Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medyada anonim hesaplar üzerinden yapılan paylaşımlara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Gürlek, bir kişinin sosyal medyada yorum yapması halinde kimliğinin belli olması gerektiğini vurgulayarak, özellikle yargı süreçlerini etkilemeye yönelik paylaşımların ciddi bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, “Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Herkes itibar suikastına uğruyor. Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar” sözleriyle, dijital ortamda sorumluluk ve şeffaflık ilkesine dikkat çekti.
Son yıllarda özellikle yüksek profilli davalarda sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyalar, kamuoyunu yönlendirme ve yargı süreçlerine baskı oluşturma iddialarını da beraberinde getiriyor. Hukuk çevreleri, dijital mecralarda yapılan kontrolsüz paylaşımların masumiyet karinesini zedeleyebileceğine işaret ediyor.
Dünyada Benzer Uygulamalar Var mı?
Sosyal medyada gerçek kimlik zorunluluğu veya anonim hesapların sınırlandırılması konusu yalnızca Türkiye’de değil, birçok ülkede tartışılıyor.
Almanya, 2017 yılında yürürlüğe giren Ağ Yaptırım Yasası (NetzDG) ile sosyal medya platformlarına, nefret söylemi ve yasa dışı içerikleri hızla kaldırma yükümlülüğü getirdi. Kimlik zorunluluğu doğrudan uygulanmasa da, platformların kullanıcı bilgilerini hukuki süreçlerde yetkililere sunabilmesi mümkün.
Fransa’da mahkeme kararıyla anonim kullanıcıların kimlik bilgilerinin tespiti sağlanabiliyor. Özellikle hakaret ve iftira davalarında dijital izler üzerinden gerçek kişiye ulaşılabiliyor.
Güney Kore, bir dönem internet sitelerinde gerçek isimle yorum yapma zorunluluğu getirmiş, ancak 2012 yılında Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle iptal etmişti.
Çin ise sosyal medya ve dijital platformlarda gerçek kimlik kaydı sistemini uzun süredir uyguluyor. Kullanıcıların platformlara gerçek isim ve kimlik bilgileriyle kayıt olması zorunlu.
ABD’de ise genel bir gerçek isim zorunluluğu bulunmuyor. Ancak mahkeme kararlarıyla anonim hesap sahiplerinin kimlik bilgileri platformlardan talep edilebiliyor. Özellikle hakaret, tehdit ve organize karalama kampanyalarında yargı süreci devreye giriyor.
İfade Özgürlüğü – Sorumluluk Dengesi
Uzmanlar, dijital çağda ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki dengenin her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtiyor. Anonimlik bazı durumlarda ifade özgürlüğünü koruyan bir kalkan olarak görülürken, bazı durumlarda ise hesap vermezliğe zemin hazırlayabiliyor.
Adalet Bakanı Gürlek’in açıklamaları, önümüzdeki dönemde sosyal medya düzenlemeleri konusunda yeni bir yasal çerçevenin gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Özellikle yargı süreçlerini etkilemeye dönük paylaşımlara karşı daha net ve bağlayıcı adımların atılabileceği değerlendiriliyor.
Kamuoyunda ise tartışma iki eksende ilerliyor: Bir yanda dijital linç ve itibar suikastlarına karşı güçlü önlem talebi, diğer yanda ifade özgürlüğünün daralacağı yönündeki kaygılar.
Sosyal medya artık yalnızca bir iletişim alanı değil; aynı zamanda hukukun, siyasetin ve toplumsal algının kesişim noktası. Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, bu dengenin nasıl kurulacağını belirleyecek.