Bu farkı yalnızca fiziksel sağlıkla açıklamak mümkün değildir. Çünkü yüksek enerji sadece güçlü kaslara ya da normal laboratuvar sonuçlarına sahip olmak anlamına gelmez. İnsan bazen bedenen sağlıklı olduğu hâlde ruhsal olarak tükenmiş hissedebilir. Buna karşılık yoğun bir yaşam sürmesine rağmen içindeki canlılığı koruyabilen insanlar da vardır.
Peki bu fark nereden kaynaklanır?
Günümüzde pek çok insan enerjisini artırmanın yollarını arıyor. Daha iyi beslenmek, daha fazla uyumak veya çeşitli destek ürünleri kullanmak bu arayışın bir parçası hâline gelmiş durumda. Oysa bazen asıl soru şudur:
Sahip olduğumuz hayati kuvveti nerelerde tüketiyoruz?
Yaklaşık bin yıl önce yaşayan büyük hekim İbn-i Sina'nın eserlerinde, günümüzde kullandığımız anlamıyla “enerji” kavramı yer almaz. Bunun yerine “kuvvet”, “hayati kuvvet” ve “itidal” gibi kavramlar öne çıkar. Onun sağlık anlayışına göre insanın bedensel ve ruhsal iyilik hâli, sahip olduğu kuvveti dengeli kullanabilmesine ve yaşamındaki ölçülülüğü koruyabilmesine bağlıdır.
Hayati Kuvvet Nasıl Korunabilir?
İbn-i Sina'nın denge anlayışı ve yaşam tarzına ilişkin görüşlerinden esinlenerek, günümüz psikoloji ve davranış bilimleriyle de uyum gösteren bazı temel ilkeler şöyle özetlenebilir:
- Kontrol edilemeyen konular üzerinde gereğinden fazla durmamak,
- Geçmiş olayları sürekli zihinde tekrar etmemek,
- İnsan ilişkilerinde sağlıklı sınırlar oluşturmak,
- Sürekli olumsuzluk üreten ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak,
- Her tartışmada haklı çıkmaya çalışmamak,
- Zihni gereksiz meşguliyetlerden korumak,
- Hayatın her alanında dengeyi gözetmek.
İbn-i Sina'nın üzerinde önemle durduğu kavramlardan biri “itidal”, yani dengedir. Bu denge yalnızca yeme içme veya uyku ile ilgili değildir; düşüncelerde, duygularda ve davranışlarda da ölçünün korunmasını kapsar. Çünkü insanın kuvvetini tüketen etkenler her zaman fiziksel değildir.
Modern yaşamın en belirgin özelliklerinden biri sürekli zihinsel meşguliyettir. Gün içerisinde yaptığımız işlerden çok, düşündüğümüz konular nedeniyle yorulabiliyoruz. Geçmişte yaşanan bir olay, söylenmiş bir söz, geleceğe ilişkin belirsizlikler ya da kontrolümüz dışında gelişen durumlar zihnimizde gereğinden fazla yer kapladığında zamanla fark edilmeyen bir yorgunluk ortaya çıkabilir.
Ruhsal dayanıklılığı ve yaşam enerjisi yüksek görünen bireylerin ortak özelliklerinden biri, her düşünceye aynı düzeyde zihinsel kaynak ayırmamalarıdır. Kontrol edemedikleri konular üzerinde sürekli zihinsel enerji harcamak yerine, etkileyebilecekleri alanlara odaklanırlar. Bu yaklaşım yalnızca psikolojik rahatlık sağlamakla kalmaz; üretkenliği ve yaşam doyumunu da artırabilir.
İnsan ilişkileri de ruhsal kuvvet üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Sürekli şikâyet eden, olumsuzluk üreten veya çatışma yaratan kişilerle iletişim kurmak zamanın yanı sıra dikkati ve iç huzurunu da tüketebilir. Ruhsal enerjisini koruyabilen bireyler ise her ilişkiye aynı ölçüde yatırım yapmaz; nerede durmaları gerektiğini bilir ve gerektiğinde sağlıklı sınırlar çizerler.
Özellikle sosyal medya ve dijital iletişim ortamları bu yükü daha da artırmaktadır. Her konu hakkında fikir belirtmek, her tartışmaya katılmak ve her eleştiriye cevap vermek gerektiği düşüncesi birçok insanı farkında olmadan yorabilir. Oysa bazen sessiz kalmak, cevap vermekten daha değerlidir. Bazen de bir tartışmayı kazanmak, iç huzurunu kaybetmeye değmez.
Yüksek yaşam enerjisine sahip görünen insanlar, zamanlarını ve zihinsel kaynaklarını gerçekten değer verdikleri insanlar, anlamlı amaçlar ve üretken uğraşlar için kullanmayı tercih ederler.
Aradan geçen yaklaşık bin yıla rağmen İbn-i Sina'nın denge ve ölçülülük anlayışı güncelliğini korumaktadır. Modern yaşamın karmaşasında çoğu zaman yeni bir enerji kaynağı arıyoruz; oysa belki de asıl ihtiyaç, sahip olduğumuz hayati kuvveti gereksiz kaygılar, bitmek bilmeyen tartışmalar ve kontrol edemediğimiz olaylar uğruna tüketmediğimizi fark etmektir.
Sonuç olarak, yüksek enerji çoğu zaman daha fazlasını yapmakla değil; zamanımızı, dikkatimizi ve zihinsel gücümüzü gerçekten değer verdiğimiz insanlara, amaçlara ve üretken uğraşlara yönlendirebilmekle ilgilidir. Belki de güçlü hissetmenin sırrı, yeni bir enerji aramak değil, var olan hayati kuvvetimizi bilinçli ve dengeli kullanmayı öğrenmektir.
Kaynaklar
- İbn Sina. El-Kanun fi't-Tıb (The Canon of Medicine). Çeşitli baskılar ve çeviriler.
- Gutas D. Avicenna and the Aristotelian Tradition. Brill Academic Publishers.
- McEwen BS. Protective and damaging effects of stress mediators. N Engl J Med. 1998;338(3):171–179.
- American Psychological Association. Stress management and resilience konusunda yayımlanan bilimsel kaynaklar ve rehberler.