlar kadar önem taşıyor.

Sevgi, sınır, güven ve iletişim dengesinin kurulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, riskli davranışlara karşı daha dayanıklı hale geldiği ifade ediliyor. Çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemede en etkili adımın ise, erken dönemde kurulan sağlıklı ilişki olduğu belirtiliyor.