Bilim dünyasında yapılan çalışmalar, Cupriavidus metallidurans adlı bir bakterinin, altın içeren toksik metal bileşiklerine maruz kaldığında dikkat çekici bir savunma mekanizması geliştirdiğini ortaya koydu.
Araştırmalara göre bu bakteri, çevresinde bulunan altın iyonlarını (Au³⁺) hücre içi biyokimyasal süreçlerle elementel altına dönüştürebiliyor. Bu dönüşüm, bakterinin toksik metallere karşı kendini koruma stratejisinin bir parçası olarak gerçekleşiyor.
Altın “üretimi” nasıl gerçekleşiyor?
Bilim insanları, söz konusu bakterinin:
• Altın iyonlarını hücre içinde indirgediğini,
• Bu sayede mikro ve nano boyutta altın parçacıkları oluşturduğunu,
• Oluşan altının kimyasal olarak elementel altın niteliği taşıdığını belirtiyor.
Ancak uzmanlar, bu sürecin ticari ölçekte külçe ya da takı yapımına uygun altın üretimi anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Ortaya çıkan altın, laboratuvar ölçeğinde ve parçacık formunda bulunuyor.
Çevre için umut verici potansiyel
Çalışmaların en dikkat çekici yönü, bu bakterinin çevre dostu madencilik ve kirlilik giderimi alanlarında ilham kaynağı olma ihtimali.
Araştırmacılara göre:
• Ağır metallerle kirlenmiş maden sahalarında,
• Kaçak madencilik nedeniyle zarar görmüş toprak ve su kaynaklarında,
• Kimyasal yöntemlere kıyasla daha düşük çevresel etkiyle metal dönüşümü sağlanabilir.
Bu nedenle söz konusu bakteri, altın üretiminden çok biyoremediasyon ve biyomadencilik çalışmaları açısından bilimsel değer taşıyor.
Bilim insanları uyarıyor
Uzmanlar, bakterinin “altın dışkıladığı” ya da “doğrudan saf altın ürettiği” yönündeki popüler anlatımların bilimsel gerçekliği yansıtmadığını belirtiyor. Çalışmalar hâlen deneysel aşamada ve endüstriyel uygulamaya geçilmesi için uzun bir araştırma süreci bulunuyor.
Sonuç
Doğa, ağır metallere karşı şaşırtıcı çözümler geliştirebiliyor. Cupriavidus metallidurans, altın iyonlarını zararsız hâle getirirken elementel altın oluşumuna yol açabilen nadir biyolojik örneklerden biri olarak bilim dünyasının ilgisini çekmeye devam ediyor.





